Ana Sayfa

 
 

Edebiyat

 
 

Öyküler

 
 

Makaleler

 
 

Şiirler

 
 

Tiyatro

 
 

Hakkımızda

 
 

İletişim

 
     
  Hidayet Karakuş
Nazan Duman
Kübra DurmuşGülçin Can
Hüseyin Durmuş
Emrah Buran
 
 

 
   
     
 

YAZILARINIZI
BEKLİYORUZ





kafiyenet okurlarının siteye katkılarını bekliyoruz.
Yazılarınızı iletin, yayınlansın.
Şimdiden katkılarınız için teşekkür ederiz.

İletişim adresi olarak
yazi@kafiye.net
adresini kullanabilirsiniz.

 
     
  Yunus Emre
Pir Sultan Abdal
Köroğlu
Erzurumlu Emrah
Dadaloğlu
Aşık Veysel
 
 MAKALELER
  SAMİYE  SEZEN  SAYIN  
 

BAHAR

Baharı uzun yaşıyoruz ya da tam tadında… Unutmuştuk baharları… Yazla kış arasındaki o geçişleri. İnsanın içine ılgıt ılgıt akan yüreğini kıpırdatan, depreştiren, yaşama bir o kadar daha sarmalayan baharı bugünlerde doyasıya yaşıyoruz.
            Yaz gelmekte nazlandı. İyi ki gecikti. Baharı içimize çektik, yenilenmemiz, silkinmemiz zaman aldı. Kimi sevindi, kimi üzüldü, kimi yeni ufuklara yelken açtı. Kimi dost kapısını araladı, kiminin yüzüne kapandı kapılar. Bir sonraki bahara kadar.
             Bu günlerde yeşil daha bir yeşil, çiçekler daha bir güzel. Çocuklar daha bir çocuksu, büyükler daha bir alengirli, daha sıcak, daha yakın sanki. Renkler bu kadar güzel miydi?  Kuşkusuna kapılıyorum. Değişken olan galiba benim. Kuşkusu giderek yoğunlaşıyor. Mevsimlerle eş kılıyorum kendimi..Değişkenlik her insanın yaşam olgusu. Değişimle olgunlaşacağız; rengimizi, ışığımızı, kokumuzu yayacağız yok olurken, tükenirken.
             Bahar akşamında, akşamların tadını çıkarırken; baharla gelen  içime dolan, anılarımdan süzülüp birine  takılı kaldım.Yıllar önce öğrencilerime kompozisyon konusu olarak verdiğim “BAHAR” konusu baharla birlikte gün gibi önüme düştü.Sınıftaki herkes bahar mevsiminin güzelliğinden ,insanlar üzerindeki etkisinden ,çiçeklerden kuşlardan dem vuruyor, harıl harıl kompozisyonlarını yazıyorlardı.İçlerinden bir tanesi vardı ki hala gözümün önünden gitmiyor.Yıllar sonra bile aynı yerde aynı sırada oturuyor.Yaşına göre uzun boylu  dal gibi ince zayıf ,çelimsiz biri.Her an sıranın içinde kaybolacak gibi oturması,soran  ve çaresiz gözlerle bakması … Canım benim!.Nasıl da saf duygularla bezeli .Gülen cam gibi iki göz,kıpır kıpır.. İçi içine sığmayan aniden coşan kabaran ve yatağına çekilen deli dolu bir nehir oluyordu. Hazırcevaptı, her öğrencim gibi zekiydi. Zaman zaman mahcup utangaç hali onu başka bir kimliğe büründürüyordu.
            Davranışlarını hiç renk vermeden izlerdim. Kimi zaman kendimle özleştirirdim, gülerdim kızardım sevinirdim, üzülürdüm. Onu kendi haline bıraktım tıpkı mevsimler gibi…
            Beni annesine benzetiyordu sanırım. Hiç çekinmeden yanıma gelir dertleşirdik Bir arının çiçekten bal alması gibi kısa bir süre içerisinde anne ve babasının ayrı olmasından, babaannesi ile birlikte oturduklarından, her istediğinin yapıldığından söz ederdi. Annesinden söz ederken sesi daha bir canlanırdı, bir ahenk gelirdi, şiirleşirdi. Hiç unutmuyorum bir keresinde annesinden söz ederken, bir an durdu…gözlerimin içine bakarak: - Ben bunu hak ediyor muyum? …- Annemi de babamı da çok seviyorum neden !!!... Deyişi  hala kulaklarımda…
            Bu sitemlerin arkasında mutlaka bir şeyler vardı…Söyleyemediği, anlatmak isteyip de anlatamadığı…  İlkin, sığınacak bir liman arıyordu, sevgiyi sıcaklığı paylaşacak. Kendi içinde bulmuştu ama,dışa vuramıyordu.İçinde büyütmüştü,beslemişti sevgiyi, Aşıktı kendince Bahara…
           İlkin, Baharı çok sevdi. Bahar onun için yaşamdı, toprak, su, hava ve nefesti. Ne zaman göz göze gelse içine bir şeyler akar, boğazı düğümlenirdi. Sözcükler  dudaklarından bir türlü dökülmezdi.Bakmakla yetinirdi.Bir hamle yapabilse, biraz yanına sokulabilse, başka olacaktı.Bahar, tahtaya kalktığında  hayallere dalmayacak, bu kadar acılar çekmeyecekti..Yüzü kızarmayacaktı. Yan yana yürüyebilseydi okul bahçesinde Bahar’ın  elini tutabilseydi.
          -Aaah  ah  gözü kör olsun aşkın…ne yaş dinliyor ne de akıl…
           Bahar hep uzaktı ona,Baharı yaşarken ,Bahar’dan uzak olmak  kahrediyordu onu. İçini kırlara, kuşlara kelebeklere döktü. Sitemini, dört duvar arasında gözyaşlarına akıttı. Kendi içinde yaşadı baharını, Bahar’ı…
           Bir gün, Bahar’ın gideceği hiç mi hiç aklına gelmemişti. Hele vedalaşırken yanağına bir öpücük konduracağını hiç düşlememişti. Sevdası bir mevsimlik oldu, tıpkı bahar gibi. Yüreği yandı yaz boyunca . Unutmak kolay değildi. Yeni sevdalara yelken açmak çok zordu. Mevsimleri yaşamak gerekiyordu. Nereden bilecekti o gün farklılıkları.
             Kompozisyon konusu onun gönül diline tercüman oldu. O saf duygular, art niyetsizlik sözcüklere döküldü.
             “-Baharı çok seviyorum. Onsuz bir yaşam düşünemiyorum.”
            İki sözcükle konuyu anlatmıştı. İlkin’in bahara bakışı çok farklıydı. İlkin Baharı çok sevmişti çok..
          Şimdi nerededir, ne yapıyordur, Baharını bulmuş mudur ? Bilmiyorum. Ama ben, her baharda onu dün gibi anımsıyorum…

 

                                                            Samiye SEZEN –SAYIN
                                                            01 Haziran 2005-Bursa

 

 
 
   

                                                                                              Ana Sayfa

 
     
   
 

        

 
     
 

 
     
     
 

 
   Günlük Özgürlük  
 

 
     
  Dr Tuncay Filiz
Milli Eğitim Baka.Çanakkale
Kültür ve Turizm
İzmir Belediyesi
Konak Belediyesi