Ana Sayfa

 
 

Edebiyat

 
 

Öyküler

 
 

Makaleler

 
 

Şiirler

 
 

Tiyatro

 
 

Hakkımızda

 
 

İletişim

 
     
  Hidayet Karakuş
Nazan Duman
Kübra Durmuş
Gülçin Can
Hüseyin Durmuş
Emrah Buran
 
 

 
   
     
 

YAZILARINIZI
BEKLİYORUZ





kafiyenet okurlarının siteye katkılarını bekliyoruz.
Yazılarınızı iletin, yayınlansın.
Şimdiden katkılarınız için teşekkür ederiz.

İletişim adresi olarak
yazi@kafiye.net
adresini kullanabilirsiniz.

 
     
     
                    MAKALELER
              GİZEM  TANDOĞAN    
                   SİYAH BİR DOLMA KALEM
  
            Çocukluğumun ilk deneyimiydi. O kadar çok heyecanlıydım ki... Bu yarışma benim için çok önemliydi. Tabi önemli olacak; ilk defa bir yarışmaya katılıyordum. Bu nedenle benim için çok önemliydi. Beni heyecanlandıran ise sürpriz hediyeydi. Neydi acaba öğretmenlerimin her defasında abartarak bahsettiği bu sürpriz hediye? Para mı , yoksa saat mi? Doğrusu çok merak ediyordum.Bence saatti. Bu güzel, gösterişli saatin sahibi ben olmalıydım.
             Anne ile ilgili bir kompozisyon ile yarışmaya katılmıştım. Yazdım ve kendime çok güveniyordum.  Öğretmenim de güveniyordu bana. Ama sonuç güvenimizi boşa mı çıkaracaktı? O güzel saati başkasının kolunda mı görecektim? Oysa ki o saat, en güzel benim kolumda dururdu kesin. Yarışma sonuçları bir hafta içerisinde açıklanacaktı. O günü ise sabırsızlıkla bekliyordum. Kazanıp kazanamadığımdan değil, daha çok sürpriz hediyenin ne olduğu merakı beni yiyip bitiriyordu...
             Muhteşem gün geldi sonunda. İlk önce üçüncüyü açıkladılar. Ben değildim. Daha sonra ikinciyi açıkladılar, yine ben  değildim. Birinciyi açıklamadan önce düşündüm. Bensem, havalara uçacak, bulutlarda dans edecektim. O süslü saatte kolumda olacaktı tabi ki. Birinciyi açıkladılar. Şaşkınlaştım.... Benim adımı söylemişlerdi. Hayallerim gerçek olmuştu  ama emin olamadım. Artık heyecandan hiç bir şey duymuyor, kalbim duracak gibiydi. Yanımdaki arkadaşa ismi tekrarlattım.  Evet bendim birinci olan kişi. Büyük bir heyecanla hemen koştum saatimi, günlerdir söylenen sürpriz hediyemi almaya. Hediyeyi aldım. Eve gidene kadar açmadım. evde hediye paketini açtığımda ise büyük bir hayal kırıklığına uğradım. Günlerdir beklediğim, hayalini kurduğum hediye saat değildi kutunun içindeki. Hediye; siyah bir dolma kalemdi... Şok olmuştum. Mutlu olduğum da söylenemezdi hani. kaç gün ağlamıştım bu hayal kırıklığı yüzünden. Öğretmenlerime çok sinirlenmiştim üstelik. Oysa şimdi anlamaya başladım bana bu hediye ile ne anlatmak istediklerini, ne kadar güzel bir hediye aldığımı yeni anlamaya başlamıştım.
            Evet, siyah bir dolmakalem. Söylemesi çok basit, içeriği, taşıdığı anlam o kadar büyük ki... Bir yazar için en önemli şey kalemdir. Ya da öğretmen içinde kalem çok önemlidir. Beni ağlatan dolma kalem. O kalem benim düşüncelerimi aktarmada, kendimi ispatlamamda  yardım etti bana, en büyük desteğimdi belki de... O zamanlar küçüktüm. Algılayamamıştım bunu. Ama yine de küçük yaşta olmama bağlasam bu nankörlüğümü; şimdi bu olumsuz düşünceler nedeniyle suçluyorum kendimi.Bir yazara verildiğinde onun göğsünü kabartacak olan bu dolma kalem belki ağlatmıştı beni önceleri, ama artık biliyorum ki dolma kalemlerin değeri hiç bir şeyle karşılatırılamaz. Ah o dolma kalem, beni günlerce ağlatan o dolma kalem ise hiç anlatılmaz...


                                                                  İzmir /28.05.2005             
                                                                  Gizem  TANDOĞAN
                                                                  11 YA 380

                              
 

 
 

   

 
     Ana Sayfa                                                                 
     
   
 

        

 
     
 

 
     
     
 

 
   Günlük Özgürlük  
 

 
     
  Dr Tuncay Filiz
Milli Eğitim Baka.Çanakkale
Kültür ve Turizm
İzmir Belediyesi
Konak Belediyesi