SAMİYE
SAYIN SEZEN
DOSTLUKLAR NEREDE KALDI
İyi ki yollarımız yıllar sonra kesişti.
Dostluğumuz hayat yolunda bir durak, soluklanıp
içilecek demli bir çay, saksıda hayat bulan
akşam sefaları. Geçmişe uzanan bir yolculuk,
tozlu yollarda kalan çakıl taşları. Yıllar
sonra çocukluk günlerini yad etmek başka bir haz
veriyor insana. Aradan geçen yirmi sekiz seneye
neler sığmadı ki. Ama hep bıraktığımız yerde,
bıraktığımız gibi bulmayı arzu ederiz. Sitenin
faaliyete geçmesi gibi bizim de kaybolan
dostluğumuzun temellerinin atılması ayni zamana
rastlıyor. Sevgili dostum, sevgili akrabam ,
sevgili öğretmenim " kafiye net'in "
birinci yılı kutlu olsun. Siten bizler için bir
dost yuvası oldu. Sevinçlerimi üzüntülerimi
düşüncelerimi orada dile getirdim. Yıllardır
yazdığım sonrada buruşturup attığım yazılarım
köşende hayat buldu.
Yıllar hızla akıp gidiyor. Tıpkı bir
nehir gibi. Önüne çıkanları da beraberinde
sürüklüyor. Bazen kabuğuna sığamıyor taşıyor.
Önüne ne çıkarsa yakıp yıkıyor. Geride talan
olmuş evler barklar, tarumar yürekler,
kapanmayan yaralar bırakıp hiçbir şey olmamış
gibi tekrar kabuğuna çekilip nazlı nazlı akmaya
devam ediyor; tıpkı hayatımıza giren dostlar
gibi. Ne kadar dostunuz varsa o kadar
zenginsinizdir.
Eski dostlar da öyle değil mi?
Yıllanmış şarap gibi. Tadı biraz buruk ve acı.
Ender bir mücevherdirler. Gün geçtikçe
değerlenir ışığın olurlar. Dostlar hayatımızın
renkleridir, melodileridir, notalarıdır.
Dostluklar kolay inşa edilmiyor. Dost deniz
kenarındaki taşlara benzer, tek tek toplarsın
sonra birer birer denize atarsın. Avucunda
kalanlar gerçek dostlarındır.
Bence dostluklar
toprağa kök salmış çınar ağacı. Gölgesinde
serinleyip, soluklanan göçmen kuşlardır.
Ben İnsanı da, doğayı da sevdim
hem de sorgusuzca.. İsanımı yalın yürek olduğu
için, doğayı da anaç olduğu için sevdim .
Dostlarımı, insan olduğu için, gerçek dost olduğu için sevdim..
Bir gün içimi ısıtan güneş, bir gün dondurucu
soğuk, bir gün ise bardaktan boşanırcasına
yağan yağmur olduğu için, bir gün ise hiç
bitmeyen bir kitap olduğu için sevdim.
Biz insanoğlu değerlerimize ve duygularımıza önem
veririz. Karşıdan gelecek sezgisel yaklaşımlar
ilişkilerimizi şekillendirir.
ostluklar ve
arkadaşlıklar güven ve saygı temeli üzerine inşa
edilir. Güven kişinin karakterine inanmakla
başlar. Söz ve eylem ahengi varsa güven gelir.
Dost seni yüreklendirir,
güldürür, seni dinler ve sana yüreğini acar.
Bilirsin ki dara düştüğünde yanındadır.
Bilirsin ki sevgi denizinde seninle yüzer,
fırtınaya seninle karşı koyar.Açık denizlere
seninle yelken açar. Bilirsin ki kapısını her
zaman çalabilirsin, gözyaşlarını akıtabilirsin
yargısızca .
Bir an yüreğime ateşin yok
ediciliği, güneşin yakıcılığı, soğuğun
donduruculuğu; dosttun yokluğu insanın
duyarsızlığı düştü. Taş kesilmiş yürekler sardı
etrafımı. Neler oluyor bizlere? Küresel bir
kirlilik süreci yaşıyoruz. Yaşadığımız topluma
yabancılaşıyoruz her geçen gün.
Sara hastası bir gencin boğulmasını
film seyreder gibi seyre diyoruz. Mangalda kül
bırakmayan yiğitler külhanbeyleri; nerede kaldı
yiğitliğiniz? Erkekliğe sığar mı, var mı
kitabınızda, yüreksizliğinizin bir bayanın
yürekliliğine yenik düşmesi? Olayı yaşayanlar
gönülleri rahatça evlerine döndüler mi, yastığa
başını koyup deliksiz uyuyabildiler mi? Çok
ama çok merak ettim. Hani biz yardımsever
millettik. Dara düşenin yanındaydık?
Sekiz yaşındaki Pınarın yaşamı,
sokak ortasındaki infazlar, taşlı sopalı
saldırılar, birbirini boğazlayanlar,
nefretlerini sokağa taşıyanlar, gittikçe alevlen
toplumsal sürtüşmeler beni derinden etkilemekte.
Neden duyarsızlaşıyoruz, yabancılaşıyoruz kendi
insanımıza? Yaban otlarından temizlenmiş bir
bahçede yaşamak istemiyor muyuz?
Kanımca sevgi tohumlarını
ekememişiz. Yarını iyileştirmenin yolu bu günün
neyi yanlış yaptığını bilmektir. Galiba
insanoğlunun hayatta kalmaya yetecek kadar
düşünmesidir. Daha fazlası bizi gerer!
Diyeceksiniz ki bahaneler bulmayı
bırak da yap. Evet haklısınız. Keşke yapabilsek.
Bir uçundan tutabilsek. İçimizde uyuyan çocuğu
bir uyandırabilsek. Duyarlı ve sevgi dolu
olabilsek, yaşamı sevebilsek keşke …Seven insan
sevgisini ele verendir.
Samiye
SAYIN -SEZEN
BURSA-25/02/2006