|
ANNE OLMAK
Anne sevgisinin en yoğun olarak yaşandığı,
yaşatıldığı günlerdeyiz. En güzel sözcük…
Yaşamımızı borçlu olduğumuz gönüllü
paydaşımız, koruyucu meleğimiz anne!
Kimseyi sizi sevdiğimiz kadar sevemeyiz.
Doğduğumuz anda sevginizi içimize
ekmişsiniz.
Bizim en güvenilir sığınağımızsınız. Ama
senin hor kullanılmana gönlüm hiç razı
olmuyor. Bir yanda sonsuz şükran borcu
olduğumuz, hep vermeye alışmış kutsal
varlıklarımız, diğer yanda hep sömürülen
kadın ve anne olduğunun farkına varamayan;
diğer yanda bürokrasi çarkına dahil olmuş
çağı yakalamış asilzade annelerimiz, ne
zaman kendimizi sorgulamaya başlayacağız?
Her geçen gün, tüketim ve marka çılgınlığına
dönüştürülen, günün bir parçası mı olacağız?
Ben tüketim çılgınlığına hizmet eden
annelerden olmak istemiyorum.
Doğa beni her gün kutsuyor. Hediye
yarışlarının olmadığı, çocuğumun boynunun
büküldüğü anları değil, sevginin en
yalınını, en anlamlısını gözlerde görmek
istiyorum. Sevgiyi,uykusuz geçen
gecelerimin, günlerce süren endişelerimin,
kaygılarımın bedeli olarak sunulsun
istemiyorum. Doğanın bana en büyük armağanı
olduğun için, kalbini aç. Verdiğim sürece
sevilen biri değil, vermeden sevilen biri
olmak istiyorum.
2006 yılından 1906 yıllarına doğru uzanmak
içimi burkuyor. 1906 yılında en değerli
varlığını kaybeden Jarvis arkadaşlarının
desteğiyle, annesinin ölüm yıldönümünü
ölümsüzleştirir. Bugünün anneler günü olarak
kutlanmasını sağlarlar. Duyduğu özlem,
yerinin doldurulamayaşı kaybetmenin acısını
ölümsüzleştirmesi biz annelere sunulan en
güzel armağandır. Anneler günü önce yeni
dünya Amerika’da, daha sonra İngiltere’de,
1930 yılından sonrada Avrupa ülkelerinde,
1957 yılından itibaren de ülkemizde
kutlanmaktadır. Tüm ülkeler bu güne anneler
ile ilgili anlamlar yüklemişler. Benim
ülkemin annelerinin misyonları o kadar çok
ki bunların altında annelerimiz eziliyor
gibi. Bu işte de erkeklerin parmağı var
sanki .” Analık, kadının en büyük şerefidir.
Ana gibi yar olmaz. Cennet anaların ayakları
altındadır. Sen bir meleksin. Ana sevgisi
bütün sevgilerin kaynağıdır.” Çok güzel o
zaman babaya gerek yok. Biz tek başımıza her
şeyin üstesinden geliyoruz. Bırakın bize
anlam yüklemeye …
Ben bir meleksem neden beni örnek
almıyorsun? Ben kimseyi incitmiyorum,
kızmıyorum, yaralamıyorum, sokak ortasında
tekme tokat savunmasız insanlara
saldırmıyorum, arenada boğa güreşlerini
seyreder gibi insanların birbirlerini
öldürmelerini seyretmiyorum., Genç beyinlere
nifak tohumlarını ekmiyorum. Neden benim
ülkemin çocukları birbirini boğazlıyor?
Güzel insanlara güzellik yakışır. Bu
günlerde güzellikler eğreti duruyor. Ülkemde
kadın ikici sınıf vatandaş ise, erkeğinin
arkasından iki adım geriden gidiyorsa,
ekonomik olarak erkeğine bağımlıysa, sadece
çocuklarının annesi ise, hala dört duvar
arasından çıkamadıysa, hala okuma yazma
bilmiyorsa, onun günü nasıl kutlu olsun.
İstiyorum ki yurdumun tüm insanları mutlu
olsun; hak ettikleri insanca yaşamı
yakalasınlar. Bizler görmeyen gözlere göz
olmak zorundayız.
Canım anneciğim iyi ki seninle var oldum.
İyi ki yüreğime sevgi tohumlarını ektin.
Sınırsız sevgiyi sende gördüm. Yürek
acısının, hüznün sevince dönüşünü sende
yaşadım. Yüreğinin sıcaklığında ısındım,
gölgende serinledim, ışığın hiç eksilmedi
gün ve gün canım annem. Günün kutlu
olsun…..
Samiye SEZEN SAYIN
BURSA / 10.05.2006
|