|
|
MAKALELER
| |
GİZEM TANDOĞAN
|
|
| |
SİYAH
BİR DOLMA
KALEM
Çocukluğumun
ilk deneyimiydi. O kadar çok heyecanlıydım ki... Bu
yarışma benim için çok önemliydi. Tabi önemli
olacak; ilk defa bir yarışmaya katılıyordum. Bu
nedenle benim için çok önemliydi. Beni
heyecanlandıran ise sürpriz hediyeydi. Neydi acaba
öğretmenlerimin her defasında abartarak bahsettiği
bu sürpriz hediye? Para mı , yoksa saat mi? Doğrusu
çok merak ediyordum.Bence saatti. Bu güzel,
gösterişli saatin sahibi ben olmalıydım.
Anne
ile ilgili bir kompozisyon ile yarışmaya
katılmıştım. Yazdım ve kendime çok güveniyordum.
Öğretmenim de güveniyordu bana. Ama sonuç güvenimizi
boşa mı çıkaracaktı? O güzel saati başkasının
kolunda mı görecektim? Oysa ki o saat, en güzel
benim kolumda dururdu kesin. Yarışma sonuçları bir
hafta içerisinde açıklanacaktı. O günü ise
sabırsızlıkla bekliyordum. Kazanıp kazanamadığımdan
değil, daha çok sürpriz hediyenin ne olduğu merakı
beni yiyip bitiriyordu...
Muhteşem gün geldi sonunda. İlk önce üçüncüyü
açıkladılar. Ben değildim. Daha sonra ikinciyi
açıkladılar, yine ben değildim. Birinciyi
açıklamadan önce düşündüm. Bensem, havalara uçacak,
bulutlarda dans edecektim. O süslü saatte kolumda
olacaktı tabi ki. Birinciyi açıkladılar.
Şaşkınlaştım.... Benim adımı söylemişlerdi.
Hayallerim gerçek olmuştu ama emin olamadım.
Artık heyecandan hiç bir şey duymuyor, kalbim
duracak gibiydi. Yanımdaki arkadaşa ismi
tekrarlattım. Evet bendim birinci olan kişi.
Büyük bir heyecanla hemen koştum saatimi, günlerdir
söylenen sürpriz hediyemi almaya. Hediyeyi aldım.
Eve gidene kadar açmadım. evde hediye paketini
açtığımda ise büyük bir hayal kırıklığına uğradım.
Günlerdir beklediğim, hayalini kurduğum hediye saat
değildi kutunun içindeki. Hediye; siyah bir dolma
kalemdi... Şok olmuştum. Mutlu olduğum da
söylenemezdi hani. kaç gün ağlamıştım bu hayal
kırıklığı yüzünden. Öğretmenlerime çok
sinirlenmiştim üstelik. Oysa şimdi anlamaya başladım
bana bu hediye ile ne anlatmak istediklerini, ne
kadar güzel bir hediye aldığımı yeni anlamaya
başlamıştım.
Evet, siyah
bir dolmakalem. Söylemesi çok basit, içeriği,
taşıdığı anlam o kadar büyük ki... Bir yazar için en
önemli şey kalemdir. Ya da öğretmen içinde kalem çok
önemlidir. Beni ağlatan dolma kalem. O kalem benim
düşüncelerimi aktarmada, kendimi ispatlamamda
yardım etti bana, en büyük desteğimdi belki de... O
zamanlar küçüktüm. Algılayamamıştım bunu. Ama yine
de küçük yaşta olmama bağlasam bu nankörlüğümü;
şimdi bu olumsuz düşünceler nedeniyle suçluyorum
kendimi.Bir yazara verildiğinde onun göğsünü
kabartacak olan bu dolma kalem belki ağlatmıştı beni
önceleri, ama artık biliyorum ki dolma kalemlerin
değeri hiç bir şeyle karşılatırılamaz. Ah o dolma
kalem, beni günlerce ağlatan o dolma kalem ise hiç
anlatılmaz...
İzmir /28.05.2005
Gizem TANDOĞAN
11 YA 380
|
|
| |
|
|
| |
Ana
Sayfa
|
|
|
|
|