Ana Sayfa

 
 

Edebiyat

 
 

Öyküler

 
 

Makaleler

 
 

Şiirler

 
 

Tiyatro

 
 

Hakkımızda

 
 

İletişim

 
     
  Hidayet Karakuş
Nazan Duman
Kübra DurmuşGülçin Can
Hüseyin Durmuş
Emrah Buran
 
 

 
   
     
 

YAZILARINIZI
BEKLİYORUZ





kafiyenet okurlarının siteye katkılarını bekliyoruz.
Yazılarınızı iletin, yayınlansın.
Şimdiden katkılarınız için teşekkür ederiz.

İletişim adresi olarak
yazi@kafiye.net
adresini kullanabilirsiniz.

 
     
     
    
    MAKALELER  
    HÜSEYİN  DURMUŞ  
 

          
            
HAKLI ÇIKMAK

           
Merhaba sevgili dostlarım. Bugün hiç keyfim yok biliyor musunuz? Moralim bozuk, bir haftadır ne yapayım, ne söyleyeyim, ne düşüneyim diye inanın içim içimi yiyip bitiriyor. Canım nasıl sıkılmasın ki? Aslında sizleri de sıkmak istemem ama söylemeden geçemeyeceğim.
           Son iki haftadır okullarımızdaki öğrencilere bir hal olmaya başladı. Aslında başlamadı, bunun başlayacağını daha önceden bir yazımda söylemiştim. Eylül/2005 ayında bu sayfada iki hafta süren bir yazım vardı. “ Haykırmak İstiyorum” diye Milli Eğitim Bakanına seslenmiştim. Aynı yazıyı da Haziran ayında web sayfamda yayımlamıştım. Belki hatırlayacaksınız; bu öğrencilere, gençliğe yazık etmeyin sayın bakanım, eşitsizlikten, adaletten ayrılmayın. Sınıfta derslerinden kalan, okumayacağım diyerek okulu terk eden, kendi isteğiyle tasdikname alan öğrencileri affetmeyin. Bırakın sınıfta kalsın, dersten kalsın. Eğer bunu yapmazsanız bu öğrenciler ileride sorun yaratır. Bu kararınızdan dönmezseniz beş yıl, en geç on yıl sonra ortalığı karıştıracak sorumsuz bir gençlik yetişecektir. Yapmayın, geri adım atın demiştim. Tabiî ki sakalım yok ki beni dinlesin sayın bakanımız. Onun oy kaygısı var, benim ise insan kaygım vardı. Ben genç nesli düşünüyorum, siyasiler ise koltuklarının kaygısında. Onlarla benim aramdaki fark, ben insana yapılan yatırımı, eğitimi düşünüyorum, bakanımız ise siyasi yatırımını düşünüyor.
             Ben en erken beş yıl diye düşünürken birinci yılda öğrenciler bir birlerine girmeye başladılar. Okullara gitmeyip eğlence yerlerine gidiyorlar. Hani arada sırada okula uğramıyor demesinler diye de okula uğruyor sorumsuz, beceriksiz, ders çalışmayan, öğretmenine tepeden bakan, ukala, kendini bilmez densiz öğrenciler. O yetmiyormuş gibi öğretmenlerine attıkları havanın cabası ayrı. Bu konuda asla haklı çıkmak istemezdim. Ne yazık ki, görünen köy kılavuz istemediği gibi bela da geliyorum demez. Ne yazık ki bu bela kısa zamanda geldi. Bu konuda daha geniş detaylı yazı ve tavsiyelerim olacak.
              Birde moralimin bozuk olduğu diğer konuya geleyim. Sevgili dostlarım, bildiğiniz gibi ben Davutlar’a geleli daha bir yıl olmadı. Ama ben Davutlar’ın 1977, 1978, 1979 yıllarında yaz aylarında her hafta geldiğimi daha önce söylemiştim. O dönemdeki fırındaki tava ekmeğini hala bulamıyorum. Kayıp, bulan olursa bana hemen getirsin dostlarım. Hani o güzel domatesler, sebzeler, şeftaliler diyeceğim bu yaz yine. Lütfen üreticiler saydığım yılların ürünlerini yetiştirsinler de ben de rahat edeyim. Sağlığımdaki düzelmenin hızı artsın. Artsın ki Davutlar olarak tekrar nam salın ortalığa.
              Sevgili dostlarım şimdi sıkı durun. Beni en çok üzen olayı söylüyorum. Davutların simgesi olan çift yönlü yolunda benim yaşımdan büyük, beklide bir çok sevgilinin ismi yazılı olan, altında dinlenip bu vatanın kurtarılması için savaşan, bu ağacı dikenden Allah razı olsun diyen insanların hayır dua ettikleri bir DUT ağacı katledildi. Katledildi diyorum, böyle bir ağacın tarihi eser olarak korunması gerekirken katledildi sevgili dostlarım. Orman haftası nedeniyle ağaç dikilirken, var olan ağaçlar kökünden söküldü, yerine yenisi dikilmek kaydıyla diye. Ama beni üzen, sanıyorum tüm Davutlar halkını, Davutlar insanını üzen bu katliam bana göre tarihe de saygısızlık oluyor. Avrupa’da bu tür ağaçlar özel koruma altına alınıyor. Eğer oralardan yol geçecekse yollar ağaçların sağından ve solundan geçirilir. Böyle katliam yapılır gibi yol sorunu bile yaratmayan ağcı köklemek değildir.
              Evet sevgili dostlarım. Aslında söylenecek çok şey var. Sadece şunu istiyorum. Yerinden sökülen asırlık dut ağacının özel koruma altına alınmasını. Kurutulmuş haliyle simgeleştirilmesi. Eğer bu yapılamayacaksa, dut ağacından çok güzel saz olur. O asırlık ağaçtan çıkarılabildiği kadarıyla saz çıkarılsın, o sazlar her çaldıkça; aşıkların isimlerini, hiç sebepsiz öldürülüşünü dile gelerek söylesin ki, ona o cezayı reva görenler belki hatalarından dolayı pişmanlık duyar da bundan sonra öyle asırlık ağaçlara dokunmazlar.
             Kalın sağlıcakla.
                                                          Davutlar/31.03.206
                                                     Hüseyin  DURMUŞ                 

 

 
     
     
   
 

    

 
     
 

 
     
     
 

 
   Günlük Özgürlük  
 

 
     
  Dr Tuncay Filiz
Milli Eğitim Baka.Çanakkale
Kültür ve Turizm
İzmir Belediyesi
Konak Belediyesi