Ana Sayfa

 
 

Edebiyat

 
 

Öyküler

 
 

Makaleler

 
 

Şiirler

 
 

Tiyatro

 
 

Hakkımızda

 
 

İletişim

 
     
  Hidayet Karakuş
Nazan Duman
Kübra Durmuş
Gülçin Can
Hüseyin Durmuş
Emrah Buran
 
 

 
   
     
 

YAZILARINIZI
BEKLİYORUZ





kafiyenet okurlarının siteye katkılarını bekliyoruz.
Yazılarınızı iletin, yayınlansın.
Şimdiden katkılarınız için teşekkür ederiz.

İletişim adresi olarak
yazi@kafiye.net
adresini kullanabilirsiniz.

 
     
     
  
   DENEME    
   MELİKE  AŞKIN  
 

                                          
                                           
 
 ACI

               Acıyı parmaklarında bile hissedersin…. Gözlerin hep uzakta, hiçbir şey görmez duymazsın… Aklın hep oradadır. Kelimeler hep yetersiz… Zaman geçmek bilmez. İnançların kaybolmuş ve sen ortada kalmışsındır. Boşluk her yanını sarmıştır. Sevgiye özlemin her geçen gün artar. Ama sen çıkarmak zorundasındır o koca kara kutuyu içinden. Taşıyamayacağın kadar ağırdır oysa. Acı çekersin…. Soğuk olur için… Her daim kışı yaşamak gibi. Hiçbir şeyde yoğunlaşamazsın ve yaşadığın güzelliklere dönüp bakmak bile istemezsin. Hayatın ezberlenen birkaç cümleden ibaret olur. Günaydın, iyi geceler vs. Hiçbir şey içten değildir gözünde. Zamana ve insanlara karşı bir nefretin başlar…. Yargılayıp, sorgulamadığın anda suçu onlarda arasın. Ellerin boş kaldığında o suçlara sığınırsın. Hep senin özlemin giderilsin, hep sen mutlu ol istersin. Gözlerinin önündeki perde yüzünden hak edilmeyen anda, hak ettiğini düşündüğün şeyleri yaparsın. Dönüp baktığında hep sevgi denen o belanın bencilliğini görürsün. Yapmayacağın şeyleri yapmış, verdiğin tavizlerin hepsi bir hiç haline gelmiştir. Ağlayamazsın ve bu acını daha da  büyütür. Baktığın her şeyde, tanıştığın her insanda bir parça özleminden ararsın. Bir teselli…. Gözlerin her dolduğunda acını içine atarsın. Ve acın saklandığı yerden her çıktığında  gözlerin ve yüreğin paramparça olur. Ateşle buzun dansı vardır içinde. Bu dengesizlik seni  allak bullak eder. Çığlıkların acının içinde çakılıp kalır ve sen boğulduğunu hissedersin. Doğrular terk eder seni. Her şey baştan başladığında ne inanç kalır, ne de sevgi… Düşünür hep için… Sınırları zorladığını sanarsın… İçinde acıya yer kalmadığını düşünürsün.  Gözlerin görmez, yüreğin ağlar olur… Hayal kırıklıkları batar hep içine….
             Kendi benliğinle kavgaya başlayıp yenik düştüğünde, verdiğin değere üzülmeyip, birilerinin ya da bir şeylerin yokluğuna ağlarsın. Sevgin bir şelale gibi güzeldir, güçlüdür, bağlayıcıdır ve vazgeçmek cehenneme düşmek gibi bir şeydir.  İçindeki ateşe su, buzaysa sıcaklık ararsın. Kahredersin kendini. Sevgiyi doğru yaşamak için hep denemişsindir ve sonu hep acı olmuştur. İşte bunu anladığında, daha da kahrolursun. Kendi kendine isyan edersin. Eskiden yalan da olsa birkaç umut vardır içinde. Özlemi yaşamak sevgiyi kanıtlar zaten.  Böyle düşünürsün ama şimdi bu çıplak ve çok  gerçek olan acıyı karşına alıp yüzleşmek ölüm olur gözünde. Boşluğa bakar olur gözlerin. Pis bir koku gibi dağılır içindeki acı çevrene. Nefes almak bile güçleşir. Yaşadığın her an bir damla kezzap… Yakar geçer… Ama  ölüm yoktur. Sindire sindire acı çekmek zorundasındır. Ellerin bir anda bomboş kalıverir. Ne içtiğin su ferahlatır ne de giydiğin kazak ısıtır içini. Şimdi de hak etmediğini düşündüğün şeyleri yaşadığın için üzülürsün… Kahrolası bir deliğe tıkılıp kalırsın, yaşadığın her ana lanet edersin…

