Ana Sayfa

 
 

Edebiyat

 
 

Öyküler

 
 

Makaleler

 
 

Şiirler

 
 

Tiyatro

 
 

Hakkımızda

 
 

İletişim

 
     
  Hidayet Karakuş
Nazan Duman
Kübra DurmuşGülçin Can
Hüseyin Durmuş
Emrah Buran
 
 

 
   
     
 

YAZILARINIZI
BEKLİYORUZ





kafiyenet okurlarının siteye katkılarını bekliyoruz.
Yazılarınızı iletin, yayınlansın.
Şimdiden katkılarınız için teşekkür ederiz.

İletişim adresi olarak
yazi@kafiye.net
adresini kullanabilirsiniz.

 
     
     
    
  MAKALELER  
  SAMİYE  SEZEN SAYIN  
 



GÖZLERİM HEP SİZİ ARADI  ÖĞRETMENİM

       Öğretmenler günü ile  ilgili  yazı yazmak hiç gelmedi içimden… Bir güne sığdırılmayı  belli bir zamana iliştirilmeyi kabullenemiyorum. Sembolik bir gün, gelişi güzel geçirilmiş bir gündür. Ben toplumun irfan ordusuyum… Her yerde, her günde  olmalıyım. Ben Türkiye’nin aydınlık yüzü, geleceğin ışığı, genç beyinlerin mimarı, bir güne mahkum edilemem.

      Bu günde adıma methiyeler düzüldü, şiirler ve şarkılar söylendi, yere göğe sığdırılamadım..Yüzüm belki her günden daha farklı güldü; bu gün ne de  olsa benim günümdü .Bizlerin sevinçleri, mutlulukları, tutarlılıkları uzun süreli olmalı .Güneş gibi, bilgimizi ve sıcaklığımızı  yaymalıyız.

       “Bilgiyi yönetenler, dünyaya hakim olan insanlardır”, Ulu Önderimizin dediği gibi: ”Ulusları kurtaracak olan yalnız ve ancak öğretmenlerdir, öğretmenler yeni nesil sizin eseriniz olacaktır; iki orduya ihtiyaç vardır. Birisi düşmana göğsünü siper eden silahlı ordu; diğeri cehalet savaşını üstlenen irfan ordusu.” O kadar çok misyon üstlenmişiz ki zaman zaman bunların altında eziliyoruz .Oysa bu bizi yüceltmeli, onurlandırmalı… Düz yolda yol almıyoruz ki… Yediden yetmişe bilgi  bayrağımızı taşıyoruz. Mantıklı düşünebilen sorgulayan, kendine ve başkalarına değer veren, bilgiyi kullanan, özgür düşünceye sahip insanlar yetiştirmek hedeflerimiz arasındadır…

      Bizlerin görevi, ben değerliyim çünkü bireyim, insanım gibi  benlik duygusunu hissettirmek ve yaşatmaktır. Umutsuz değilim bir çok arkadaşım bunları yapıyor ve de yapıyoruz .

      Bazıları gibi ben de umudumu çabuk yitiriyorum. Umutsuzluğa kapılıyorum …. Bir kaç gün içinde yaşadıklarım bu satırların karalanmasına neden oldu. Öğrencimin onuru kırılmıştı, güveni sarsılmıştı, okula karşı duyguları değişime uğramıştı; hepsinden de öte yaşama bakışı değişmişti. Ne oldu bu kadar kısa sürede değişimi yaşatan.. En ufak bir olayda umutlar neden  yok oluyor, umutsuzluk neden  kendini gösteriyordu ?

      “ - Dün defalarca geldim odanıza öğretmenim ama, siz  yoktunuz; gözlerim hep sizi aradı” diyordu. Bir taraftan da gözlerinden yaşlar sicim gibi süzülüyordu.” -Ablamda geldi odanıza ama yoktunuz. Siz olsaydınız böyle olmazdı” diyordu…

      Beni kurtarıcı olarak görüyordu. Kimse beni anlamıyor, beni dinlemiyor, konuşturmuyor diyordu. Ne arkadaşları, ne öğretmenleri, nede idarecisi…Yediği tokatların izleri hem bedeninde  hem de ruhunda derin izler bırakmıştı.  

