|
|
| |
MAKALELER |
|
| |
ŞULE AKAR |
|
| |
acılarmı bizi olgunlaştıran
her günkü bir gündü. ramazan başladığından beri
iftara yetişmek için patronlar ve tüm çalışanlarla
beraber erken çıkıyorduk işten. kartala kadar
beraber geliyorduk beni minibüs durağına
bırakıyorlardı. minibüse binip pendiğe evime
geliyordum hep. bugünde öyle olacaktı. sadece bu
defa bursa müdürümüzün arabasını yoldan almak için
durağa gelmeden durduk. ben onları beklemeyip indim.
durağa kadar yürüyeyim dedim.nerden bilirdim ki bu
yürüyüşün bu akşamımı değiştireceğini. nerden
bilirdim ki öğreneceğim gerçekle sarsılıp
üzüleceğimi. hep yalnızlıktan dert yanmıştım
yazılarımda. önce işsizlik üzüntüm olmuştu. iş
bulunca uçup giden. sonra yalnızlıktı dertlendiğim.
şimdi ne komik geliyor bu sorun bana. hele bu
akşamdan sonra...
1986 yılında 22 yaşında ama o zamanlar kafaca
yaşından daha küçük daha cahil ve safça bir gençkız
olarak evlilik yapmıştım. ruhen beni çok sarsan ve
boşanmayla biten bir evlilikti. eşim iyi bir insandı
ama iyi insan olması mutlu olmaya yetmiyordu.
yaşadıklarım beni öylesine zorlamıştı ki boşanmayı
asla düşünmeyen biri iken ayrılma kararı almıştım.
boşanmıştık birçok sorunlar yaşayarak. o tarihlerde
o kadar sarsılmıştım ki allaha ''onu karşıma çıkarma
beni selam vermek zorunda bıraktırma'' diye dualar
etmiştim. ve gerçektende ona muhitlerimiz birbirine
yakın olmasına ortak dostlarımıza rağmen
rastlamamıştım. sonra onun evlendiğini duymuştum.
evlendiği eşinin çocukları sayesinde evlat sahibi
olduğunu da öğrenmiştim. onca yıldan sonra bu akşam
arabadan indiğim yerde eltimin erkek kardeşine
rastladım. yıllar sonra birbirimizi tanıdık gözgöze
geldik. tebessümle selamlaştık ve sohbete başladık.
ayaküstü nerdeyse yarım saate varan bir dialogtu.
hayattan yaşadıklarımızdan bahsediyorduk. derken
bana sen bilmiyorsun sanırım birol (ayrıldığım
eşimden bahsediyordu) çok fazla hastalık geçirdi.
yaşadığı rahatsızlıkların sonunda bacağını kesmek
zorunda kaldılar dedi. üstelik takma bacak
takılmasına meydan vermeyecek bir durum kalçadan
kesilmiş.duyduğum anki şaşkınlığım üzüntüm birbirine
karıştı. bencilce keşke sana rastlamasaydım bu
gerçeği bilmeseydim dedim. eşi çalışıyormuş birola
annesi bakıyormuş. içim acıdı bir an. eve gelir
gelmez ailemle paylaştım. onlar birolu çok
severlerdi evliliğimi bitirmemi istemelerine rağmen.
zaman zaman onun iyilikleri konuşulurdu soframızda.
iskenderi çok severdi. anneme tabak yolla derdi zili
çalıp. sonra özel olarak kebap yaptırıp getirirdi.
kardeşim de alırdı uludağa gittiğimizde. araba
kullanmayı o öğretmişti bana. ehliyet sınavına onun
arabası ile girmiştim. yıllar geçince yaşanan kötü
şeyler unutuluyor hep güzellikler hatırlanıyor.
ailemle bu akşam haliyle bunlar konuşuldu hep.
onlarda üzüldü benim kadar. lokmalar boğazımda
dizildi yutkunamadım.
insan iyiki sağlıklıyım diye şükredemiyor böyle bir
gerçeği duyunca. yada iyiki boşanmışım diyemiyor.
yarın benim başıma ne gelecek ve ben ne yaşayacağım
hiç bilmiyorum. yaşam hergün önümüze başka başka
gerçekler getiriyor. şuan ayaklarıma baktıkça
gözlerim doluyor. gözyaşlarıma hakim olamıyorum.
gidip ona geçmiş olsun demek isterken bunu yapmanın
sadece ona acı vereceğini bildiğimden susuyorum.
öyle acılar çekmiş ki ölmeyi istemiş hep. cahildik.
hatalar yaptık. birbirimizi üzdük kırdık incittik.
ama yinede onun bunları yaşamasını istemezdim. çok
üzgünüm. gerçekten üzgünüm. bu gece canım acıyor...
içim yanıyor. karmakarışık duygular içindeyim. onun
için allaha dua etmekten başka yapabileceğim bir şey
yok sanırım.
Allahım ona dayanma gücü ver. sabır ver. huzur ver.
kolay değil bu gerçekle yaşamak. yaşama gücü ver..
Allah kimsenin başına vermesin böyle bir dert.
Halimize şükürler olsun
Şule Akar
27.09.2006
Saat: 21.46
|
|
| |
ANA SAYFA |
|
|
|
|