Ana Sayfa

 
 

Edebiyat

 
 

Öyküler

 
 

Makaleler

 
 

Şiirler

 
 

Tiyatro

 
 

Hakkımızda

 
 

İletişim

 
     
  Hidayet Karakuş
Nazan Duman
Kübra DurmuşGülçin Can
Hüseyin Durmuş
Emrah Buran
 
 

 
   
     
 

YAZILARINIZI
BEKLİYORUZ





kafiyenet okurlarının siteye katkılarını bekliyoruz.
Yazılarınızı iletin, yayınlansın.
Şimdiden katkılarınız için teşekkür ederiz.

İletişim adresi olarak
yazi@kafiye.net
adresini kullanabilirsiniz.

 
     
     
    
  MAKALELER  
  Dr. SAİT  GÜNGÖR  ELGİN  
 


Dr. Sait Güngör Elgin
Tel:0256-646 11 49
Cep:0532-516 09 28

 
          “GELİN TANIŞ OLALIM”

Sevgili Yunus’umuz, Yunus Emre’miz asırlarca önce bizi şöyle çağırıyor: 

Gelin tanış olalım
İşi kolay kılalım
Sevelim, sevilelim
Bu dünya kimseye kalmaz.

Dün Cuma namazında çok güzel bir hutbe okudu, hoca efendi. O hutbe şöyle başlıyordu:

“Yüce dinimiz islamın temelde iki ana gayesi vardır. Birincisi, Alemlerin Rabbi olan Allah’a (cc) kulluk etmek, ikincisi de Allah’ın bütün yaratıklarına hoş muamele yapmaktır.”

“İslam dini bütün varlıklara, özellikle de ahsen-i takvim üzere yaratılan insana, saygıyı, sevgiyi, şefkati, merhameti ve hoşgörüyü bir esas olarak kabul etmiştir.”

Hazreti Peygamberin huzurunda meydana gelen bir olaydan sonra  Hucurat suresinin 13. ayeti nazil olduğu söyleniyor hutbede ve surenin meali veriliyor:

“Ey insanlar, doğrusu biz sizi bir erkekle bir dişiden yarattık ve birbirinizle tanışmanız için sizi kavimlere ve kabilelere ayırdık” buyruluyor.

Peki bütün bunlar söyleniyor da hayatımızda neden pek çok aksi şeyler var? Çünkü, bunları bize ulaştıran organımız sadece kulağımız. Beynimize açılan beş pencereden sadece biri. Ve maalesef en az etkili olanı. Yapılan araştırmalar; kulağımızla aldığımız bilgilerin ancak yüzde onunu hatırlayabildiğimizi gösteriyor. İsterseniz siz de deneyebilirsiniz. Ben şimdi size 20 tane kelime yazayım, siz bu kelimeleri önünüze gelen herhangi bir kişiye okuyun, sonra da onun bu kelimeleri okuduğunuz sırada tekrar etmesini isteyin. Bakın bakalım yüzde kaçını hatırlayabilecek. İşte size söylediğimi kanıtlamak için kullanacağınız test kelimelerini veriyorum: “Elektrik direği, Kuğu, Tabure, Cip, Eldiven, Pistol, Öğrenci, Bisiklet, Kedi, Ton Balığı, Kale, Kurşun Kalem, Cadı, Yüzük, Para, Lise, Komedi, Oy Sandığı, Buharlı Tren, Sigara”

