Ana Sayfa

 
 

Edebiyat

 
 

Öyküler

 
 

Makaleler

 
 

Şiirler

 
 

Tiyatro

 
 

Hakkımızda

 
 

İletişim

 
     
  Hidayet Karakuş
Nazan Duman
Kübra DurmuşGülçin Can
Hüseyin Durmuş
Emrah Buran
 
 

 
   
     
 

YAZILARINIZI
BEKLİYORUZ





kafiyenet okurlarının siteye katkılarını bekliyoruz.
Yazılarınızı iletin, yayınlansın.
Şimdiden katkılarınız için teşekkür ederiz.

İletişim adresi olarak
yazi@kafiye.net
adresini kullanabilirsiniz.

 
     
     
    
  MAKALELER  
  ŞULE  AKAR  
 
 

Sabah dükkanı babam açmıştı.Bu hafta hep o açtı zaten.Çok şükür sağlığı düzeldi.Ciğerlerinden biri tamamen düzeldi, diğerindeki su oranı azaldı.Doktor artık kendini yormadan çalışabilirsin dedi.Üstelik vücudunda oluşan ve kötü bir şey çıkacak diye bizi korkutan kütle de yavaş yavaş kayboldu.Bu yaştaki bir adama kötü huylu çıksa bile ameliyat izin vermemişti doktoru. Ailemizin her bir üyesi kendi içinde endişe taşıdı hep.Birbirimize söylemesekte için için korkmuştuk.Allah biliyor ya hepimiz içimizden aynı düşünceyi kovuyorduk. Ya iyileşemezse? Ya onu kaybedersek....

İşte tam bu süreçte köpegim hastalanmıştı. 1 hafta gözümüzün önünde erirken benimle birlikte en çok babam üzülmüştü.Her dakika gelip gelip bakıyordu.İkisinin hastalığı birbirine karışmıştı. Ve bu iyileşme savaşında köpeğim snopy yenik düştü.  

Yılbaşı gecesi babam erken yattı.Ablam ve çocuklar son anda bize gelmekten vazgeçmişlerdi.Annem ve kız kardeşimle saat 12yi vurduğunda önce babamın odasına koştuk öptük.Bu sene de hep beraberiz diye şükrettik.Sonra salona geçtik birbirimizi kucakladık. Annem bu yılbaşı bu evde tek eksiğimiz snopy, o kendini feda etti.Bu evden bir cenaze çıkacaktı, o baban olacak diye çok korkmuştum ama snopy öldü dedi. Gözyaşlarımızı tutamadık o an.Sevincimle üzüntüm birbirine karışmıştı. Bir yandan köpeğimi kaybetmeye üzülürken, bir yandan babamın varlığına şükrediyordum.20 gün geçti.Ben hala  köpeğimin ölümüne alışamadım.  

Sabah babam açmıştı dükkanı ya, ardından kardeşim gitmişti yanına her zamanki gibi. Sonra da annem. Öğlende de ben gittim.Annem babamı alıp eve döndü istirahat etsin artık diye. Kardeşimle ben dükkana bakmaya devam ettik. Her zamanki gibi dükkanda lavabo olmadığından eve yollandım birkaç saat sonra.Yolda önümde sahibi ile komşumun köpeği çıktı. Snopyinin arkadaşı.Elimde olmadan buruklaştım.Tam kapılarının önüne geldiklerinde snopye çok benzeyen şeker şey durdu, dönüp bana baktı.Kuyruk sallamaya başladı. O an köpeğim bana bakıyormuş gibi hissettim.Tutamadım kendimi bir türlü.Gözyaşlarım dökülürken gözlerimden eve çıkamadım hemen.Bahçeye geçtim.Ayak basılmayacak en ücra köşeye gül ağacının dibine gömmüştük köpeğimi.İçim öyle rahat etmişti. Derince kazmıştık mezarını.Üzerine tahtalar koymuş, toprağının üstüne de taşlar dizmiştik.Kediler kazmasın diye. Mezarının başına geldiğimde hıçkırıklarımın arasında seni seviyorum diyebildim sadece.  

Yukarı çıktığımda salonda tv seyreden babama uğrayamadım.Gözlerimden ağladığımı anlayıp üzülmesin diye.Apar topar lavaboya girip çıkmış, annemle göz göze gelmemeye çalışarak kaçmıştım evden. Akşam olana kadar da oyalanarak unutmaya çalıştım o anları. 

