Ana Sayfa

 
 

Edebiyat

 
 

Öyküler

 
 

Makaleler

 
 

Şiirler

 
 

Tiyatro

 
 

Hakkımızda

 
 

İletişim

 
     
  Hidayet Karakuş
S.Samiye SEZEN
Serap DURMUŞ
Figen DEMİRCAN
Hüseyin Durmuş
Sibel USTAEL
 
 

 
   
     
 

YAZILARINIZI
BEKLİYORUZ





kafiyenet okurlarının siteye katkılarını bekliyoruz.
Yazılarınızı iletin, yayınlansın.
Şimdiden katkılarınız için teşekkür ederiz.

İletişim adresi olarak
yazi@kafiye.net
adresini kullanabilirsiniz.

 
     
     
    EDEBİYAT
  SÖYLEŞİ
 
HÜSEYİN DURMUŞ
 
 

        
         
  DÜŞÜNMEK SUÇ MU?

           Merhaba sevgili dostlarım. Bugün sizlerle “ Düşünmek suç mu?” üzerinde durmak istiyorum. Evet, düşünmek suç mu acaba, ne dersiniz? Hele bu düşünmeyi yüksek sesle yaparsanız acaba sizin peşinizden kimler ve niçin gelir, bunu hiç düşündünüz mü? Bugün konumu düşünce suçları üzerine ayırdığımı sanmayın sakın! Ben siyasetten nefret ederim. Bu nedenle siyaset kokan konulara girmeyi hiç düşünmüyorum. Siyasetten nefret ettiğim için siyasi amaçlı konuları seçmem.
            Ülkemizin kışı yaşadığı şu günlerde büyük bir sürpriz diye kabul ettiğim, göçmen kuşların belasına tutulması beni derin düşüncelere saldı. Bir anda ülkeyi göçmen kuşlardan geldiği düşünülen “ Kuş Gribi ” belası bir kabus gibi ülkemin üstüne çöker oldu. Ne hikmettir ki bu kuş gribi hastalığı bir Çin’de görülüyor, bir de bu sene bizim ülkemizde görülmeye başladı. Gerçi şu an üç dürt ülkenin de ismi duyulmaya başladı ama, ne yazık ki dünya basını gündemini şuan ülkemiz olumsuz bir şekilde işgal ediyor. Bir ara komşumuz Yunanistan’da da görüldüğü söylendi ama çabucak yok edilip sessizlik sağlandı. Bulgaristan’dan ise bu konuda ses bile çıkmadı. Halbuki göçmen kuşlarının kuzeyden güneye gidiş yolları bu ülkeleri de kapsamakta ve kuzeyden güneye inen kuşların o ülkeleri değil de bizim ülkemizi sanıyorum çok ilginç olsa gerek. Bu ilginç durum da benim düşünmeme neden oldu. Çünkü bu kuş gribi ülkemizde doğu bölgesinde başladı, sonra belirli bir hat üzerinde ilerleyerek ne ilginçtir ki; turizm yörelerini en fazla tehdit eden bir hal aldı. Bu durumu sesli olarak düşünmek istedim.
            Ekonomik şartları iyi olmayan vatandaşlarımız; hatta ekonomik durumunu bırakı, bu ülke insanının çoğu zaman sağlık sorunlarına, sağlığına hiç değer vermediğini, bu nedenle bile bile ölüme meydan okuduğunu biliyoruz. Çernobil faciasında çay içme, fındık yeme gibi komiklikler yaşanmıştır. Doğal felaketler olmayınca bir başka sorunlar ile karşı karşıya kalıyor. Son otuz yılı incelediğimizde anarşi azalınca sağlık, sağlık bitince anarşi, siyaset ve gündem değiştirmek için; spor, töre cinayetleri, terör, kapkaç cinayetleri... Bu nedenle ülkemiz gündem sıkıntısı çekmiyor. Her şey düzene giriyor derken bir bakıyorsunuz ki Yunanistan ile gerginlik neredeyse savaşa dönüşecek gibi oluyor. Kısacası gündem ve konulara o kadar sahibiz ki sevgili dostlarım. Ne yazık ki, bu konular içerisinde gündem oluşturmak için çaba harcamaya gerek yok. Amaç, asıl gündemi oluşturmamak için çalışmış olsak sanırım daha iyi olacak.
