Ana Sayfa

 
 

Edebiyat

 
 

Öyküler

 
 

Makaleler

 
 

Şiirler

 
 

Tiyatro

 
 

Hakkımızda

 
 

İletişim

 
     
  Hidayet Karakuş
Nazan Duman
Kübra Durmuş
Gülçin Can
Hüseyin Durmuş
Emrah Buran
 
 

 
   
     
 

YAZILARINIZI
BEKLİYORUZ





kafiyenet okurlarının siteye katkılarını bekliyoruz.
Yazılarınızı iletin, yayınlansın.
Şimdiden katkılarınız için teşekkür ederiz.

İletişim adresi olarak
yazi@kafiye.net
adresini kullanabilirsiniz.

 
     
     
  
   ÖYKÜ    
   ELİF A. ŞAHİN  
 

    BİR
ŞEHRİN            
AKŞAMI
 

Yorgun bir günün akşamında yine yürüyordu. Bu şehrin akşamlarını seviyordu, parıl parıl parıldayan ışıklarıyla bir festival havası vardı akşamlarında. Sokaklardan akıp giden kalabalık zafer yürüyüşünü yapıyordu sanki upuzun geçen güne karşı.
      Her biri bütün gün deli gibi çalıştıktan sonra yuvalarına, rahat koltuklarına ve küçük aydınlık kutularına ulaşmak için koşuşturuyorlardı. Bir tek oydu başıboş nereye gittiğini bilmeden yapayalnız yürüyen.
         İşte böylesine tüm ruhumu esir alınmış gibi hissetmesinin, yaşamaktan bezmesinin tek sebebi bu monotonluk, kalabalığın içindeki bu yalnızlıktı. Eskiden onun için önemli olan her şey, vazgeçemedikleri; işi, kitapları ve hafta sonu uykuları artık git gide önemini yitirir olmuştu. Mutlu değildi işte, hepsi bu.
       Önceleri dünyayı yerinden oynatabileceğine inanırdı. Bunun için yıllarca çalıştı. O iyi bir müzisyendi, ileride adını dünyaya duyurabilirdi. Ailesi "müzisyen olup da ne yapacaksın" demişti. Ama o inandıkları uğruna savaşmaktan kaçmamıştı. Az çekmemişti bu uğurda savaşırken. Bunun için her şeyi göze almıştı. Evet, haklılardı belki; çok fazla kazanmıyordu henüz, Yine de karnını doyurabilecek kadar zengindi. Tüm serveti besteleri ve kitaplarıydı. Hayatta en çok sevdiği şey. Gerçi onlar da tat vermiyordu eskisi gibi ama yine de bu durum bir filmin sonunu merak etmemesinden dahi çözülebilirdi. Artık uyku tutmaz olmuştu geceleri. Kalabalık caddede yeşil ışığın yanmasını beklerken kimsesiz bir evde uyumanın ne berbat bir duygu olduğunu aklından geçirdi. 
          Şimdi yeşil ışık yandıktan sonra karşıya, dolmuş durağına geçecekti saatlerce dolmuşun gelmesini bekledikten sonra soğuk yüzlü insanların yanına oturmak zorunda kalacaktı. Sonra başını dolmuşun soğuk camına dayayıp sessiz film izler gibi insanların mutluluk oyunumu seyre dalacaktı. Sonra yine başka bir durakta inip, soğuk ve karanlık sokaklardan geçecek ve yine kıskanacaktı için için ışık saçan evleri. Anahtarını zor zahmet bulup, ışıksız, soğuk, kimsesiz evine girecekti. Bir süre telefonla meşgul olacaktı. Bazen sinirlenirdi onu uyandıran telefonlara ama yine de halâ çalan bir telefonu olduğuna memnun olurdu. Bu küçük kırmızı makine de olmasa uzaklarda bir yerde yaşamın var olduğunu anlamayacaktı. Ardından özenle döşediği mutfağına gidip sıcak bir yemek arayacak, onu bulamayacak, bulamayınca da yalnızlığına küfredip yemekten vazgeçecekti,sanki bütün suç dolaptaki domatesdeymiş gibi.
         İşte kapıyı çarpıp çıktığından beri böyle bir hayatı olmuştu. Konservatuvardaki hocası "mutlaka önünüzde iki seçim vardır" derdi. Şimdi nereden aklına geldiyse gelmişti işte. Yeşil, kırmızı, sarı sonra bir daha yeşil, kırmızı,sarı ve yine kırmızı, yeşil yanmıştı bile. Artık karar vermişti: Yeşilin yanmasını beklemeyecekti, o dolmuş durağına girmeyecekti. Onun yerine hemen bir taksiye atladı. "Nereye?" diye soran adama cevap bile vermedi. O da bilmiyordu ki vereceği cevabı. Evi terk ettiğinde de aynı his vardı içinde; nereye gideceğini bilmezlik. 
            Çok sonra ıssız bir tepeyi gösterdi. Şimdi nereden geldiyse aklına bir zamanlar bir çocuk sevmişti. Üniversite yıllarında hep şehirden uzak, bu yere gelirlerdi. "Ne fantezi ama" dedi içinden. El ele tutuşup yürümüşlerdi tam şurada. Gözlerinin rengini hatırlayamadı. "Kahretsin neydi gözlerinin rengi" diye söyledi kendi kendine. Çok uğraştı ama hatırlayamadı. O da herkes gibi bir hercaiydi işte. Herkes gibi o da gitmiş, onu yapayalnız bırakmıştı. İşte aradığı yer burasıydı. bir zamanlar bitiş noktası olan bu yer, şimdi yeni bir başlangıç noktası olabilirdi. Her şeye yeniden başlayacaktı. Bu güzel akşam, güneşli bir günü müjdeliyordu.

                                            Elif A. ŞAHİN

Söke Hilmi Fırat And.Lis. /AYDIN


 

 
     Ana Sayfa                                                                 
     
   
 

        

 
     
 

 
     
     
 

 
   Günlük Özgürlük  
 


SICACIK BİR İLGİ,

GÜLER YÜZLER,
SADECE HİZMET,

GÖRMEK   İÇİN
BUYURUN
BİZ
YAVUZ OPTİK
EMRİNİZDE
LÜTFEN
SİZLERDE
GÜLER MİSİNİZ!

Adres:İstasyon Cad..No.44
SÖKE
0256 518 48 83
 

 
     
  Dr Tuncay Filiz
Milli Eğitim Baka.Çanakkale
Kültür ve Turizm
İzmir Belediyesi
Konak Belediyesi