Ana Sayfa

 
 

Edebiyat

 
 

Öyküler

 
 

Makaleler

 
 

Şiirler

 
 

Tiyatro

 
 

Hakkımızda

 
 

İletişim

 
     
  Hidayet Karakuş
Nazan Duman
Kübra DurmuşGülçin Can
Hüseyin Durmuş
Emrah Buran
 
 

 
   
     
 

YAZILARINIZI
BEKLİYORUZ





kafiyenet okurlarının siteye katkılarını bekliyoruz.
Yazılarınızı iletin, yayınlansın.
Şimdiden katkılarınız için teşekkür ederiz.

İletişim adresi olarak
yazi@kafiye.net
adresini kullanabilirsiniz.

 
     
     
    
  MAKALELER  
  HÜSEYİN DURMUŞ  
 

       
         
ÇOCUKLARIMIZ  VE SAĞLIKLARI

        Çocuklarımız, bizim varlıklarımız, onlar olmayınca yuvada büyük boşluklar hissettiğimiz canımızdan daha çok sevdiğimiz varlıklarımızdır onlar. Hem öyle varlıklarımızdır ki, onları seveceğiz, onları koruyacağız derken bazen büyük yanlışlar yaparak onları zorda bırakabiliyoruz. Genel olarak çocuklarımız için canımız fedadır deriz her seferinde. Vermeye de hazır oluruz. Fakat bir türlü çocuklarımızla aramızdaki mesafeyi, aramızdaki sıcak ilişki ve iletişimi ise bir türlü kuramayız nedense. Sonunda çocuklarımızla aramızda bir çatışma başlar. Çocuklarımız bizim onları anlamadığımız, onları anlamak istemediğimizi bize haykırırlar ve ya söylemeye çalışırlar. Bizler de onların bizi anlamadığını, anlamak istemediğini kendilerine söylemeye çalışırız. Ama bir şeyi unutuyoruz yaşamda; ne çocuklarımız ne de biz aile büyükleri ortak bir noktada durup konuları halletme yoluna gitmiyoruz. Gidenler, o noktaya varanlar sorunlarını çözmeyi başarmış ve arada tuzu biberi dediğimiz bir davranış olgunluğu ile çocuklar ile aramızdaki sorunları çözüvermiş oluruz.

        Çocuklarımızın sağlığı derken bir çok aile hemen sağlam olmalarını, hastalanmamalarını düşünür ve bu düşüncelerinde de en çok çocuklarımızın gözle görülen, bilinen hastalıklardan korunması konusunda çaba harcarız. Ancak çağımızda en önemli sorun olan, hatta hastalıktan da ileri duruma varan gerçek bir psikolojik hastalığı hiç kimse görmek istemiyor. Ne yazık ki, çocuklarımızın da en çok yıkıldığı, yok olduğu ve hatta onları yaşamdan bıktıran kısımda bu psikolojik rahatsızlıktır. Bunu düşünmek bile istemeyiz. Bunu düşünürsek o zaman çocuğumuz deli olmuş oluyor ve bu da aileye büyük yıkım diye düşünülüyor. O kadar yanlış ki bu yaklaşım, ama yine de aileler bu davranış biçimine istemese de girmiş ve çocuklarını psikolojik bunalıma itmişlerdir bile.

          Ülkemizde eğitim çağında, ilköğretim ve lise çağında 15 milyon genç kuşak var. Buna üniversitede okuyan 3 milyon kişiye de eklersek okumayan ve okuma imkanı bulamayan genç kuşak rakamı 24 milyonu buluveriyor hemen. Bu çocukların inanın %80 nin aileleri ile büyük sorun yaşadığı gerçektir. Çünkü aileler her seferinde çocuklarına duygusal ve sevgi dolu bir yaklaşım ile değil, aksine maddeye bağlı dediğimiz bir yaklaşım ile yaklaşmaktadır. Okula gitmelerinde, onlar için yaptıkları harcamalardan, onlar için ne kadar fedakarlık yaptıklarından dem vurmaya başlarlar. Cesareti olan çocuklar karşılığını verir ve rahatlar. Dayak yemeyi bile göze alarak baba ve annenin görevi bizi okutmaktır diyecek cesareti de gösterir. Aslında bütün çocukların bu cesareti göstermesi gerekir. Hatta babasının ve annesinin zevkine içtiği sigarayı, içkiyi ailesine söyleyebilmeli;
" madem bu kadar ihtiyacımız var ve fedakarlık yapacağız, o halde hep birlikte yapsak olmaz mı?" demeleri sanırım en doğal hakları olsa gerek. Bunu bile söyleyebilecek kaç çocuk çıkar acaba?

         Sonuç olarak şunu söylemek istiyorum değerli okurlarım. Çağımızda hastalıkların bir çoğunun tedavisi var. Ruhsal bozukluğun da tedavisi var. Ama ilk önce ruhsal tedaviye kendimizden başlamamız gerekiyor. Yoksa bu vatanın geleceği olan genç kuşağı gittikçe batağa itmeye devam edeceğiz demektir. İlk önce kendimizden başlayalım sağlıklı olmaya. Sonra çocuklarımız ile iyi bir diyalog kuralım. Eğer çocuklarımızı psikolojik bir bunalımın içerisine itmek istemiyorsak çocuklarımıza değer verelim ve onları koruyalım. Onlarla diyalogumuzu kesmeyelim. Onlar bizim olduğu kadar bu vatanın da geleceği oluyor. Vatanımızı psikolojik sorunu olan bir gençliğe devretmek istemiyorsak önlemini hemen almaya çalışalım. Kuşaklar arası çatışmayı, hep ben, benim zamanımda, ben çocukken, ben... söylemlerini bırakalım artık. Biz bunu, biz bu işi, biz bu durumu... söylemleri ile ele alalım ve çocuklarımızla öyle konuşalım. 
           Sağlıcakla kalın.


 

 
  ANA  SAYFA  
     
   
 

    

 
     
 

 
     
         
 

 
   Günlük Özgürlük  
 

 

 
     
  Dr Tuncay Filiz
Milli Eğitim Baka.Çanakkale
Kültür ve Turizm
İzmir Belediyesi
Konak Belediyesi