|
BİZ KADINLAR
Bize bir gün yetmez beyler!
365 gün kadınlar günü olmalı. Dünya bizim
ayaklarımızın altında dönmeli. İsterim ki
emrimize amade olun. Yıllardır inim inim
inledik, kul köleniz olduk. Olduk da ne
olduk? Ne hanım olduk, ne kadın …
Günümüzün keyfini doyasıya
yaşamak istiyorum. Akşam eve geldiğimde bey
kapıda karşılamalı, yüzünde güller açmalı,
terliklerimi ayağıma vermeli, masayı
hazırlamalı, az şekerli kahvemi sunmalı,
yorgun bedenimi canlandırmalı… Ooh ne güzel
bir gün!. Saltanatların en güzeli . Evimin
direği saltanatımın sultanı. Ne çocuğumun
ödevi, ne hırkası ne ayakkabısı ne servis
parası. Kıvrıl köşene al eline kumandanı gez
kanal kanal. Yorgun düşüncede kıvrıl köşeye,
dal hülyalara…
Dokunmayın keyfime tarihte
biraz dolaşmak istiyorum. Biraz, Havva ana,
biraz ,Kleopatra biraz, Hürrem Sultan, biraz
da… Fado Ana... olmak istiyorum
Beyler, kadınlık hegemonyasını
yaşatmamışsınız bizlere. Göçebe yaşamdan
yerleşik düzene geçiş ile birlikte, aile,
devlet, kentleşme gibi kurumlar anaerkil
döneminin sonunu hazırlamıştır. Yani
Ataerkil dönemine geçişi zorunlu kılmıştır.
Anlayacağınız gibi kadının egemenliği yok
olmuştur.
Bizleri kamusal alanlardan
uzaklaştırıp meydanları sizler doldurdunuz.
Kentlerde hamamları, köylerde çeşme
başlarını bizlere bıraktınız. Burjuva
kadınlarımızı evin hanım efendisi yaptınız.
Uygarlaşmayı bizler başlattık , sizler
götürdünüz. Okulu bizler bulduk ; okulu
bizlere yasakladınız. Mimarının temelini
bizler attık; siz inşa ettiniz . Biz sizleri
alkışladık, siz bizi evin içine hapsettiniz.
Gücümüze ihtiyaç duyduğunuzda bizleri
hatırladınız . Kamusal alanlarınızı lütfedip
bizlere açtınız. İş gücümüzü en ucuza
kullandınız ve de kullanıyorsunuz.
Her ne kadar kariyer sahibi erkekler
başarılı kadınları hazmetmek istemeseler de,
iş dünyasında kadın naiftir, kırılgandır,
duygusaldır deyip kendinizde olmayan
özellikleri eksik gibi göstererek köstek
olmaya çalışsanız da, bizler sizden
farklıyız. Sezgilerimiz, sınırsız bir
hoşgörümüz , yargısız, sevgi dolu bir
yüreğimiz, toprak gibi üretkenliğimiz var.
Var ama en çok darbe alan yine bizler
oluyoruz. Kadınımın yaşamını sizler
belirliyorsunuz, sokaklar, caddeler,
kahveler, yollar, evler, parklar hatta
çocuklar bile sizin. Eliniz de olsa havayı
bile bize koklatmayacaksınız. Kafası bozulur
adamın, suçlu kadın olur. Ülkesinde işgal
olur,ayaklanma olur, en çok acıyı kadınlar
çeker. Erkek ortadan kaybolur; kadın
yıllarca bekler, kendisini sorumlu tutar.
Kadınımın yaşamında o kadar çok
hüsran ve kırgınlıklar var ki … Şunu bir
bile bilsek, dünyayı değiştiremeyiz ama,
kendi dünyamızı daha aydınlık
yapabiliriz.Acıları, üzüntüleri,
başarıları,sevinçleri paylaşırsak dünyanın
sıcaklığını tüm kalplere yayabiliriz.
Bilim
adamları harıl harıl çalışıyor. Küresel
ısınmanın getireceği felaketleri
hafifletmek için. Dünyanın yörüngesini 1.5
milyon kilometre uzağa kaydırmak gibi.
Akıllara durgunluk veriyor. İnanılması zor.
Biz kadınlarda imkansız gibi görünen,
insanca yaşama, insan olma yolundaki
savaşını, değişen dünyamızda mutlaka
kazanmalıyız. Kötü örnekleri bertaraf edip,
insanlığa iyi örnekler sunmak zorundayız. HA
GAYRET BAŞARACAĞIZ…
Samiye SEZEN –SAYIN
BURSA 07/03/06
|