Ana Sayfa

 
 

Edebiyat

 
 

Öyküler

 
 

Makaleler

 
 

Şiirler

 
 

Tiyatro

 
 

Hakkımızda

 
 

İletişim

 
     
  Hidayet Karakuş
Nazan Duman
Kübra DurmuşGülçin Can
Hüseyin Durmuş
Emrah Buran
 
 

 
   
     
 

YAZILARINIZI
BEKLİYORUZ





kafiyenet okurlarının siteye katkılarını bekliyoruz.
Yazılarınızı iletin, yayınlansın.
Şimdiden katkılarınız için teşekkür ederiz.

İletişim adresi olarak
yazi@kafiye.net
adresini kullanabilirsiniz.

 
     
  Yunus Emre
Pir Sultan Abdal
Köroğlu
Erzurumlu Emrah
Dadaloğlu
Aşık Veysel
 
 MAKALELER
  SAMİYE SEZEN SAYIN  
 

             BİR DAHA MI ASLA

            Yazmazsam asla kendime gelemeyeceğim. İçimi boşaltmam lazım birilerinin ortak olmasını istiyorum sanırım yaşadıklarıma. İnsan yaşamında bazı şeyler dalga dalga gelir, gelmeye başlayınca. Hayatın gizemliliğine, kadere inanır mısınız bilmem. Ben kadere inanmazdım. İnsan kendi kaderini kendi çizer derdim. Hala da öyle düşünüyorum… Ama gelin görün ki !
            İnsan yaşamı inişli ve çıkışlıdır. Vadiler, ovalar dağlar, kanyonlar, dereler, tepeler, hepsi yaşamımızın içinde saklı. Tek düzelik yoktur. Varsa istisnadır. Bizim yaşantımızda uzun yıllar tek düzeydi. Aynı kulvarda yıllarca yol aldık. Çokta mutluyduk. Hiç de özenmedik başka hayatlara bir şeylere,birilerine. Ta ki küçük bir kentten, büyük bir kentte göç edene dek. Büyük kentlerde dostluklar bir başka, biraz yapaylaşıyor kenetlenmek olaylarla yoğrulmaya, özünün dışında bir şeyler gerektiriyor.
            Arkadaş çevremiz giderek artıyordu.Yeni dostluklar, yeni ilişkiler,yeni söyleşiler. Her arkadaş toplantısında tükenmek bilmeyen heyecanlı konuşmalar. İnsanların birbirlerine anlatacak ne kadar  çok maceraları vardı.! Galiba bu konuşmalar alt beynime yer etti. ”Ne kadar tek düze bir yaşantımız varmış, anlatacak hiçbir maceramız yok” dediğimi anımsıyorum.
            Keşke bu sitemimi dilime vurmasaydım. Nereden bilebilirdim ki sonrasının çorap söküğü gibi geleceğini. Bu sitemimden altı ay sonra trafik kazası geçirdik. Ders alınacak bir kaza idi.Sitemime takılı kalmaktan ziyade Tanrı’nın uyarısına kulak vermediğime yanıyorum.
            Belki sizlerde aynı şeyleri yaşıyorsunuzdur. Rüyalarınızla olayları bağdaştırmak. Evet yaşadığım üç önemli olayda rüyalarım uyarıcı sinyallerimdi ama dikkate almadım. İlk olay trafik kazası idi. Kazayı eşim yapmıştı. Kötü bir kaza idi, anımsaması bile insanı ürpertiyor. Bu olaydan öncesi gecelerimi, insanları kötülüklerden arındıran tertemiz duygulara yönelten, beyaz düşlere götüren KAR süslüyordu. İkinci olay babamın ölümü idi. Karlar yine gecelerimi örttü, rüyalarımı süsledi. Üçüncü olay ise çok yeni, hiç yaşamamayı yeğlerdim. Doğum günümde, en büyük, acılı armağanı oldu Tanrı’nın bana… Oysa uyarmıştı. Kendine gel!  Sakin ol, temkinli ol, ayakların yere bassın diye!...
            Üç gece arka arkaya rüyalarımda yine gecelerimi  o masum ,insanın içini arındıran  “KARLAR” süslemişti. Yollarım kapanmıştı, buz tutmuştu. Arabalar kayıyor bir birine çarpıyordu. Ben sendeleyip yoluma devam ediyordum. Kar topu oynuyordum. Birden yağmur yağıyor karlar eriyip toprağa karışıyordu. Ne zaman rüyalarımı “KAR” süslese sonu hüsran oluyor hayatımın. Tedirginlik huzursuzluk başlıyor. Ne olacak , nerede kim ? gibi. Bir beklenti içindeyim.. Kulağım tetikte  ne duyacağım,  ne olacak diye!
             Kendime hiç yöneltmedim arayışları. Kendimden o kadar emindim ki her adımımı sağlam atardım  ya ! Hep aile içinde bekledim  olumsuzluğu ta ki kendi başıma gelene kadar. Rüyamda gördüklerimin aynısını yaşadım. Trafik yoğun sağa dönen arabalar ve sola dönüş yapan  ben .Dönüşümle birlikte bir şimşeğin çakması, havada uçuşan tekerlekler  ve bir adam, film koptu. Etrafa savrulan bir sürü metal parçacıkları Çaresiz, arabanın içinde ne olduğunu anlamaya çalışan  ben. Olup biten bir kargaşa… gün boyu yaşanan gerginlik,stres,baş ağrısı. Çaresiz ve yorgun düşüşler…
             Hastane odasında yaralı beden. O beden ehliyetsiz, plakasız motosiklet kullanmanın, bedelini az kalsın canıyla ödüyordu. Bense, sevdiklerime, arkadaşlarıma, insanlara bu kadar üzüntüyü yaşatmayı hak etmemiştim. Şükretmek varken sitemkar olmanın bedelini ağır ödeyecektim. İnsan, yaşamın anlamından çok hayatta olmanın ne demek olduğunu  anlıyor bu anlık olaylarda.
              Alınyazım demeye dilim varmıyor. İnsan hatasından kaynaklanan bir olay. Olayların sonucu değil, nedeni olduğunun farkına varmak acı veriyor. İnsanın yaşamını biçimlendirmesine izin verdiği olayların sorumluluğunu kabul etmekten başka bir yolu  yok sanırım. Dışarıda yaz yağmuru camları dövüyor olanca hızıyla. Alışık olmadığımız bir sağnak, esiyor savuruyor sanki içimi yıkıyor. Benliğimin  ve yüreğimin engin denizlerine akıyor.  Az sonra güneş açacak. Yaşamın nedenlerine sarılacağım. Paylaşılacak sevinçlere ,göğüs gerilecek acılara, dost ellerine  ,seven yüreklere uzanacağım. Güçlükler üstesinden gelmek içindir. Sanırım zamana ihtiyacım var. Zaman beni harcamadan ben onu harcamalıyım. Ben mi, yaşam mı, rüyalarım mı?... yoksa İlah-i takdir mi?...Kafamın içinde dönüp  duracaklar .
            “KAR” manzaralı rüyalarım, benim korkularım oldu. Hele bu son olaydan sonra  hiç mi hiç görmek istemiyorum …

                                     Samiye SEZEN SAYIN                                                                                       10.06.2005-BURSA           

 
 
   

                                                                                              Ana Sayfa

 
     
   
 

        

 
     
 

 
     
     
 

 
   Günlük Özgürlük  
 

 
     
  Dr Tuncay Filiz
Milli Eğitim Baka.Çanakkale
Kültür ve Turizm
İzmir Belediyesi
Konak Belediyesi