| |
Dr. Sait Güngör Elgin
Tel:0256-646 11 49
Cep:0532-516 09 28
“GELİN TANIŞ OLALIM”
Sevgili Yunus’umuz, Yunus
Emre’miz asırlarca önce bizi şöyle çağırıyor:
Gelin
tanış olalım
İşi kolay kılalım
Sevelim, sevilelim
Bu dünya kimseye kalmaz.
Dün Cuma namazında çok
güzel bir hutbe okudu, hoca efendi. O hutbe şöyle
başlıyordu:
“Yüce dinimiz islamın temelde iki ana gayesi vardır.
Birincisi, Alemlerin Rabbi olan Allah’a (cc) kulluk
etmek, ikincisi de Allah’ın bütün yaratıklarına hoş
muamele yapmaktır.”
“İslam
dini bütün varlıklara, özellikle de ahsen-i takvim
üzere yaratılan insana, saygıyı, sevgiyi, şefkati,
merhameti ve hoşgörüyü bir esas olarak kabul
etmiştir.”
Hazreti Peygamberin
huzurunda meydana gelen bir olaydan sonra Hucurat
suresinin 13. ayeti nazil olduğu söyleniyor hutbede
ve surenin meali veriliyor:
“Ey
insanlar, doğrusu biz sizi bir erkekle bir dişiden
yarattık ve birbirinizle
tanışmanız
için sizi kavimlere ve kabilelere ayırdık”
buyruluyor.
Peki bütün bunlar
söyleniyor da hayatımızda neden pek çok aksi şeyler
var? Çünkü, bunları bize ulaştıran organımız sadece
kulağımız. Beynimize açılan beş pencereden sadece
biri. Ve maalesef en az etkili olanı. Yapılan
araştırmalar; kulağımızla aldığımız bilgilerin ancak
yüzde onunu hatırlayabildiğimizi gösteriyor.
İsterseniz siz de deneyebilirsiniz. Ben şimdi size
20 tane kelime yazayım, siz bu kelimeleri önünüze
gelen herhangi bir kişiye okuyun, sonra da onun bu
kelimeleri okuduğunuz sırada tekrar etmesini
isteyin. Bakın bakalım yüzde kaçını
hatırlayabilecek. İşte size söylediğimi kanıtlamak
için kullanacağınız test kelimelerini veriyorum:
“Elektrik direği, Kuğu, Tabure, Cip, Eldiven, Pistol,
Öğrenci, Bisiklet, Kedi, Ton Balığı, Kale, Kurşun
Kalem, Cadı, Yüzük, Para, Lise, Komedi, Oy Sandığı,
Buharlı Tren, Sigara”
Ayrıca bilgileri tekrar
etmenin de önemi yok. Onları anlamak ve kendi
dilimizle anlatabilmemiz gerekir. Kendi dilimizle
anlatamadığımız, başkalarının sözlerini aynen tekrar
ettiğimiz durumlarda onları ezberlemiş oluruz. Ama
fikirlerin bizde inanç haline gelebilmesi için
onları yaşamamız ve kendi dilimizle anlatabilmemiz
gerekir. Ancak o zaman biz o fikirleri benimsemiş ve
hayatımıza geçirmiş oluruz. Bu amaçla da seslerden
sonra en çok kullanacağımız işaretler yazı
olabilir. Hem dinler, hem de okursak konular
aklımızda daha iyi kalır, karşılaştığımız olayları
anlamada ve yorumlamada çok faydasını görürüz.
Bunları bir kerede yazarsak, aklımızda kalma oranı
daha da yükselir. Eskiden öğretmenlerimiz bize “bir
kere yazmak beş kere okumaya bedeldir derlerdi”
Televizyon niçin bu kadar etkili, sözü, yazıyı,
olaylarla ilgili görüntüleri birlikte veriyor.
Çocuklar daha konuşmasını bilmedikleri zaman bile
reklamlar verilirken oyuncaklarını bırakıp
televizyona niçin yöneliyorlar ? Suçlar niçin bu
kadar arttı? Televizyonun sürekli olarak kötü
olayları haber yapmaları yüzünden değil mi?
Bu yüzden yüce
Kitabımız Kuran-ı Kerim’in ilk ayeti “Oku!” emri ile
başlamaktadır. Niçin okuyacağız ? Allah emrettiği
için.. Allah, niçin emrediyor? Okuyup anlamamız ve
anlatılanlar üzerinde düşünmemiz, doğruyu bulmamız
ve görmemiz için, bu şekilde gelecek hayata
kendimizi hazırlamamız için.
Peki niçin bunları
bilmiyoruz? Veya bunlar dururken başka gereksiz
şekli şeylerle uğraşıp duruyoruz ? Din adına. Çünkü
Kuran-ı Kerimi okumuyoruz ve okusak bile
anlamıyoruz. Niçin? En sık, en çok okumamız gereken
bu hayatta yapmamız gereken şeyleri yazan Allah
sözlerini niçin okumuyoruz ? Arapça’sını okumak da
güzel ama, Arapça’yı bilenler için. Allah ve
Peygamberi Kuran-ı Kerimi okumamızı tavsiye ederken
onu anlamamız ve hayatımızda uygulamamız gerektiği
için okumamızı tavsiye ediyor. Neden bu kadar basit
bir şeyi anlayamıyoruz ? Şimdi ben size desem ki;
size çok faydalı şeyler söyleyeceğim ama başka bir
dilde meselâ İngilizce, ama siz İngilizce bilmeseniz
bana demez misiniz: “Öğretmenim, sen kafayı mı
yedin, ben bilmediğim bir dildeki güzel bilgileri
nasıl öğrenebilirim.” Evet haklısınız. İşte
yıllardır bu akla, mantığa, dine aykırı olan işi
sürdürüyor ve bunda inat ediyoruz.
Allah cümlemize akıl fikir
versin.
Efendim Kuran-ı Kerim
tercüme edilemez, mealine de güvenilmez, ancak
tefsirini okumak lazım, o da 12-13 cilt, bizim bu
kadar zamanımız yok, günlük ekmeğimizi kazanmanın
derdindeyiz. Bunların hepsi doğru. Allah bize
anlayamayacağımız bir şey söylemiyor. Mealini
güvenilir bir kaynaktan tercihen “Dinayet İşleri
Tarafından yapılan Meal’den” okuyabilirsiniz. Her
gün bir sayfa okuyamaz mısınız? Haftada bir sayfa
okuyamaz mısınız?
Lütfen okuyalım ve anlamaya
çalışalım. Eğer Atatürk zorlamasaydı, yukarıda
alıntılarını yaptığım hutbeyi de Arapça dinliyor
olacaktık ve anlamayacaktık. Dinde bulunmayan
şeyleri dinde varmış gibi göstermenin yolu tabii ki
halkın Kuran-ı Kerimde yazılanları anlamaması ile
mümkündür. Bu da bazı bulanık suda balık avlamak
isteyenlerin işini kolaylaştırmaktan başka bir işe
yaramaz.
|
|