|
CİĞERLERİMİZ
YANIYOR NEREDESİNİZ
İsterdim ki
ağustos ayında denizden, kumdan, doğadan,
mehtaptan, huzurdan, söz etmeyi.
İnsanlarımın insanca yaşamasını gerektiren
güzelliklerden. O güzellikleri ne yazık ki
gün ve gün yok ediyoruz .
Temmuz ayının
sonlarına doğru Bodrum ve Kuşadası’na kadar
uzanmıştık. Doğa bizi büyülemişti. Zaman
zaman durup temiz havayı çiğerlerimize
çekmiştik. Gözlerimiz bayram etmişti.
Ağaçların gölgesinde Bülbüldağı’nı,
Gökova’yı, Kuşadası’nı, Meryem Ana’yı seyre
dalmıştık… Kaz dağların ve Kara denizin
yeşili ile kıyaslamıştık da birinciliği
almıştı.
İnsanın yüreğine bir kere kor
düşmeye görsün yanar da yanar. Egemin
ciğerleri de yanıyor bu günlerde alev
alev… Yemyeşil ormanlarımız karalara
büründü, akciğerlerimiz kavruldu, masmavi
gökyüzü hüzün dağlarını oluşturdu… 700
hektarlık alan yok oldu. Geri getirmek için
bir 100 yıl gerek, bir o kadar da emek!
Bizlere neler oluyor, bu kadar
cahil miyiz, eğitimsiz miyiz, sahipsiz
miyiz? Önlem almak için önce felaketi mi
yaşamamız gerekiyor? Her sene yaşanıyor bu
orman yangınları, neden ders almıyoruz?
Diyelim ki yöneticiler uyuyor. Sorumlu
kişiler kış uykusundan uyanamamışlar. Ya biz
çevreye duyarlı vatandaşlar ne yapıyoruz,
nerede sivil örgütler, nerede bilimsel
düşünen adamlarımız ? Her yıl Mart ayında
orman haftasını kutluyoruz okullarımızda
hani nerede öğrencilerimiz, çocuklarımız?
Neden duyarsızız bu kadar, neden ?
Medyada tele volelerde
asparagas, magazinsel haberler günlerce
hatta aylarca ekranları ve sayfaları işgal
eder beyinlere kazınıncaya kadar . Bakıyorum
da haberlerin dışında ele alan yok orman
yangınlarını. Ege seferber olmalıydı… Orman
ve Çevre Bakanı sağduyulu bir açıklama
yapıyor. Saha temizliğine ve hemen
arkasından ağaçlandırma yapacaklarına dair.
Neye yarar binlerce kızıl çam kül olduktan
sonra? Kaç yılda geri getireceksin o
oksijeni o yeşil sahaları, o içinde barınan
ve de yok olan canlıları? Ne zaman
zihniyetler değişecek, her şey kül olduktan
sonra mı?
Dibimizde savaş
rüzgarları esiyor seyrediyoruz,
topraklarımız zehirli atıklara gark oluyor
sesimiz soluğumuz çıkmıyor,
topraklarımız el değiştiriyor sinemize
çekiyoruz, yeşil alanlarımız kül oluyor
görmüyoruz; herkes geleceğimizden çalıyor
görmemezlikten geliyoruz… Neler oluyor
bizlere? Cehaleti doya doya yaşamak mı
medeniyet !
Samiye SEZEN –SAYIN
20/08/2006 BURSA
|