|
Dr.
Sait Güngör ELGİN
Eğitim Bilim Uzmanı
SMS:0532-516 09 28
ATATÜRK VE ÜMİT
İstiklâl ve Cumhuriyetimizi kendisine borçlu
olduğumuz Atamızı ve onun arkadaşlarını, 10 kasım
Ata’nın ölüm yıldönümü dolayısıyla bir kere daha
rahmetle, minnetle anıyoruz. Bu vesile ile bir kere
daha yaptığımız veya yapamadığımız işlerin hesabını
kendi kendimize verme geleneğini yaşatmış oluyoruz.
O bize hesap soruyor ve biz ona hesap veriyoruz. Her
yıl on kasımlarda, bize verdiği öğütler, gelecek
için gösterdiği hedefler, medeniyet yolunda
aldığımız yol, ilim ve fende elde ettiğimiz
başarılar HAKKINDA HESABA ÇEKİLİYORUZ onun
tarafından. Gazetelerde, dergilerde, televizyonda
hep bu konularla ilgili açıklamalar, savunmalar,
yerinmeler, hesap verme telaşı içinde sorumluluk
hisseden herkes tarafından bu hesaplaşma hafta
boyunca sürüp gidiyor. Bütün bu öz eleştiriler,
moralimizi bozmamız, ümitsizliğe düşmemiz, geçmişi
hasretle aramamız için yapılmamaktadır. Çünkü
Atatürk’ün bizden istediği en önemli özellik
ümitsizliğe düşmemek, şartlar ne olursa olsun,
Millet için yapılaması gereken işleri yapmaktan asla
kaçmamaktır.
Gençliğe hitabesinin bir yerinde bunu açıkça dile
getirmiştir:
Atatürk’ün Türk Gençliğine Bıraktığı Emanet:
"Saygıdeğer Efendiler, sizi günlerce işgal eden uzun
ve teferruatlı nutkum, nihayet geçmişe karışmış bir
devrin hikâyesidir. Bunda milletim için ve
gelecekteki evlâtlarımız için dikkat ve uyanıklık
sağlayabilecek bazı noktaları belirtebilmiş isem
kendimi bahtiyar sayacağım.
Efendiler, bu nutkumla, Milli varlığı sona ermiş
sayılan büyük bir milletin, istiklâlini nasıl
kazandığını, ilim ve tekniğin en son esaslarına
dayanan Milli ve çağdaş bir devleti nasıl kurduğunu
anlatmaya çalıştım.
Bugün
ulaştığımız sonuç, asırlardan beri çekilen Milli
felaketlerin yarattığı uyanıklığın eseri ve bu aziz
vatanın her köşesini sulayan kanların bedelidir.
Şu
sonucu Türk gençliğine emanet ediyorum.
Ey
Türk gençliği! Birinci vazifen, Türk istiklâlini,
Türkiye Cumhuriyetini, ilelebet muhafaza ve müdafaa
etmektir.” (Atatürk, 1927, s :654)
Büyük
Nutuk okunduğunda görüldüğü gibi, İstiklâl savaşı
sırasında ve Türkiye Cumhuriyetini kuruluş
aşamalarında büyük Ata’nın en bariz özelliği ve Türk
gençliğine hitabesinde de belirttiği gibi hiçbir
zaman ümidini ve Türk milletine olan güvenini
kaybetmemiş olmasıdır.
Onuncu
yıl nutkunda:” …Büyük Türk Milleti! On beş yıldan
beri muvaffakiyet vaat eden çok sözlerimi işittin.
Bahtiyarım ki bu sözlerimin hiç birinde senin
güvenini sarsacak bir isabetsizliğe uğramadım.. “
diyerek, Milletin de güvenini sarsmaktan çekindiğini
göstermiştir.
Ona
layık evlatlar olmamız, onun gösterdiği ilim, fen,
sanat, ziraat, ticaret yolunda Milletimizin
mutluluğu için çalışmak ve çok çalışmak zorundayız.
Saygılarımla
|