AH
YALNIZLIĞIM
Hoş
geldin
sefalar
getirdin
gönül
haneme
geç
buyur,
her
zamanki
başköşene.
Seni
en
nadide
çiçekler
gibi
ağırlamalıyım.
İstersen
bir
fincan
kahveden
başlayalım
işe.
Az
şekerli
yüreğimin
sıcaklığı,
süt
yerine
sohbetimizi
ekleyelim.
Biz
seninle
neler
yaşadık.
İhanet
hırkasını
sırtına
geçirmiş
ne
dost
yüzler
tanıdık.
Duygu
simsarlarının
elinde
saf
duygularımızın
satıldığına
şahit
olduk.
Yüreğimizin
en
ince
yerinden
vuruluşumuzda,
içimizin
her
kanayışında
her
şeye
rağmen
bir
yerlerde
sarıp
sarmalayarak
büyüttüğümüz
sevgiye
sarıldık.
İnsanların
ikinci
yüzünü
sonradan
öğrendiğimizde
dönüp
te
yaralarımızı
kendimiz
sarmadık
mı?
Şunu
hiç
öğrenemedik.
Yüzümüze
vuran
yalancı
güneşe
açtık
gönlümüzün
çiçek
bahçelerini.
Oysa
hiç
düşünemedik,
her
yalancı
baharın
ardından
zemheri
bir
ayazın
bizi
vuracağını.
Kaç
kez
yenik
düştük,
üşüdük,
titredik
ıssız
sokaklarda
itler
gibi
acı
çektik.
Ne
fırtınalara,
ne
boralara
verdik
yüreğimizi
kanadık
bin
acı
sözle.
Biz
mi?
yanlış
öğrendik,
bize
öğretmediler
mi?
Bunca
şeye
rağmen
gönlümüzdeki
filizleri
hep
canlı
tuttuk.
Tıpkı
yüreğimizdeki
küçük
masum
kız
gibi,
gözleri
ufukta
ileriye
ve
umuda
yürüyerek.
F.HAMZAÇEBİ