|
GÖZLERİM HEP SİZİ ARADI
ÖĞRETMENİM
Öğretmenler
günü ile ilgili yazı yazmak hiç gelmedi içimden…
Bir güne sığdırılmayı belli bir zamana
iliştirilmeyi kabullenemiyorum. Sembolik bir gün,
gelişi güzel geçirilmiş bir gündür. Ben toplumun
irfan ordusuyum… Her yerde, her günde olmalıyım.
Ben Türkiye’nin aydınlık yüzü, geleceğin ışığı, genç
beyinlerin mimarı, bir güne mahkum edilemem.
Bu günde adıma methiyeler düzüldü, şiirler ve
şarkılar söylendi, yere göğe sığdırılamadım..Yüzüm
belki her günden daha farklı güldü; bu gün ne de
olsa benim günümdü .Bizlerin sevinçleri,
mutlulukları, tutarlılıkları uzun süreli olmalı
.Güneş gibi, bilgimizi ve sıcaklığımızı yaymalıyız.
“Bilgiyi yönetenler, dünyaya hakim olan
insanlardır”, Ulu Önderimizin dediği gibi: ”Ulusları
kurtaracak olan yalnız ve ancak öğretmenlerdir,
öğretmenler yeni nesil sizin eseriniz olacaktır; iki
orduya ihtiyaç vardır. Birisi düşmana göğsünü siper
eden silahlı ordu; diğeri cehalet savaşını üstlenen
irfan ordusu.” O kadar çok misyon üstlenmişiz ki
zaman zaman bunların altında eziliyoruz .Oysa bu
bizi yüceltmeli, onurlandırmalı… Düz yolda yol
almıyoruz ki… Yediden yetmişe bilgi bayrağımızı
taşıyoruz. Mantıklı düşünebilen sorgulayan, kendine
ve başkalarına değer veren, bilgiyi kullanan, özgür
düşünceye sahip insanlar yetiştirmek hedeflerimiz
arasındadır…
Bizlerin görevi, ben değerliyim çünkü bireyim,
insanım gibi benlik duygusunu hissettirmek ve
yaşatmaktır. Umutsuz değilim bir çok arkadaşım
bunları yapıyor ve de yapıyoruz .
Bazıları gibi ben de umudumu çabuk
yitiriyorum. Umutsuzluğa kapılıyorum …. Bir kaç gün
içinde yaşadıklarım bu satırların karalanmasına
neden oldu. Öğrencimin onuru kırılmıştı, güveni
sarsılmıştı, okula karşı duyguları değişime
uğramıştı; hepsinden de öte yaşama bakışı
değişmişti. Ne oldu bu kadar kısa sürede değişimi
yaşatan.. En ufak bir olayda umutlar neden yok
oluyor, umutsuzluk neden kendini gösteriyordu ?
“ - Dün defalarca geldim odanıza öğretmenim
ama, siz yoktunuz; gözlerim hep sizi aradı”
diyordu. Bir taraftan da gözlerinden yaşlar sicim
gibi süzülüyordu.” -Ablamda geldi odanıza ama
yoktunuz. Siz olsaydınız böyle olmazdı” diyordu…
Beni kurtarıcı olarak görüyordu. Kimse beni
anlamıyor, beni dinlemiyor, konuşturmuyor diyordu.
Ne arkadaşları, ne öğretmenleri, nede
idarecisi…Yediği tokatların izleri hem bedeninde
hem de ruhunda derin izler bırakmıştı.
Daha dün Öğretmenler günü kutlanmıştı.
adımıza yakışan bir sürü süslü laflar söylenmişti.
Hepsinden de öte kendi kendimizi öven sözler
söylemiştik. Onlara kucak açtığımızı bizim
çocuklarımız olduğunu …
Cehaleti, eğitim ordusuyla yeneceğimizi bilen
insanlarız. Neler oluyor bizlere anlayamıyorum. Hadi
bundan da vaz geçtim. Bizler, aydın okumuş, misyon
sahibi öncüleriz. Bilgiyi paylaşan paylaştıkça
yüceleşen insanlarız. Aklıma ” Yunus Emre’nin
dizeleri geldi.” İlim ilim bilmektir. /İlim kendini
bilmektir./Sen kendini bilmezsen bu nice okumaktır.
“yüzyıllar öncesinden seslenmiş , bu günlere ulaşmış
hala çözemediğimiz tıpkı; Türkçe dil savaşçısı,
Oktay SİNANOĞLU .’nu anlamak istemediğimiz gibi…
Kendimizi ifade etmenin önemi birbirimizi
anlamaktan geçer. bunun içinde, dilimize sahip
çıkmamız gerekir, hele biz öğretmenlerin…Öğretmenler
gününde, öğretmenlere jest olsun diye yerel yönetim”
Bye Bye Türkçe “kitabını hediye etti. Hemen ertesi
günü de yazarı ile söyleşi düzenledi . Bir irfan
ordusu için bulunmaz fırsattı.Tatil gününe gelmesi
katılımı arttıracaktı. Diye düşünmüştüm :
-Benimde gözlerim sizleri aradı öğretmenim…
Ama sizler yoktunuz… Boş sıralara, bakmanın ne demek
olduğunu çok iyi bilen irfan ordusu arkadaşlarım
yoktu. İki bin kişilik salon boş gibiydi.!…Türkçe
öğretim savaşçısı yalnızdı… Böyle insanlar kolay
yetişmiyor. Derya deniz gibi bir kitap okumakla
tükenmeyecek bir insan . Biz onu tanımakta; o bize
ulaşmakta geç kaldı bence… Gerçi hiçbir şey geç
değil denilir ama. Dünya onu yıllar önce tanıdı ama
biz hala onu tanıyamadık. Bilimsel buluşlara imza
atmış; dünyanın en genç profesör unvanını almış
hepsinden de öte Türkçe savaşçısı bir deryayı
tanımamak büyük kayıp. Onu yalnız bırakmak kadar acı
bir şey olamaz. Konuşması sırasında nerdesiniz ey
millet dediği zaman arkasından siz buradasınız ama
diğerleri nerde dediğinde ben sizlerin adına
utandım arkadaşlar… Türkçemizin yaşatılması
mücadelesinde Oktay SİNANOĞLUNU yalnız
bırakamayız… Tıpkı öğrencilerimizi kendi hallerine
bırakamadığımız gibi.
Onlar, bizim geleceğimiz, ruhlarına,
beyinlerine, duygularına hükmeden yaşam tuvallerine
en güzel renkleri yansıtan vericileriyiz. Bu
değerler dille şekillenecek anlam
kazanacaktır.Eğitimde hiçbir fert feda edilemez,
bunu hepimiz biliyoruz. Bizler eğitim savaşçılarıyız
her güçlüğü yenmesini biliriz, umutsuzluğa
asla yer yoktur. Benim umutsuzluğumu bağışlayın
öğretmenlerim…
Samiye SEZEN SAYIN
26 Kasım 2006- BURSA
|