Ana Sayfa

 
 

Edebiyat

 
 

Öyküler

 
 

Makaleler

 
 

Şiirler

 
 

Tiyatro

 
 

Hakkımızda

 
 

İletişim

 
     
  Hidayet Karakuş
Nazan Duman
Kübra DurmuşGülçin Can
Hüseyin Durmuş
Emrah Buran
 
 

 
   
     
 

YAZILARINIZI
BEKLİYORUZ





kafiyenet okurlarının siteye katkılarını bekliyoruz.
Yazılarınızı iletin, yayınlansın.
Şimdiden katkılarınız için teşekkür ederiz.

İletişim adresi olarak
yazi@kafiye.net
adresini kullanabilirsiniz.

 
     
     
    
  MAKALELER  
  Dr. SAİT GÜNGÖR ELGİN  
 
 
    
           
GELECEĞİN EĞİTİMİ NASIL OLMALI ?
 

Psikoloji alanında yapılan öğrenme ile ilgili laboratuar çalışmaları sonuçları, öğretimde öğrenciyi merkeze alan programların uygulanmasının eğitsel değeri, bireysel öğretime verilen önemin artması, nüfus patlaması, bilgi patlaması, kaliteli öğretmen istihdamının her geçen gün sorunlar yaratması, demokratlaşmanın gereği olarak eğitimin yaygınlaştırılması ve fırsat eşitliği ilkesinin önem kazanması, eğitimde yeni yöntemlerin uygulanmasını zorunlu hale getirmiştir.

Teknolojide görülen hızlı gelişmeler hemen her alanda yeni gelişmelere yol açmış; sanayi, ticaret hattâ evlerin mutfağı bile bu gelişmelerden etkilenmiştir. Eğitim de bu etkiden uzak kalamazdı. makinenin bir çok alanlarda başarı ile kullanılması, bir çok çağdaş sorunları çözmekle yüz yüze gelmiş bulunan ve bunalımlı dar boğazlara giren eğitim alanına da makinenin  uygulanması yirminci yüzyılın ikinci yarısında en çok tartışılan, araştırılan bir konu haline gelmiştir. 1960’larda bu tartışmaların, denemelerin patlama noktasına ulaştığını görüyoruz.

“Programlı Öğretim” ve “Makine ile Öğretim”, bu gün artık laboratuar çalışmalarından uygulama alanlarına doğru yayılma temayülü göstermektedir.

“Programlı Öğretim”, “Öğretim Makineleri” kavramları “Eğitim Teknolojisi” ve “Program Geliştirme” kavramları ile birlikte Türkiye’ye de girmiş ve “Programlı Öğretim” alanında doktora tezi seviyesinde araştırmalar yapılmıştır.

Makine ile Öğretimin deneme ve araştırma alanına girebilmesi için programlı materyale nazaran bazı güçlükler görülmektedir. Bu güçlüklerin başında makine yapımının teknik bilgi ve atölye imkanlarına lüzum göstermesidir. Bu güçlük bilgisayarın yaygınlaşması ile ortadan kalkmış, ancak, bilgisayara uyarlanacak eğitim programlarının yazılması sorununu gündeme getirmiştir.

Yüzyılın ortalarına doğru eğitimde modern öğretim tekniklerinin yoğun olarak kullanılmağa başladığını görüyoruz.
Aslında yeniliklere öncülük etmesi gereken eğitimin; bu fonksiyonunu yerine getiremediği; çağın gerisine düştüğü, endüstrinin baş döndürücü gelişmelerine ayak uyduramadığı eğitimle ilgilenenlerce ifade edilmeğe başladığından beri eğitimde modernleşme çabalarının yoğunlaştığı söylenebilir.

Eğitimcileri bu yolda çalışmaya zorlayan sebeplerin başında sosyo-ekonomik gelişmeler ve bunların yarattığı dev eğitim sorunları gelmektedir.

Çağı karakterize eden nitelikler “büyük ve yoğun insan toplulukları, aşırı hareket, dinamizm, hızlı değişme, bilimsellik ve teknik” olarak ifade ediliyor.   
 

