|
|
| |
MAKALELER |
|
| |
FAHRİYE HAMZAÇEBİ |
|
| |
AH!......AKŞAMLAR
Akşamın hüznü
içime
çöktüğünde,
ufukta beliren
kızıl bir çarşaf
gerildi denizin
üzerine.
Ayaklarım beni
geniş yürüyüş
yolunun kocaman
ağaçları altına
götürdü
sessizce.
Yürüdüm uzun
uzun, ne sert
bir tokat gibi
yüzümde patlayan
rüzgar, ne de
arabaların uzun
farları akşamın
hüznünü geri
döndürmedi.
Fümeden bozma
bir ağıt
yayıldı kente,
yetim bir hüzün
anadan üryan bir
yalnızlık, ahhh
akşamlar......
Bir
arabanın
tutmayan
frenleri gibi
akşamlar dolu
dizgin geceye
götürüyordu
bizi. Gün be gün
sisli, koyu gri
gecelere,
zaman zaman
parlayan
yıldızlı
gecelere,
hangisi olursa
olsun geceler
kapalıydı
gerçeğe,
örtüyordu üstünü
kalın bir yorgan
gibi
kötülüklerin.
Oysa loş bir
lambadır
akşamlar, ıslak
kirpiklerin cama
düşen
gölgesidir. Ilık
bir gözyaşıdır
yanağımızdan
süzülüp buz gibi
karların üstünde
intihar eden,
ahhh akşamların
uzayan yolcusu
geceler...
İçinde kahkaha
yok, karanlık
çok! karanlık,
özleyiş var
terkediş var.
Ellerimizdi
gökkuşağını
renklere
bürüyen,
çatılmış
kaşlarımızdı
gecenin ahengine
isyan. İlle de
ufuksuz, uykusuz
şafaklarda
yarına nöbet
beklemek mi ?
gerekiyor.
Yaşanmamış
baharlar,
tadılmamış
zamanlar, ayaz
kış hüzünlerim.
Sabahı hiç
olmayacak
sandığım
karanlık
gecelerim hala
terk etmiyorsa
beni, şimdi
acılar
biriktiriyorum,
kaçak yüreklerin
yıkım
çalışmalarından.
|
|
|
|
|
| |
ANA SAYFA |
|
|
|
|