Ana Sayfa

 
 

Edebiyat

 
 

Öyküler

 
 

Makaleler

 
 

Şiirler

 
 

Tiyatro

 
 

Hakkımızda

 
 

İletişim

 
     
  Hidayet Karakuş
Nazan Duman
Kübra DurmuşGülçin Can
Hüseyin Durmuş
Emrah Buran
 
 

 
   
     
 

YAZILARINIZI
BEKLİYORUZ





kafiyenet okurlarının siteye katkılarını bekliyoruz.
Yazılarınızı iletin, yayınlansın.
Şimdiden katkılarınız için teşekkür ederiz.

İletişim adresi olarak
yazi@kafiye.net
adresini kullanabilirsiniz.

 
     
  Yunus Emre
Pir Sultan Abdal
Köroğlu
Erzurumlu Emrah
Dadaloğlu
Aşık Veysel
 
     MAKALELER                                          
   Dr. SAİT GÜNGÖR ELGİN  
 


EĞİTİMCİ GÖZÜYLE 

Dr. Sait Güngör ELGİN
Eğitim Bilim Uzmanı
SMS:0532-516 09 28
 

DİNLER ARASI DİYALOG VE DİNİMİZE
 GETİRDİĞİ  YENİLİKLER

Bilindiği gibi Türkiye  “Dinler arası Diyalog” eş-başkanıdır. Bir süreden beri sürdürülen bu çalışmaların sonuçları uygulanmaya başlamış olmasına karşın, nedense halka bunlar açıklanmıyor ve meydanlarda, basında ve televizyonlarda dile getirilmiyor. Öyle ya, insan yaptığı iyi şeyleri açıklayarak  bununla övünmez mi? Acaba neden açıklanmıyor? Sebebi gayet açık. Halkımız anlayamaz ve tepki gösterir ve bu yüzden AB ile ilişkilerimiz tehlikeye girer diye korkuluyor. Hem ne önemi var canım, dinde küçücük birkaç değişiklik yapılmışsa bundan ne çıkar.  

Yapılan Önemsiz Değişikliklerden Bazıları: 

1-     Cumaları camiye gidenler bilirler, hoca efendiler hutbe okurlar yani devlet başkanı adına halka nutuk irad ederler. Bu hutbenin sonunda okunan bir ayeti kerime vardır; o ayeti kerime Kuranı Kerimden alınmıştır, denir ki: “Allah katında din İslamdır.”  

Şimdi, Diyanet İşleri Başkanlığınca gönderilen ve Cuma Hutbesinde okunacak dua ve ayetlere ilişkin tavsiyede söz konusu olan ayet yer almamaktadır. Tabii Hoca efendiler de bu ayeti okumadan diğer ayet ve dualarla hutbelerini tamamlarlar. Halk Arapça bilmediği için kimse farkına varmaz. Esasen de önemli değildir. Bu ayeti ısrarla okuyarak Yahudi ve Hıristiyan kardeşlerimizi darıltmağa değer mi?   

2-     İlköğretimde 5. sınıf Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi kitabında kelime-i tevhit çocuklara öğretilirken “La İlahe İllallah Muhammedün Resulullah” yerine: “La İlahe İllalah” şeklinde öğretiliyor. 

Bu ayetin anlamı Allah’tan başka İlah yoktur ve Muhammed O’nun elçisidir. Yapılan değişiklik “Muhammed O’nun Elçisidir” ifadesinin çıkartılması şeklinde olmuştur ki, ezanda da yer alan bu ifade yakında oradan da kaldırılır. Çünkü; dinler arası anlaşmaya uygun düşmüyor. Sanki yalnızca Muhammed Allah’ın Elçisi’ymiş gibi anlaşılıyor  Yahudi ve Hıristiyan kardeşlerimiz bunu istemiyorlar. Bu durum “Dinler arası diyaloga” uygun değil. 

3-     Bir diğer değişiklik; Fatiha Suresi’nin anlamında yapılan küçük, küçücük bir değişiklik. Hani Fatiha Suresi’nin son cümlesi var ya: “gayril mağdubi aleyhim veleddallin” deriz ve sonunda “amin” diyerek Fatihayı bitiririz ya, işte Fatiha suresini bu son ayetlerinin anlamı çocuklarımıza öğretilmiyor. Bu ayetlerin anlamı ise şöyle: “Allah’ım bizi gazaba uğrayanların ve azıtıp sapıtanların yoluna (durumuna) düşürme (uğratma)” deriz. Çocuklara bu anlam öğretilirken bu ifadeler tamamen çıkartılmış durumda. Çünkü bu ifadelerden Avrupa rahatsız oluyor. Neden rahatsız oluyorlar? Bunda ne var ki diye düşünülebilir. Müslüman Din Alimleri bu ayeti kerimeleri tefsir ederken diyorlar ki:” Gazaba uğrayanlardan maksat Yahudiler, azıp sapıtanlar ise Hıristiyanlardır” Çocuklarımız bu kadar ayrıntıya zaten dikkat etmiyorlar. Ne önemi var. Avrupalı dostlarımızla aramızı bozmaya değer mi? 

4-     Yine her gece yatsı namazından sonra okunması adet olan ve “amenal resulü” diye başlayan ayetlerin son bölümünde olan ve bir dua cümlesi olarak okunan “ente Mevlana fensurna alel kavmil kafirin” ayetinin anlamı ders kitaplarında eksik yazılmıştır. Bu ayeti kerimede “Sen bizim Mevlamızsın “ ifadesinden sonra gelen “kafirler topluluğuna karşı” ifadesi çıkarılmış:” “Sen bizim mevlamızsın  bize yardım et.” Şeklinde ifade edilmiştir. Halbuki söz konusu ayetin tam anlamı şöyledir: “Sen bizim mevlamızsın kafirler topluluğuna karşı bize yardım et.” Şeklindedir. Çocuklar kafirler topluluğunun kim olduğunu merak edip sormasın diye anlamı tam olarak öğretilmek istenmemektedir. 

Bilmem ki, “Ulama bu işlere ne der?” Ayetlerin Arapça okunuşlarını yanlış yapmadan okumak için titizlik gösteren din bilginlerimiz, dinin temelleri üzerinde oynanmak istenen bu değişiklikler karşısında neden susuyorlar?  

Burada Ömer Hayyam’ın bir dörtlüğünü sizlerle paylaşmak isterim: 

“Mevki sahipleri bildiğinden caymazlar.
Nice pisliğe gömülseler de aymazlar.
Şaşılacak bir iş ki, kendileri gibi;
Hırsa kapılmamışı adamdan saymazlar.”

 
 

 
 
                                                                                                 Ana Sayfa  
     
   
 

    

 
     
 

 
     
     
 

 
   Günlük Özgürlük  
 

 

 
     
  Dr Tuncay Filiz
Milli Eğitim Baka.Çanakkale
Kültür ve Turizm
İzmir Belediyesi
Konak Belediyesi