Ana Sayfa

 
 

Edebiyat

 
 

Öyküler

 
 

Makaleler

 
 

Şiirler

 
 

Tiyatro

 
 

Hakkımızda

 
 

İletişim

 
     
  Hidayet Karakuş
Nazan Duman
Kübra DurmuşGülçin Can
Hüseyin Durmuş
Emrah Buran
 
 

 
   
     
 

YAZILARINIZI
BEKLİYORUZ





kafiyenet okurlarının siteye katkılarını bekliyoruz.
Yazılarınızı iletin, yayınlansın.
Şimdiden katkılarınız için teşekkür ederiz.

İletişim adresi olarak
yazi@kafiye.net
adresini kullanabilirsiniz.

 
     
     
    
   MAKALELER                             
 

 SAMİYE SAYIN SEZEN 

         
DOSTLUKLAR NEREDE  KALDI 

              İyi ki yollarımız yıllar sonra  kesişti. Dostluğumuz hayat yolunda bir durak, soluklanıp içilecek  demli bir çay,  saksıda hayat bulan  akşam sefaları. Geçmişe uzanan bir yolculuk, tozlu yollarda  kalan  çakıl taşları. Yıllar sonra çocukluk günlerini yad etmek başka bir haz veriyor insana. Aradan geçen yirmi sekiz seneye neler sığmadı ki. Ama hep bıraktığımız  yerde, bıraktığımız  gibi bulmayı arzu ederiz. Sitenin faaliyete geçmesi gibi bizim de   kaybolan dostluğumuzun temellerinin atılması ayni zamana rastlıyor. Sevgili dostum, sevgili akrabam ,  sevgili öğretmenim " kafiye net'in "  birinci yılı kutlu olsun. Siten bizler için bir dost yuvası oldu. Sevinçlerimi üzüntülerimi düşüncelerimi  orada  dile getirdim.  Yıllardır yazdığım sonrada buruşturup attığım yazılarım köşende hayat buldu.             Yıllar hızla akıp gidiyor. Tıpkı bir nehir gibi. Önüne çıkanları da beraberinde sürüklüyor. Bazen kabuğuna  sığamıyor taşıyor. Önüne ne çıkarsa  yakıp yıkıyor. Geride talan olmuş evler barklar, tarumar yürekler, kapanmayan yaralar bırakıp  hiçbir şey olmamış gibi tekrar kabuğuna çekilip nazlı nazlı  akmaya devam ediyor; tıpkı hayatımıza giren dostlar  gibi. Ne kadar dostunuz varsa  o kadar zenginsinizdir.
            Eski dostlar  da öyle değil mi?  Yıllanmış şarap gibi. Tadı biraz buruk ve acı. Ender bir mücevherdirler. Gün geçtikçe değerlenir ışığın olurlar. Dostlar hayatımızın renkleridir, melodileridir, notalarıdır. Dostluklar kolay inşa edilmiyor. Dost deniz kenarındaki taşlara benzer, tek tek toplarsın sonra birer birer denize atarsın. Avucunda kalanlar gerçek dostlarındır.
           Bence dostluklar toprağa kök salmış  çınar ağacı. Gölgesinde serinleyip, soluklanan  göçmen kuşlardır. 
            Ben  İnsanı da, doğayı da  sevdim  hem de sorgusuzca.. İsanımı yalın yürek olduğu için, doğayı da  anaç olduğu için  sevdim .
           Dostlarımı, insan olduğu için, gerçek dost olduğu için sevdim.. Bir gün içimi ısıtan güneş, bir gün dondurucu soğuk,  bir gün ise bardaktan boşanırcasına yağan yağmur olduğu için, bir gün ise hiç bitmeyen bir kitap olduğu için sevdim.
          Biz insanoğlu değerlerimize ve duygularımıza önem veririz. Karşıdan gelecek sezgisel yaklaşımlar ilişkilerimizi şekillendirir.
          ostluklar ve arkadaşlıklar güven ve saygı temeli üzerine inşa edilir. Güven kişinin karakterine inanmakla başlar. Söz ve eylem ahengi varsa güven gelir.
                Dost seni yüreklendirir, güldürür, seni dinler ve sana yüreğini acar. Bilirsin ki dara düştüğünde  yanındadır. Bilirsin ki sevgi denizinde seninle yüzer, fırtınaya seninle karşı koyar.Açık denizlere seninle yelken açar. Bilirsin ki kapısını her zaman çalabilirsin, gözyaşlarını akıtabilirsin yargısızca .
                Bir an yüreğime ateşin yok ediciliği, güneşin yakıcılığı, soğuğun donduruculuğu; dosttun yokluğu insanın duyarsızlığı düştü. Taş kesilmiş yürekler sardı etrafımı. Neler oluyor bizlere? Küresel bir kirlilik süreci yaşıyoruz. Yaşadığımız topluma yabancılaşıyoruz  her geçen gün.
            Sara hastası bir gencin boğulmasını film  seyreder gibi seyre diyoruz. Mangalda kül bırakmayan yiğitler külhanbeyleri; nerede kaldı yiğitliğiniz? Erkekliğe sığar mı, var mı kitabınızda, yüreksizliğinizin   bir bayanın yürekliliğine yenik düşmesi? Olayı yaşayanlar gönülleri rahatça evlerine döndüler mi, yastığa başını koyup  deliksiz uyuyabildiler mi? Çok  ama çok merak ettim. Hani biz yardımsever millettik. Dara düşenin yanındaydık?
                Sekiz yaşındaki Pınarın yaşamı, sokak ortasındaki infazlar, taşlı sopalı saldırılar, birbirini boğazlayanlar, nefretlerini sokağa taşıyanlar, gittikçe alevlen toplumsal sürtüşmeler beni derinden etkilemekte. Neden duyarsızlaşıyoruz, yabancılaşıyoruz kendi insanımıza? Yaban otlarından temizlenmiş bir bahçede yaşamak istemiyor muyuz?
               Kanımca sevgi tohumlarını ekememişiz. Yarını iyileştirmenin yolu bu günün neyi yanlış yaptığını bilmektir. Galiba insanoğlunun hayatta kalmaya yetecek kadar düşünmesidir. Daha fazlası bizi gerer!
               Diyeceksiniz ki bahaneler bulmayı bırak da yap. Evet haklısınız. Keşke yapabilsek. Bir uçundan tutabilsek. İçimizde uyuyan çocuğu bir uyandırabilsek. Duyarlı ve sevgi dolu olabilsek, yaşamı sevebilsek keşke …Seven  insan sevgisini ele verendir.

                                                         Samiye SAYIN -SEZEN
                                                          BURSA-25/02/2006

 
 
 

 

 
     
     
   
 

    

 
     
 

 
     
     
 

 
   Günlük Özgürlük  
 

 
     
  Dr Tuncay Filiz
Milli Eğitim Baka.Çanakkale
Kültür ve Turizm
İzmir Belediyesi
Konak Belediyesi