Baharı gözlerine dolduran kadın
der ki
Ellerinle toprağa saldığın
Kır çiçeği
Gözlerimdeki ışıltı
Kelamı konuşturduğum deniz
Bir çocuğun okşadığı saçı
Bulutu,pamuk şekere
Pamuk şekeri buluta katıp
Yüreğini gökyüzünde taşıyan
çocuk der ki
Başlar kalktığında görülen
gökkuşağısın,sen
Tüm söz sahiplerini susturan
mucizesin sen
Dayısına giden kız çocuğunu
Şefkatle bekleyensin
Yuvasının bir dalını meşeden
Bir dalını iğdeden yapan
güvercin derki:
Gözlerindeki gam
Bir köşede yorgun ağlamaları
Sevdiklerini yitirişinin ayinesi
İlmini,sevgisini,emeğini
Toprakla bilen yaşlı der ki:
Kirpiklerinden taşan bereket
yansır
Mekke Sokaklar'ına
Sen, ellerimizden tutup kaldıran
Sen Cennet tepelerinden seslenen
Sana hüznü yaşatan der ki:
Yüzüne hasret kaldı ya yüreğim
Elimdeki mızrakla akıttığım kan
benim
Dişlerimin arasındaki ciğer
Kendi ciğerim
Hüznüne bedel arayan derki:
Düğün dernek eyler mızrak
En kötüye değince
Düğün dernek eyler dizim
Huzurunda çökünce
Sözü azık edinen avare derki:
Dolu vurmuş ekin gözlerim
ışıksız
Annesini yitirmiş çocuk bedenim
ruhsuz
Çiçek açmayan toprak ellerim
takatsiz
Hep Sensiz hep Sensiz
29
Nisan 2005
Zehra UZUN