Ana Sayfa

 
 

Edebiyat

 
 

Öyküler

 
 

Makaleler

 
 

Şiirler

 
 

Tiyatro

 
 

Hakkımızda

 
 

İletişim

 
     
  Hidayet Karakuş
Nazan Duman
Kübra DurmuşGülçin Can
Hüseyin Durmuş
Emrah Buran
 
 

 
   
     
 

YAZILARINIZI
BEKLİYORUZ





kafiyenet okurlarının siteye katkılarını bekliyoruz.
Yazılarınızı iletin, yayınlansın.
Şimdiden katkılarınız için teşekkür ederiz.

İletişim adresi olarak
yazi@kafiye.net
adresini kullanabilirsiniz.

 
     
     
    
  MAKALELER  
  SERAP  DURMUŞ  
 


      
 Merhaba değerli dostlarım;
         Bana Karadenizli bir hemşerimden bir hafta önce bir mektup geldi. Mektubu okuyunca çok üzüldüm. Mektubu sizlere aynen sunuyorum.
        Bu konu ile ilgili olarak bir Karadenizli olmama karışın hiç yorum yapmak istemiyorum.

      Saygılarımla.
                                                                          Serap DURMUŞ


HASTANEMİ İSTİYORUM

 

     " Çok küçük yaşındaydım hayatımdaki en önemli insanlardan birini kaybettiğimde. Uzun bir süre anlayamadım nereye gittiğini? Neden o tahta yatakta bembeyaz yüzüyle hareketsiz yattığını? canım babamın. Çok erken öğrendim ölümün acı tadını. Çok acıttı ölüm içimi.

     Ama ben birçok çocuğa göre şanslıydım. Her şeyden önce babam yok yoksul bırakıp gitmedi. Her şeyi çekip çevirecek güçte, kalbinin güzelliğiyle hiçbir sevgiyi eksik etmeyen bir anneye sahiptim. Annem genç yaşında büyük aşkını kaybetti. O da tattı ölümün acı tadını.   Kimbilir neler yaşadı, neler hissetti. Sanırım yarım kalan aşkını ahirette yaşamak planı. Ama önce iki yavrusunu ayaklarının üzerinde duran bireyler haline getirmek. Allah ömür verdikçe onların mutlulukları ile beraber sevinmek.

     Ben şuan 25 yaşımdayım ve lösemi hastasıyım. Ölüp gitmek hiç umurumda değil aslında. Herkes bir gün ölecek nasılsa. Bir şeyler vesile olacak ölüme. Belki benim sebebimde bu hastalık olacak. Ama vazgeçmedim yaşamdan, eksiltmedim gülümsemeyi yüzümden. Daha yaşayacağım gün sayısı belli değil. Bunu bir tek Allah bilir. Az da olsa çok da olsa benim de her günüm değerli. Yaşayacağım her günümü tadına vara vara. Herkeste olduğu gibi kimi zaman acı kimi zaman güzel günlerimi. Yalnız artık yapmak istediklerimi ertelemiyorum. Savaşacağım da bu hastalıkla çünkü Allah’ım bedenimi korumak için görevlendirmiş beni. İntihar edene cennetimde yer yok demiş. Ben savaşmazsam hastalığımla intihar etmiş olmaz mıyım? İllaki öleceksem bir gün, ahirete gideceksem yerimin cennet olmasını istiyorum. Savaşacağım bu hastalıkla çünkü ben ağladıkça benden çok ağlayan ben güldükçe benimle gülen sevdiklerim, anam için. Acı sonu beklememek için. Hiç sonu gelmeyen yapacaklarımı yapmak için.

     Ben aslında çok şanslı bir lösemi hastasıyım. Sağlık sektöründe çalıştığım için çok erken öğrendim hastalığımı. Tedavimin çok daha kolay olacağını söylüyorlar. Mesleğimden dolayı tedavimi kolaylaştıracak, bana yardımcı olacak bir sürü dostlarım var. Allah’a şükür maddi sıkıntılarda çekmeyen biriyim. Paranın hastalıkta önemini görecek kadar çok insan tanıdım ve yaşıyorum.

     Ben 1986’da Giresun’da yaşıyordum. Çernobil yüzünden mi hastayım diye düşünmekten kendimi alamıyorum. KML tipi löseminin özellikle radyasyona maruz kalan kişilerde sıklıkla görüldüğü söyleniyor. Benim amacım Çernobil Karadenizli’yi öldürüyor mu diye bir polemik yaratmak değil. Çernobil yada herhangi başka bir sebep değil konumuz. Konu Karadeniz Bölgesi’nde kanser vakalarının hızlı artışı, acıyan yüreklerin hızlı artışı. Bir hastahaneye ihtiyacı var Karadenizin. Hemde en kısa zamanda. Tedavi ve Araştırma Hastanesi. Bu durumun tartışma konusu olmasını bile saçma buluyorum. Sonbahar gelmiş gibi Karadeniz’e gencecik fidanlar daha yeşermeden soluyor. Bu gerçek herkes tarafından da biliniyor. Her hastanedeki kanser vakalarının büyük bir çoğunluğu Karadenizli. İstiyorum bu hasteyi artık fidanlar yeşersin diye. Anaların yüreği acımasın diye. Eğer acımıyorsanız bunca insana birde şu yönden bakın. Belki de kanserin tedavisi Türkiye’de bulunacak. Çünkü araştırma yapabileceğiniz büyük bir potansiyele sahipsiniz. Bu insanları bir yandan tedavi edip bir yandan da yüzyılın buluşunu gerçekleştirmeniz, kanseri yenmeniz bir mücize olmaz sanırım.

     Ben tattım ölümün acı tadını. Babamın yokluğu yüreğimden hiç eksilmedi. Ama bir ananın, bir babanın evladını kaybetmesi yüreği yok eden bir acı olsa gerek. Savaşıyorum anam bu acıyı tatmasın diye. Ellerimi açtım Allah’ıma dua ediyorum hakkımızda en hayırlısını versin diye. Yöneticilerimize, büyüklerimize, alimlerimize sesleniyorum. Savaşımızda bize yardım edin diye. Bu hastahane bir lüks değil acil bir ihtiyaç. Acı çekenlerin acılarını azaltın. Unutmayın belki de bu acının sonu da gelecek sayenizde."

                
 
  ANA  SAYFA  
     
   
 

    

 
     
 

 
     
     
 

 
   Günlük Özgürlük  
 

 

 
     
  Dr Tuncay Filiz
Milli Eğitim Baka.Çanakkale
Kültür ve Turizm
İzmir Belediyesi
Konak Belediyesi