BABAMA
Bana
bir
masal
anlat
baba...
İçinde
denizle
balık,
yağmurla
kar
olsun...
Anlatırken
tut
elimi
sıkıca
uykuya
dalıp
git
semde
bırakma.
Senin
yanında
güvendeyim,
huzurluyum
baba.
Kardeşimle
elimden
tutup
okula
gidişim
dün
gibi.
Seni
öyle
büyüttüm
ki
içimde
erişilmez
başı
karlı
dağlar
gibisin
arkamda.
Arkadaşım,
dostum,
sırdaşım
her
şeyim
oldun
hayatta.
Hep
gurur
duydun
bizimle,
okuldan
çağırdıklarında
gelmezdin
toplantılara.
İçten
içe
üzülürdüm.
Herkesin
babası
geliyor
da
benim
babam
gelmiyor
diye.
Nerden
bilirdim,
attığımız
her
adımdan
haberin
olduğunu.
Düştüğümde
kaldıran
sen
oldun,
haksızlığa
karşı
durmayı
öğrettin.
Seninle
çıkardık
yolculuklara,
baba
kız
gibi
değildi
bu
arkadaşça,
dostça.
Herkesin
bir
babası
vardır.
Sizden
önce
geldiği
dünyadan-muhtemelen-
sizden
önce
giden.Biz
kıyısında
dururuz
o
nehrin.
Birgün
nehir
kuruyunca
farkederiz,
akıp
giden
suyun
altındaki
inişleri,
çıkışları,
sevinçleri,
kederleri...yaşanmış
yaşanmamış...
Nehir
kuruyunca
saat
durunca...
Her
baba
dedeyle
torun
arasında
bir
yerde
durur,hep
hayatın
ortasındadır
yeri.Birşeyleri
devralır,
bir
şeyleri
bırakır
kalanlara...
genleri
ve
soyları...Çok
az
insan
için
mal
mülktür
bıraktığı.
Pek
çok
insan
için
korkaklık
ve
cesaret,yılgınlık
ve
metanet,
bencillik
ve
fazilettir..
Sonuçta
orta
yerde
duran
babamızın
işi
zor
zenaattir,
emanetçilik.
Aldığınız
gibi
bırakmak
değildir
aslolan.
Nehrin
dibinde
tortular
bırakmadan
akıp
gitmektir,
cesarete,
metanete
ve
fazilete
doğru.
Annelere
ilişkin
duygular
benzeşir
birbirine.
Oysa
baba
herkes
babasını
kendi
beyninde,
yüreğinde
yaratır
ve
yaşar.
O
nedenle
özeldir
babalar.
Annemi
severim,
çok
severim
ama
babama
benzerim.
Babalar
günün
kutlu
olsun,
ellerinden
öperim.
F.HAMZAÇEBİ