           Şimdi sıkı durun sevgili dostlarım. Biz ulus olarak; çok iyi, yardım sever, vatanını canından çok seven, bayrağı için canını ve kanını fedaya hazır insanlarız. Ancak vatan için biraz araştırmaya, bazı durumları incelemeye, gündemi oluşturan konuları başlangıç nedeniyle buna sebep olabilecek asıl arka planı hiç mi hiç düşünmüyoruz. Bir de bizler dolduruşa da çabucacık geliveriyoruz. Hele günümüzde görsel ve yazınsal basının gündem üretmede çok becerikli olmaları bizler için bunmaz birer Hint kumaşı gibi oluyor.
            Şimdi sadede gelelim. Ülkemizde terör nasıl dış güçleri bir eseri ise ve buna ülke içerisinden bilinçli ve ya bilinçsizce destek buluyor ise bunun gibi sorun olur. Diğer konularda da ben dış ülkelerden bazıları ve dış güçlerin ülkemize olan olumsuz bakışları diyorum. Ermeni sorununun bazı dış güçlerin bize olumsuz yaklaşımında olduğu gibi. Kuş gribine gelince; şimdi sıkı durun!
            Hani bir ara ürettiğimiz sebze ve meyveler konusunda uluslar arası skandalları nasıl yaşamış isek. Bu ülke ekonomisine inen bir darbe ve tokat olmuşsa, aynı durum şimdi evcil hayvanlar ve halkımızın kışın en çok tükettiği kanatlı yaban hayvanları ile evcil kümes hayvanları üzerinde de bir oyun dönüyor. Kuzeyden gelen göçmen kuşların ülkemize girmesi ile bizim ülkemizde de kuş gribi görünmeye başladı. Ben diyorum ki; bu göçmen kuşlarının bazıları özellikle “ KUŞ GRİBİ” virüsü ile yüklendi ve bize gönderildi. Bunun sonunda da belirli çizgiler ve hat üzerinden giden bu kuşlar, ülkemizde konaklamaları sonunda hastalık ta ülkemizde yayılmaya başladı. Bu bizim için bir tuzak değil de nedir? Bu virüs dış güçlerin bizim için bir oyun değil mi acaba? Bu göçmen kuşların hepsi bizde konaklamaya devam ediyor mu, yoksa buradan başka ülkelere giderek o ülkelerde neler yaptılar? Oralara da virüsü bulaştırdılar mı, yoksa virüs sadece bizim ülkemize özel mi oldu?
            Bir yetkili çıkıp bu konuda bilgi verirse sevineceğim. Ulusal ve yerel olarak yayın yapan görsel basın ile yerel yazınsal basının bu konuda yaptıkları herhangi bir araştırmaları var mı? Varsa bu bulguları oldu mu? Varsa neden açıklamıyorlar? Bu konuda bilgileri yok ise araştırmayı düşünüyorlar mı? Kalın sağlıcakla.

                                                                                   Hüseyin DURMUŞ
                                                                                 Davutlar/ 19.01.2006

 
 
                                                                                                 Ana Sayfa  
 
     
   
 

        

 
     
 

 
     
     
 

 
   Günlük Özgürlük  
 



SICACIK BİR İLGİ,

GÜLER YÜZLER,
SADECE HİZMET,

GÖRMEK   İÇİN
BUYURUN
BİZ
YAVUZ OPTİK
EMRİNİZDE
LÜTFEN
SİZLERDE
GÜLER MİSİNİZ!

Adres:İstasyon Cad..No.44
SÖKE

 

 
     
  Milli Eğitim Baka.Çanakkale
Kültür ve Turizm
İzmir Belediyesi
Konak Belediyesi