|
|
| |
MAKALE
|
|
| |
AYGÜR AYDIN |
|
| |
BENİ
ETKİLEYEN
En çok sevdiğim soru işaretidir. Bilim ve
felsefeyi anımsatır bana. Küçük bir çocuğun
dünyayı anlama çabasını; what is this? sorusuyla
dalga geçen sanatçılar gelir aklıma, gülümserim.
Her halde dünyanın en zor sorusu da, beni
seviyor musun? sorusudur. İki noktaya gelince;
biraz dikkatli ol, unutmaman gereken bir şeyin
tanımını vereceğim biraz sonra. Baharda ilk
nisan yağmuru tanesinin toprakla buluşması
gibidir nokta. Bazen de yorgun bir işçinin son
vücut hamlesi gibi.
Kompozisyon sınavında değilsem eğer paragrafı
severim. Sonuç paragrafında üzerimde bir yük
hissederim.Sanki hep yanlışlık yapacakmışım,
bütünlüğü bozacak, emeklerim boşa gidecekmiş
gibi gelir.
Ah o heyecanlarımı ifade eden ünlemler! Sıradan
ve monoton yaşantımdan can simiti gibi
kurtarıverir. Aşklarım gözlerimin önüne gelir.
Parantezleri ise hiç sevmem. Karşımdakinin sanki
algılaması bozukmuş gibi açıklama içeren
parantezleri?? Köşeli parantezleri; E tipi
hapishaneleri anımsatır bana. F tipi ise
mezarları. İç içe geçen parantezler ise oradan
oraya koşan, labirent de yiyeceğini arayan
fareleri . Ah o virgüller! Ali ile Ayşe'nin
arasına kara kedi gibi nasıl da girerler. Hele
hele o kesik işareti yok mu? Özel mülkiyetin
sembolüdür sanki. Bırak o senin değil, başkasına
ait der kulağıma bir ses...
Tırnak işaretini benzetme için kullanmışsam
muzip bir yaramaz çocuk gibi hissederim kendimi.
Çok yoruldun dur bakalım, soluk al biraz, der
noktalı virgül.
Bazen sözler boğazıma tıkanır. Yarım kalır
cümleler. Bir dosttan ayrılmışım gibi. Hem özlem
duyarım, hem geriye bakmamamın gerektiğini
söyler aklım. İşte o zaman kahrolurum üç
nokta'ya...
Söke / 21.11.2005
AYGÜR AYDIN
|
|
| |
Ana
Sayfa
|
|
|
|
|