Dr. Sait Güngör ELGİN
Eğitim Bilim Uzmanı
SMS:0532-516 09 28
BÜYÜK NUTUK’TAN DERSLER
Millî Bayramlar ve
Atatürk’ü anma günleri yaklaşınca Atatürk’ün
eseri olan nutuk’tan ilgili bölümleri
okurum. Nutukta o kadar ibret alınacak
olaylar var ki, her seferinde başka bir konu
ve olay dikkatimi çeker, bazen üzülür, bazen
duygulanırım, gözlerim yaşarır. Bize bu
vatanı ve hürriyetimizi bağışlamış
insanların mücadelesini anlatır nutuk. Bence
her evde bulunması gereken bir kitap.
26 Ağustos- 30 Ağustos
1922 Büyük Taaruz ve Başkumandanlık Meydan
muharebeleri bizim açımızdan o kadar önemli
dönüm noktaları ki: Fihristi ile 664 sayfa
tutan Nutkun sadece bir sayfasında ve son
derece alçak gönüllülükle anlatılmış bu
olay. Atatürk bu büyük kurtuluş taaruzunu
şöyle özetliyor nutuk’ta:
”Saygı değer
Efendiler, Afyonkarahisar-Dumlupınar Meydan
Muharebesi’ni ve ondan sonra düşman ordusunu
tamamıyla yok eden veya esir eden ve kılıç
artıklarını Akdeniz’e, Marmara’ya döken
harekâtımızı açıklayıcı ve vasıflandırıcı
söz söylemeyi gereksiz sayarım.
Her safhasıyla
düşünülmüş, hazırlanmış, idare edilmiş ve
zaferle sonuçlandırılmış olan bu harekât
Türk ordusunun, Türk subay ve komuta
hey’etinin yüksek kudret ve kahramanlığını
tarihe bir kere daha geçiren muazzam bir
eserdir.
Bu eser, Türk
milletinin hürriyet ve istiklâl düşüncesinin
ölümsüz bir abidesidir. Bu eseri
yaratan bir milletin evlâdı, bir ordunun
başkomutanı olduğumdan, mutluluk ve
bahtiyarlığım sonsuzdur.”(Nutuk,
Akvaryum Yayınevi, Sayfa 504)
Diyerek, büyük Atatürk, başarının millete,
orduya ait olduğunu vurgulamakta, kendisinin
de böyle bir milletin evlâdı ve böyle bir
ordunun başkomutanı olması sebebiyle duyduğu
mutluluğu ve bahtiyarlığı dile getirerek,
büyük adamlığın gereği olan alçak
gönüllülüğün en güzel örneğini veriyor.
Bizlerse her seferinde her şeyi ona mal
ederek sorumluluklarımızdan kolayca
sıyrılıyoruz. Bize bıraktıkları hürriyetin,
cumhuriyetin değerini ve bize yüklediği
sorumlulukları yerine getirmek yerine, “ah
tekrar bir kurtarıcı gelse de şu işleri
düzene koysa” diye, hiçbir şey yapmadan
beklemek istiyoruz.
Bu davranışımız başta
Atatürk olmak üzere bu eserde emeği geçen
tüm büyüklerimizin bizden bekledikleri bir
davranış değildir. Onların tavsiyelerini
dinlemeli, görevlerimize sahip çıkmalıyız.
Örneğin: Nutkun 457.
sayfasında:
”Aziz Milletime
Tavsiyem” başlıklı yazısında, millete şu
tavsiye (öneri)de bulunuyor:
“Efendiler, sırası
gelmişken, aziz milletime şunu tavsiye
ederim ki, bağrından yetiştirerek başının
üstüne kadar çıkaracağı adamların kanındaki,
vicdanındaki öz cevheri çok iyi tahlil etmek
dikkatinden bir an geri kalmasın!”
Diyerek seçimlere ne kadar dikkat etmemiz
gerektiğini vurguluyor.
Gene Nutkun 385.
sayfasında:
“Milletvekillerini
Seçerken Çok Dikkatli ve Titiz Olmalıdır”
başlığı altında şunları söylüyor:”Saygıdeğer
Efendiler, pek iyi bilirsiniz ki,
sultanlarla, halifelerle idare edilmiş ve
edilmekte olan memleketlerde, vatan için en
büyük tehlike, sultanların ve halifelerin
düşmanlar tarafından satın alınmalarıdır.
Bu, çok defa kolaylıkla sağlanabilmiştir.
Meclislerle idare edilen memleketlerde ise,
en tehlikeli durum, bazı milletvekillerinin
yabancılar adına çalınmış ve satınalınmış
olmalarıdır. Millet, Meclislerine kadar
girme yolunu bulabilen bu gibi kişilere
karşı dikkatli olmalıdır. Milletin hata
yapmaktan korunması için tek çıkar yol,
düşünce ve faaliyetleriyle milletin güvenini
kazanmış olan siyasi bir partinin seçimde
millete kılavuzluk etmesidir. Genellikle
bütün vatandaşların, adaylıklarını ortaya
atan her şahıs hakkında karar vermeye
yardımcı olacak, doğru bilgilere ve isabetli
oya sahip bulunacağını kabul etmek, nazari
olarak var sayılsa bile, bunun tam bir
gerçek olmadığı, tecrübelilerin
tecrübeleriyle ve inkâr edilemez bir
açıklıkla ortaya çıkmıştır.”
Bize Cumhuriyeti ve
kendi kendine idareyi öğreten Atatürk’ten
daha öğreneceğimiz çok şeyler var.
Nutuk zaman zaman ve
dikkatle okunursa, sadece ait olduğu zaman
için değil, bu gün için de ne kadar önemli
noktalara değindiği görülecektir.
30 AĞUSTOS ZAFER
BAYRAMIMIZ KUTLU OLSUN!
|