                 Kelimeler yetersiz kaldığında, kendinle ya da sevginle baş edemediğinde, zamanı bir türlü ilerletemediğinde, gözyaşların tükenip acı bir gülümseme halini aldığında, geçmişini özlediğinde, yalnızlığı bir korku olarak görüp o korkuyu doyasıya yaşadığında, inançlarını ve insanlarını kaybettiğinde, içindeki kışı söküp atamadığında, bir şeyleri geri getirme düşüncesi aklından çıkmadığında, eskiye dönük yaşadığında,ne yapılmış olunursa olsun affedebileceğin düşüncesiyle ağladığın her anda, dünyaya her küfür ettiğinde, isyanlarını bastıramadığında, saatler geçmek bilmediğinde ve o geçmeyen saatlerde, kelimesi kelimesine yaşanan her şeyi tekrar tekrar yaşadığında, ne sana, ne de mantığına ya da hayata uymayan şeyleri her yaptığında ve son olarak kurduğun ya da kurulan her cümlenin sonunda “şöyle olmuştu…” dediğinde teninde yağmurları hissedemezsin. Hayatı yaşayamazsın. Karşı koyma gücün tükenir ve sen kendinle olan savaşını kaybedersin. Hayata attığın gülücükleri özlersin. Gülüşünü, tazeliğini bakışlarının, hayatını özlersin. Yaptığın saçmalıklara gülersin kendi kendine  ve sana deli gözüyle bakarlar. Zaman senin istediğin hızda  olmasa bile geçer… Çok şey yaşamışsındır. Yanlış anlaşılmasın; hiçbir şey unutulmuş değildir; unutulamaz da… Ama hayatı özlersin. Çektiğin acılar, yaşadığın sıkıntılardan öğrendiğin şeyleri uygulama vaktin gelmiştir. Bu insanın doğasındadır. “Hiçbir şey” dememeyi öğrenmişsindir cümlelerinde ve bunu uygulama vaktin gelmiştir. Gözündeki perde açılmıştır artık. Doğrular benliğinde ve ateş-buz savaşı sona ermiştir.Çözüm karşında ve sen doğru olanı bulmuşsundur. Bir şeyleri unutmaya çabalamak kendine yapacağın işkenceden başka bir şey değildir. Bu yüzden bir şeyleri unutmak yerine hatırlamamayı tercih edersin. Yaşadığın iyi ya da kötü şeylerden pişmanlık duymadığında zaten sen yaşananlardan bir şeyler çıkarabilmişsindir kendince….
             İşte bu kadar… Sevginin bencilliğini anlattım size. İçimdeki sonuca gelince; ben sevmekten korkuyorum…. Acıdan korkuyorum…..





 

 
     Ana Sayfa                                                                 
     
   
 

        

 
     
 

 
     
     
 

 
   Günlük Özgürlük  
 


SICACIK BİR İLGİ,

GÜLER YÜZLER,
SADECE HİZMET,

GÖRMEK   İÇİN
BUYURUN
BİZ
YAVUZ OPTİK
EMRİNİZDE
LÜTFEN
SİZLERDE
GÜLER MİSİNİZ!

Adres:İstasyon Cad..No.44
SÖKE
0256 518 48 83
 

 
     
  Dr Tuncay Filiz
Milli Eğitim Baka.Çanakkale
Kültür ve Turizm
İzmir Belediyesi
Konak Belediyesi