BİR GÜN İŞE
GİDECEĞİM
Bu sabah
erkenden kalktım.
Pek heveslenmemeye
çalışsam da
gideceğim iş
görüşmesinden biraz
umutluydum.. Olur ya
belki bu defa
şeytanın bacağını
kırardım. Önce duşa
girdim, iyi bir
intiba bırakmak için
siyah kumaş
pantolonumu üzerine
beyaz gömleğimi
giydim. Sade
gösterişsiz ama iş
kadınına uygun bir
kılık olduğuna karar
verip az bir
makyajla hazırlığımı
bitirdim. Sonra her
evden çıkışımda
yaptığım gibi
köpeğimi dolaştırıp
tuvaletini
yaptırdıktan sonra
onu bırakıp gittim.
Karşımdaki hanım ben
eşiyim sizinle önce
ben görüşeyim dedi.
Geniş balkonlu, bir
daire şeklindeki
işyerinin odasına
aldı beni.
Bilgisayar başında
aynı zamanda
telefonlara bakarken
karşısındaki koltuğa
buyur etti. Spor
giyimli güler yüzlü
ve içten bir tavrı
vardı. Önceden faks
çekmiştim
bilgilerimi ama
yinede benden de
dinlemek istedi.
Boşandığım tarihe
kadar başarılı bir
iş kadınıydım. Beşer
yıl iki büyük
fabrikada çalıştım
dedim. Ama
boşandıktan sonra
bir düzen
yakalayamıyorum.
Gerek eğitim gerek
dil eksikliğim ve
yaşım etkiliyor iş
bulmamı dedim. Para
kazanmak zorunda
olduğumdan istikrar
olmayacağını bilsem
de bulduğum her işe
giriyor İki yada üç
ay süreyle
çalışıyorum dedim.
Dürüstçe tüm
gerçeğimi baştan
söyledim ki beni
alırlarsa bunu
bilerek alsınlar
diye.. Sekreter
olarak
çağırılmıştım. Ama
hanım buranın
temizliğini de yapar
mısın dedi. Yaparım
dedim. Sonra burada
yemek yapıp yiyoruz,
salata ızgara gibi
şeyler dedi. Belli
ki benim yapıp
yapamayacağımı
soruyordu. Olur
dedim. Yavru bir
kedileri vardı onun
bakımı da var dedi,
sorun değil dedim.
Peki maaş ne
istersin dediler..
İşsizlikten öyle
yılmıştım ki her işe
olur dediğim gibi
maaşı da en azını
söyledim. Benden
sonra iki kişi geldi
görüşmeye ama
hiçbiri benim gibi
her şeyi
kabullenmediler,
belli ki maaşı da
yüksek istediler.
Onlar gitti ben
kaldım. Hemen işe
aldılar beni ve
akşama kadar
kaldım..
İşsizlik, parasızlık
ne beter bir şey.
İnsan önce her şeyi
kabul ediyor sonra
bir bakıyor görünüm
çok başka.. Ben güya
sekreterdim ama orda
ki konumum aşçılık
ve müstahdemlikti.
İş küçümsemem,
gocunmam gerekirse
yapardım da. Ama
sekreter olarak
alınıp bu işlerin
ortaya konması
sonradan beni üzdü.
Çünkü orda
sekreterliği benimle
konuşan hanım yani
patronun eşi
yapıyordu zaten. Eve
gelip ailemle
konuşunca zaten
belli olan ama beni
göremediğim gerçeği
fark ettim birden.
Annem bana dedi ki
her gün beş kişiye
yemek yapmayı
düşünebilecek misin?
Çünkü ben iş
yaşamımda öğlende
gidip yemekhaneden
yemeğimi yiyip
masama gelmiş
hesapları
düşünmüştüm hep. Ne
pişireceğimi değil..
Kendime
kızdım o zaman.. Ah
şu parasızlık,
işsizlik dedim..
Kendi işimin dışında
bile her şeyi kabul
ettiren gerçeklere
ah ettim..
Yapamayacağım
şeyleri bile bir
anda bana kabul
ettiren bezginliğime
sinirlendim. Üç
kuruş para için
üstesinden
gelemeyeceğim,
altından
kalkamayacağım işe
bir anda peki
dediğim için kızdım
kendime kızmasına
ya.... sonradan da
iş bulduğum için
sevinemeden yine
işsiz kalmanın
hüznünü yaşadım..
İçimden bu duyguyu
uzun bir süre
atamadım...
Başladığım yerdeyim
yine.. Pes etmedim.
Pes etmeyeceğim..
Aşçılık yaptırmayan,
müstahdem yerine
koymayan beni
gerçekten sekreter
olarak alacak bir
kapı bulacağım
mutlaka..
Yine
erken kalkacağım...
Yine duşumu alıp
evden çıkacağım.. Ve
bir gün bende işe
gideceğim...
Şule
Akar
29.05.2006 Saat:
10.30