| |
BİR DAHA MI ASLA
Yazmazsam
asla kendime gelemeyeceğim. İçimi boşaltmam lazım
birilerinin ortak olmasını istiyorum sanırım
yaşadıklarıma. İnsan yaşamında bazı şeyler dalga
dalga gelir, gelmeye başlayınca. Hayatın
gizemliliğine, kadere inanır mısınız bilmem. Ben
kadere inanmazdım. İnsan kendi kaderini kendi çizer
derdim. Hala da öyle düşünüyorum… Ama gelin görün ki
!
İnsan yaşamı inişli ve çıkışlıdır.
Vadiler, ovalar dağlar, kanyonlar, dereler, tepeler,
hepsi yaşamımızın içinde saklı. Tek düzelik yoktur.
Varsa istisnadır. Bizim yaşantımızda uzun yıllar tek
düzeydi. Aynı kulvarda yıllarca yol aldık. Çokta
mutluyduk. Hiç de özenmedik başka hayatlara bir
şeylere,birilerine. Ta ki küçük bir kentten, büyük
bir kentte göç edene dek. Büyük kentlerde dostluklar
bir başka, biraz yapaylaşıyor kenetlenmek olaylarla
yoğrulmaya, özünün dışında bir şeyler gerektiriyor.
Arkadaş çevremiz giderek artıyordu.Yeni
dostluklar, yeni ilişkiler,yeni söyleşiler. Her
arkadaş toplantısında tükenmek bilmeyen heyecanlı
konuşmalar. İnsanların birbirlerine anlatacak ne
kadar çok maceraları vardı.! Galiba bu konuşmalar
alt beynime yer etti. ”Ne kadar tek düze bir
yaşantımız varmış, anlatacak hiçbir maceramız yok”
dediğimi anımsıyorum.
Keşke bu sitemimi dilime vurmasaydım.
Nereden bilebilirdim ki sonrasının çorap söküğü gibi
geleceğini. Bu sitemimden altı ay sonra trafik
kazası geçirdik. Ders alınacak bir kaza idi.Sitemime
takılı kalmaktan ziyade Tanrı’nın uyarısına kulak
vermediğime yanıyorum.
Belki sizlerde aynı şeyleri
yaşıyorsunuzdur. Rüyalarınızla olayları
bağdaştırmak. Evet yaşadığım üç önemli olayda
rüyalarım uyarıcı sinyallerimdi ama dikkate almadım.
İlk olay trafik kazası idi. Kazayı eşim yapmıştı.
Kötü bir kaza idi, anımsaması bile insanı
ürpertiyor. Bu olaydan öncesi gecelerimi, insanları
kötülüklerden arındıran tertemiz duygulara yönelten,
beyaz düşlere götüren KAR süslüyordu. İkinci olay
babamın ölümü idi. Karlar yine gecelerimi örttü,
rüyalarımı süsledi. Üçüncü olay ise çok yeni, hiç
yaşamamayı yeğlerdim. Doğum günümde, en büyük, acılı
armağanı oldu Tanrı’nın bana… Oysa uyarmıştı.
Kendine gel! Sakin ol, temkinli ol, ayakların yere
bassın diye!...
Üç gece arka arkaya rüyalarımda yine
gecelerimi o masum ,insanın içini arındıran
“KARLAR” süslemişti. Yollarım kapanmıştı, buz
tutmuştu. Arabalar kayıyor bir birine çarpıyordu.
Ben sendeleyip yoluma devam ediyordum. Kar topu
oynuyordum. Birden yağmur yağıyor karlar eriyip
toprağa karışıyordu. Ne zaman rüyalarımı “KAR”
süslese sonu hüsran oluyor hayatımın. Tedirginlik
huzursuzluk başlıyor. Ne olacak , nerede kim ? gibi.
Bir beklenti içindeyim.. Kulağım tetikte ne
duyacağım, ne olacak diye!
Kendime
hiç yöneltmedim arayışları. Kendimden o kadar
emindim ki her adımımı sağlam atardım ya ! Hep aile
içinde bekledim olumsuzluğu ta ki kendi başıma
gelene kadar. Rüyamda gördüklerimin aynısını
yaşadım. Trafik yoğun sağa dönen arabalar ve sola
dönüş yapan ben .Dönüşümle birlikte bir şimşeğin
çakması, havada uçuşan tekerlekler ve bir adam,
film koptu. Etrafa savrulan bir sürü metal
parçacıkları Çaresiz, arabanın içinde ne olduğunu
anlamaya çalışan ben. Olup biten bir kargaşa… gün
boyu yaşanan gerginlik,stres,baş ağrısı. Çaresiz ve
yorgun düşüşler…
Hastane
odasında yaralı beden. O beden ehliyetsiz, plakasız
motosiklet kullanmanın, bedelini az kalsın canıyla
ödüyordu. Bense, sevdiklerime, arkadaşlarıma,
insanlara bu kadar üzüntüyü yaşatmayı hak
etmemiştim. Şükretmek varken sitemkar olmanın
bedelini ağır ödeyecektim. İnsan, yaşamın anlamından
çok hayatta olmanın ne demek olduğunu anlıyor bu
anlık olaylarda.
Alınyazım demeye dilim varmıyor. İnsan hatasından
kaynaklanan bir olay. Olayların sonucu değil, nedeni
olduğunun farkına varmak acı veriyor. İnsanın
yaşamını biçimlendirmesine izin verdiği olayların
sorumluluğunu kabul etmekten başka bir yolu yok
sanırım. Dışarıda yaz yağmuru camları dövüyor olanca
hızıyla. Alışık olmadığımız bir sağnak, esiyor
savuruyor sanki içimi yıkıyor. Benliğimin ve
yüreğimin engin denizlerine akıyor. Az sonra
güneş açacak. Yaşamın nedenlerine sarılacağım.
Paylaşılacak sevinçlere ,göğüs gerilecek acılara,
dost ellerine ,seven yüreklere uzanacağım.
Güçlükler üstesinden gelmek içindir. Sanırım zamana
ihtiyacım var. Zaman beni harcamadan ben onu
harcamalıyım. Ben mi, yaşam mı, rüyalarım mı?...
yoksa İlah-i takdir mi?...Kafamın içinde dönüp
duracaklar .
“KAR” manzaralı rüyalarım, benim
korkularım oldu. Hele bu son olaydan sonra hiç mi
hiç görmek istemiyorum …
Samiye SEZEN
SAYIN
10.06.2005-BURSA
|
|