Ana Sayfa

 
 

Edebiyat

 
 

Öyküler

 
 

Makaleler

 
 

Şiirler

 
 

Tiyatro

 
 

Hakkımızda

 
 

İletişim

 
     
  Hidayet Karakuş
Nazan Duman
Kübra DurmuşGülçin Can
Hüseyin Durmuş
Emrah Buran
 
 

 
   
     
     
     
     
 
  
     ŞİİRLER                                         
 
 GÜNEŞ KAYACAN

          FIRTINA  ÖNCESİ  SESSİZLİK               

                                                  Terkettin...
                    Kapıyı yarı açık bırakıp gitmişşin..
               Geri döneceğine bir işaret  mi bu yoksa?
                Oysa o sabah , lunaparka gideceğimizi
               Haber vermek için geldiğini sanıyordum...
                 Yalvarırım söyle, dilinin ucunda sıraya
              Dizilmiş  onca sözcüğü  dök artık içinden!
             Sabırsızlıkla o kapının açılmasını bekleyen
                Yorgun onca yolcudan bahsediyorum!
        Odadan bir kaç dakikalığına ayrılmamı fırsat bilip,
            Beni terkedeceğini nereden bilebilirdim ki..
 Sahil kenarında geçirdiğimiz iki saati hatırlıyor musun?
                             O fırtınalı geceyi;
        Gitme derken yüzümü ıslatan o kan damlasını,
              Boğazıma düğümlenen iki kelimeyi,
                                    Hep sustun!

                Üzerime usulca bıraktığın ceketine,
                 Elinden oyuncağı alınan, sonra da
         Annesinin mis kokan eteğine tutunup ağlayan,
                             Bir çocuk misali,
                                 Sığınmıstım...
             Çaresizlik yine yaşasın kötülük naralarını
                           Kulağıma fısıldıyordu!
              Keşke sağır olsaydım da duymasaydım!
                   Gecenin usulca üzerimize çektiği
                                   Siyah tül ,
            Sessizliğin hakim olduğu yeşil ormanın
           Ardında gizlenen göz pınarlarının taştığını,
          Her ne kadar gizlemeye çalıştıysa da nafile..
                     Sen de titriyorsun demiştim
                              Al hadi ceketini...
        Sense  üzerimizdeki siyah tülü unutuyorsun
                                 Demiştin..
         O  gece ağzından çıkan ilk ve son cümle...
        
               Boğazında düğümlenen sözcüklerinin
                               İsyan çığlıkları,
        Mahkumların ardında tutsak olduğu duvara
                Çarpıp  bedenimde yankılanıyordu,
                                Titriyordum..
                         Ama soğuktan değil,
 Bedenime  çarpan, özgürlüğe susamış çığlıklarından...
   Neden özgürlüğe koşmalarına izin vermedin?
                       
                       Neden bastırdın isyanlarını?
                   Bunun bir son olduğunu bile bile
           Sol yanındaki hapishaneye gömdün onları...
                   Sonsuza dek mahkum oldular ..
                           Sen de gardiyan...
            O matem gecesi son ziyaret gecesiydi!
                 Haykırmak isterdim hüznümü
                   Gözyaşları içinde boğularak!
               Yalvarmak isterdim gitme diye
                  Hıçkırıklarımı tutamayarak!
                    Ama yapamadım...

                                   Olmadı..
Oysa sessizlik cesaretinin sınırlarını zorluyordu o gece..
                 Bir şiir yazmıştım bir zamanlar
                Suskunluğum çığlık çığlığa diye
                     Bir defa gitme diyebildim,
                           Artık yorgundum,
                  Gücüm bu kadarına yetebildi,
                                   Sonrası
               Yine suskunluğum çığlık çığlığa...

                                            Güneş KAYACAN

 
 
 

 

 
     
 
     
   
 

        

 
     
 

 
     Evlerinde iğde midir
   Dalları yerde midir
   Her gördüğünü seversin

   Sendeki de miğde midir
                                Mani
 
          
  
 
 

 
   Günlük Özgürlük  
 

 

 
     
  T.C Emekli SandığıDr Tuncay Filiz
Milli Eğitim Baka.Çanakkale
Kültür ve Turizm
İzmir Belediyesi
Konak BelediyesiŞiir, Kitap, Araştırma