Ayrıca bilgileri tekrar etmenin de önemi yok. Onları anlamak ve kendi dilimizle anlatabilmemiz gerekir. Kendi dilimizle anlatamadığımız, başkalarının sözlerini aynen tekrar ettiğimiz durumlarda onları ezberlemiş oluruz. Ama fikirlerin bizde inanç haline gelebilmesi için onları yaşamamız ve kendi dilimizle anlatabilmemiz gerekir. Ancak o zaman biz o fikirleri benimsemiş ve hayatımıza geçirmiş oluruz. Bu amaçla da seslerden sonra en çok kullanacağımız   işaretler yazı olabilir. Hem dinler, hem de okursak konular aklımızda daha iyi kalır, karşılaştığımız olayları anlamada ve yorumlamada çok faydasını görürüz. Bunları bir kerede yazarsak, aklımızda kalma oranı daha da yükselir. Eskiden öğretmenlerimiz bize “bir kere yazmak beş kere okumaya bedeldir derlerdi” Televizyon niçin bu kadar etkili, sözü, yazıyı, olaylarla ilgili görüntüleri birlikte veriyor. Çocuklar daha konuşmasını bilmedikleri zaman bile reklamlar verilirken oyuncaklarını bırakıp televizyona niçin yöneliyorlar ? Suçlar niçin bu kadar arttı? Televizyonun sürekli olarak kötü olayları haber yapmaları yüzünden değil mi?

Bu yüzden yüce Kitabımız Kuran-ı Kerim’in ilk ayeti “Oku!” emri ile başlamaktadır. Niçin okuyacağız ? Allah emrettiği için.. Allah, niçin emrediyor? Okuyup anlamamız ve anlatılanlar üzerinde düşünmemiz, doğruyu bulmamız ve görmemiz için, bu şekilde gelecek hayata kendimizi hazırlamamız için.

Peki niçin bunları bilmiyoruz? Veya bunlar dururken başka gereksiz şekli şeylerle uğraşıp duruyoruz ? Din adına. Çünkü Kuran-ı Kerimi okumuyoruz ve okusak bile anlamıyoruz. Niçin? En sık, en çok okumamız gereken bu hayatta yapmamız gereken şeyleri yazan Allah sözlerini niçin okumuyoruz ? Arapça’sını okumak da güzel ama, Arapça’yı bilenler için. Allah ve Peygamberi Kuran-ı Kerimi okumamızı tavsiye ederken onu anlamamız ve hayatımızda uygulamamız gerektiği için okumamızı tavsiye ediyor. Neden bu kadar basit bir şeyi anlayamıyoruz ? Şimdi ben size desem ki; size çok faydalı şeyler söyleyeceğim ama başka bir dilde meselâ İngilizce, ama siz İngilizce bilmeseniz bana demez misiniz: “Öğretmenim, sen kafayı mı yedin, ben bilmediğim bir dildeki güzel bilgileri nasıl öğrenebilirim.” Evet haklısınız. İşte yıllardır bu akla, mantığa, dine aykırı olan işi sürdürüyor ve bunda inat ediyoruz.

Allah cümlemize akıl fikir versin.

Efendim Kuran-ı Kerim tercüme edilemez, mealine de güvenilmez, ancak tefsirini okumak lazım, o da 12-13 cilt, bizim bu kadar zamanımız yok, günlük ekmeğimizi kazanmanın derdindeyiz. Bunların hepsi doğru. Allah bize anlayamayacağımız bir şey söylemiyor. Mealini güvenilir bir kaynaktan tercihen “Dinayet İşleri Tarafından yapılan Meal’den” okuyabilirsiniz. Her gün bir sayfa okuyamaz mısınız? Haftada bir sayfa okuyamaz mısınız?

Lütfen okuyalım ve anlamaya çalışalım. Eğer Atatürk zorlamasaydı, yukarıda alıntılarını yaptığım hutbeyi de Arapça dinliyor olacaktık ve anlamayacaktık. Dinde bulunmayan şeyleri dinde varmış gibi göstermenin yolu tabii ki halkın Kuran-ı Kerimde yazılanları anlamaması ile mümkündür. Bu da bazı bulanık suda balık avlamak isteyenlerin işini kolaylaştırmaktan başka bir işe yaramaz.

 
 
  ANA  SAYFA  
     
   
 

    

 
     
 

 
     
     
 

 
   Günlük Özgürlük  
 

 

 
     
  Dr Tuncay Filiz
Milli Eğitim Baka.Çanakkale
Kültür ve Turizm
İzmir Belediyesi
Konak Belediyesi