      Daha dün Öğretmenler günü kutlanmıştı. adımıza  yakışan bir sürü süslü laflar söylenmişti. Hepsinden de öte kendi kendimizi öven  sözler  söylemiştik. Onlara kucak açtığımızı bizim çocuklarımız olduğunu …

      Cehaleti, eğitim ordusuyla yeneceğimizi  bilen insanlarız. Neler oluyor bizlere anlayamıyorum. Hadi bundan da vaz geçtim. Bizler, aydın okumuş, misyon sahibi  öncüleriz. Bilgiyi paylaşan paylaştıkça yüceleşen insanlarız. Aklıma ” Yunus Emre’nin dizeleri geldi.” İlim ilim bilmektir. /İlim kendini bilmektir./Sen kendini bilmezsen bu nice okumaktır. “yüzyıllar öncesinden seslenmiş , bu günlere ulaşmış hala çözemediğimiz tıpkı; Türkçe dil  savaşçısı, Oktay SİNANOĞLU .’nu  anlamak istemediğimiz gibi…

      Kendimizi ifade etmenin önemi birbirimizi anlamaktan geçer. bunun içinde, dilimize sahip çıkmamız gerekir, hele biz öğretmenlerin…Öğretmenler gününde, öğretmenlere jest olsun diye yerel yönetim” Bye Bye Türkçe “kitabını  hediye etti. Hemen ertesi günü de yazarı ile söyleşi düzenledi . Bir irfan ordusu için bulunmaz fırsattı.Tatil gününe gelmesi katılımı arttıracaktı. Diye düşünmüştüm :

       -Benimde gözlerim sizleri aradı öğretmenim… Ama sizler yoktunuz… Boş sıralara, bakmanın ne demek olduğunu çok iyi bilen irfan ordusu arkadaşlarım yoktu. İki bin kişilik salon boş gibiydi.!…Türkçe öğretim savaşçısı  yalnızdı… Böyle insanlar kolay yetişmiyor. Derya deniz gibi bir kitap okumakla tükenmeyecek bir insan . Biz onu tanımakta; o bize ulaşmakta geç kaldı bence… Gerçi hiçbir şey geç değil denilir ama. Dünya onu yıllar önce tanıdı ama biz hala onu tanıyamadık. Bilimsel buluşlara imza atmış; dünyanın en genç profesör unvanını almış hepsinden de öte Türkçe savaşçısı bir deryayı tanımamak büyük kayıp. Onu yalnız bırakmak kadar acı bir şey olamaz. Konuşması sırasında nerdesiniz ey millet dediği zaman arkasından siz buradasınız ama diğerleri nerde dediğinde  ben sizlerin adına utandım arkadaşlar… Türkçemizin yaşatılması mücadelesinde  Oktay   SİNANOĞLUNU yalnız bırakamayız… Tıpkı öğrencilerimizi kendi hallerine bırakamadığımız gibi.

       Onlar, bizim geleceğimiz, ruhlarına, beyinlerine, duygularına hükmeden yaşam tuvallerine  en güzel renkleri yansıtan vericileriyiz. Bu  değerler dille şekillenecek anlam kazanacaktır.Eğitimde hiçbir fert feda edilemez, bunu hepimiz biliyoruz. Bizler eğitim savaşçılarıyız her  güçlüğü yenmesini biliriz,  umutsuzluğa asla yer yoktur. Benim umutsuzluğumu bağışlayın öğretmenlerim…

                                                                                                           Samiye SEZEN SAYIN
26 Kasım 2006- BURSA

 

 
 
  ANA  SAYFA  
     
   
 

    

 
     
 

 
     
     
 

 
   Günlük Özgürlük  
 

 

 
     
  Dr Tuncay Filiz
Milli Eğitim Baka.Çanakkale
Kültür ve Turizm
İzmir Belediyesi
Konak Belediyesi