EĞİTİM SORUNLARI

Eğitim kültürel, sosyal, ekonomik ve politik değişmelerin etkisi altında devamlı değişme durumundadır. Eğitim kurumları ve eğitim işiyle ilgili olanlar bu etkileri görmek ve programlarını, planlarını, stratejilerini buna göre yapmak zorundadırlar. Esasen başlı başına karmaşık bir yapıya sahip olan eğitimin dış etkenlerin baskısı ile daha da karmaşık hale geldiği; sorunların adeta çözülemez, kontrol edilemez boyutlara ulaştığı ve sık sık  eğitimde bunalımdan söz edildiği bir gerçektir.

Eğitimde çözümü yıllarca çalışmaya neden olacak sorunları doğuran olguların başında hiç şüphesiz NÜFUS PATLAMASI yer almaktadır. Tek başına nüfus patlamasının doğurduğu ekonomik, sosyal, politik sorunlarla eğitim, içinden çıkılmaz bir fasit daire içine itilmiş durumdadır.

Nüfus Patlaması

İnsanın meydana gelişinden 1776 yılına kadar 500 milyona ulaşan dünya nüfusu bundan, 200 yıl sonra 1976 da 4,1 milyara ulaşmıştır. 2014 yılında yani 38 yıl sonra 8,2 milyara ulaşacaktır. Bunun anlamı 1970 lere kadar dünya nüfusunun iki katına çıkması için 10 000 yıl geçmişken, bu 38 yılda bir iki katına çıkar duruma gelmiştir.

Son yıllarda nüfusu büyük olan ülkelerce alınan önlemlerle nüfus artışı biraz yavaşlamış görünmektedir. Ama sorun gene de önemini korumakta, dünya nüfusu her şeye rağmen artmasına devam etmektedir.. 1970 yıllarının temposu ile artış devam etseydi 4,1 milyarı bulan bu günkü dünya nüfusunun iki katına çıkması için 38 yıl geçmesi gerekirken, alınan önlemler sayesinde 41 yıl sonra aynı seviyeye ulaşacaktır.

Nüfus artışının gösterdiği bu manzara bazı eğitimcileri eğitim problemlerinin hemen hemen çözümsüz olarak niteleyecek kadar kötümser yapmıştır.

Bilgi Patlaması 

Eğitim için en önemli sorunlardan biri de şüphesiz BİLGİ PATLAMASI’dır. Her geçen gün pek çok uzmanlık alanında bilgi üretilmekte ve bu üretimden ancak o alanın uzmanları haberdardır. Bu artışın izlenmesi adeta olanaksız hale gelmiştir. Mevcut bilgi kapasitesinin her on senede bir iki katına çıktığı düşünülürse artışın önemi kavranabilir.

Bilgi ile eğitim arasındaki ilişki o kadar doğaldır ki birinciden söz edince diğeri derhal hatırlanır. Eğitimin en başta gelen görevlerinden biri de hiç şüphesiz yeni bilgi ve deneyimleri yetişen kuşaklara tanıtmaktır. Bu kadar hızla gelişen bilgiyi kısa zamanda eğitim kurumlarında gençlerin önüne sergilemek, onları bu bilgilerden yararlanarak aşmalarını sağlamak eğitimde önemli sorunlar yaratmıştır.

Gerek nüfus patlamasının, gerekse bilgi patlamasının yarattığı eğitim sorunlarının geleneksel eğitim-öğretim yöntemleriyle çözümlenemeyeceği bir gerçek olarak ortadadır.

Eğitimde Fırsat Eşitliği Yahut Eğitimin Demokratlaştırılması

Günün eğitim kurumlarına entelektüel zevklerini tatmin veya bilimsel tutkuları için, yalnız aristokrat sınıflar ilgi gösterirdi. Okullar genellikle paralı ve azdı. Toplumların sosyo-kültürel yapıları sanayideki devrimsel gelişmelerle değişmiş, politik ortamda demokratlaşma kaçınılmaz bir hal almıştır. Demokrat hükümetlerin vatandaşlarına götüreceği hizmetlerin başında da eğitim ve sağlık hizmetleri yer almıştır. İlköğretimin parasız ve zorunlu olmadığı bir demokrat ülke kalmamıştır. Bu gün yalnız ilköğretim ihtiyacının karşılanması yeterli görülmemekte, orta öğretim ve yüksek öğretimde de parasız eğitim yaygınlaşmaktadır.

Hükümetler halklarının eğitimden eşit şekilde yararlanmaları için kendilerini zorlamaktadırlar. Çünkü sanayi eğitilmiş insan gücünü gereksinmektedir, eğitilmiş insanların sanayide istihdamları daha iyi şartlarla mümkün olmaktadır. Seçmenler oylarıyla hükümetleri bu yöndeki ihtiyaçlarını gidermek için zorlamaktadırlar. Her bölgeye yeter sayıda okul, iyi yetişmiş öğretmen, ders araç ve gereçleri sağlamak çözümü zor problemler olarak hükümetlerin, politikacıların devamlı uğraşmak zorunda oldukları sorunlardır.

Demokratik toplumların eğitimde fırsat eşitliğinden yararlanabilmeleri için geleneksel eğitim yöntemleri ile sorunların çözümünün olamayacağı görülmektedir.

Teknik Gelişmeler

Teknik gelişmeler her alanda çok önemli değişikliklere neden olmuştur. Tarım, ticaret, ulaşım… vesaire insan yaşamının hemen her kesimi bu gelişmeden etkilenmiş; evlerin mutfağının bile çehresi değişmiştir. Bazı el sanatları kaybolmakta ve yerlerini fabrikalar almaktadır. Dün bire üç ürün aldığı için haline şükreden çiftçi, tarım araçları, gübre ve sulama tesisleri sayesinde bire yirmi verim alır duruma gelmiş, bu olay onda bilime, tekniğe  olan inancı artırmış ve bunun sonucu olarak eğitime, kitaba…., verdiği önem değişmiştir. Eskiden köyde işe yarayacağı şüpheli olan çocuklar okumaya teşvik edilir ve devlet kapısında bir iş bulmaları için okutulurken, bu gün okumaktan, başka faydalar beklenmektedir. Orta Öğretim Kurumlarının geleneksel ve ihtiyaca cevap vermekten uzak yapılarına rağmen köylere kadar uzanmalarının nedenini başka türlü anlamak mümkün görünmemektedir. Evvelce pek az öğrencinin devam ettiği teknik liselere bu gün öğrenciler seçme sınavları ile alınmaktadır.

Sanayideki gelişmenin eğitimi ne kadar etkilediği bunlara benzer daha bir çok örnekle gösterilebilir. Eğitimin de endüstri üzerinde etkileri daima kabul edilmiştir. Endüstri ile ilgili yetkililer eğitimin önemini o derece inanmış görünmektedirler ki eğitim vakıfları kurarak, burslar vererek, iş yerlerinde hizmet-içi eğitim kurs ve seminerleri düzenleyerek bu eğilimlerini açığa vurmaktadırlar. Bu gün bir çok fabrikada hizmet-içi eğitim seminer ve kursları ile ilgili eğitim çalışmalarını düzenlemek üzere eğitim uzmanları istihdam edilmektedir.

Sanayinin eğitime niçin bu ilgiyi gösterdiğini anlamak mümkündür. Devamlı değişen ve gelişen teknolojiye ayak uyduramayan kuruluşlar fonksiyonlarını çok çabuk kaybettiği içindir ki yenilikleri izleyebilecek yetenekli personel aranmaktadır. Eğitim kurumlarının da bu potansiyelde personel yetiştirmesi istenmekte, eksiklikler hizmet-içi kurları ile giderilmeğe çalışılmaktadır.

O halde çağdaş dünyada eğitim-öğretimin “çok kere hafıza için bir yük teşkil etmekten ileri gitmeyen bir takım dağınık, ölü ve geçersiz bilgiler kazandırma yerine, temel kavram ve ilkeler etrafında bir anlama ve düşünme faaliyeti olması gerekir.”

 Görüldüğü gibi endüstrinin istediği insan gücünün yetiştirilmesi sorununun, geleneksel eğitim anlayışı ile çözümlenemeyeceği anlaşılmaktadır.  

                                          Dr. Sait Güngör ELGİN

 
     
     
   
 

    

 
     
 

 
     
     
 

 
   Günlük Özgürlük  
 

 
     
  Dr Tuncay Filiz
Milli Eğitim Baka.Çanakkale
Kültür ve Turizm
İzmir Belediyesi
Konak Belediyesi