Akşam eve geldiğimizde annem sofrayı hazırlamıştı her zamanki gibi. Sofraya oturmadan önce babam uzandığı kanepeden seslendi bana. Eve gelip gitmişsin, niye uğramadın kız bana diye şaka yollu azarladı..Kendimi kontrol edebildiğim için artık söylemek zorunda kaldım. Yalan söyleyemedim. Benim kadar üzülemezsin sen dedi. Hep benim yanımdaydı o. Doğru, hastalığının ilk dönemlerinde ben çalışıyordum.Ve snopy babam evde olduğu sürece hep yanındaydı. Hatta babam hasta değilken bile hep yanındaydı. Bir bana gelirdi zaten birde ona.

Ama kızım yaşlanmıştı dedi. Hepimiz göçüp gideceğiz bu dünyadan. Bak ben kaç kayıp verdim. Sonra saymaya başladı. Liste çok uzundu. Haklıydı,   babanemi, dedemi, dayımı, yengemi, halamı ve daha birçok kişiyi toprağa vermiştik. Sürekli babamın dostlarından acı haberler alıyorduk. O an babamın duygularını düşündüm. Acı aynı idi, ölüm acısı ama düşünceler çok farklıydı. Babam da kendi sonunu düşünüyordu o an belli ki. Kem kendine hem de bize alıştırarak. Acım daha bir katlandı. Her zamanki gibi kaçmaya çalıştığım düşünceler, duygulardı bunlar. Yine kovdum kafamdan. Böyle şeylere insan önceden kendini hazırlayamıyordu ki.  

Bu evde en sessiz üyeyim ben. Annem babam ve kız kardeşimin ben evlenip gittiğimde kurdukları dünyayı hiç bozmadım boşanıp geri döndüğümde. Hep kendimi dışarda bıraktım. Kendimce onların güzel dünyasının büyüsünü bozamadım. Bir aile olsakta, aynı evde yaşasakta ben hep dışarda bıraktım kendimi. Duygularımı düşüncelerimi de kendime sakladım. Birçok şeyi düşünmeyen, birçok şeyi paylaşmayan, yemekten sonra odasına çekilen biri gibi görünüyordum belki onların gözü ile,   oysa beynimde nice duygu ve düşünceyi barındırıyordum dostlarımla paylaştığım. Acımı, kederimi yıllarca dostlarımla dışarda yaşadım.Onlarla ağladım.Ailemin yükünü üzerlerinden alamamanın üzüntüsü idi bu çoğunlukla.Kendime bile itiraf etmesemde hep içimdeki acı buydu.için için beni üzen.  

Yıllar önce annem ve babamı günü birlik turla uludağa göndermiştim. Çok eğlenmişler aylarca ballandıra ballandıra anlatmışlardı. Sonra maaşımı alıp annemi ve kardeşimi tatile götürmüştüm. Şimdi yıllar varki ne deniz gördüler, ne de eğlence..

Snopyi kaybettiğimde onu son bir kez çimenlere götürüp dolaştıramadığım için günlerce üzüldüm. Ya aileme yapamadıklarımın üzüntüsü.. Şimdi bu denli yaşıyorken bu üzüntüyü ilerde nasıl taşıyacaktım. Yürek bu kadar güçlü olabilecekmiydi. Dayanabilirmiydim bu acıya..  

Birbirimizden çok farklıyız 3 kardeş. En çok kızkardeşim öper annemi ve babamı. Ben ki sevdiği insanlara sarılmadan doymayan, öpmeden hasreti geçmeyen duygusal biriyim, çok sevmeme rağmen babama doya doya sarılamadım bir türlü..O da bana gel kızım sarılalım demedi. Çünkü ikimizde duygularımızı hep içimizde yaşadık birbirimize belli etmeden. İki güçlüyü oynadık, kendimizi kandırdık. Çok duygusal değilmişiz gibi davrandık. Hala rol yapıyoruz babamla birbirimize. Oysa ikimizde biliyoruz ki uzaktan bakışlarımız ile birbirimize sevgimizi yolluyoruz.

Ona sarılıp sarılıp öpmesemde, saatlerce oturup dertleşmesemde orda, salonda kanepede olduğunu bilmek, odamda en azından bu huzurla oturmamı sağlıyor. Galiba kendimizi hep böyle avutuyoruz. Sahip olma duygusu bizi ayakta tutuyor.

Şimdi gecenin birinde oturmuş bunları yazıyorum. Babam çoktan uyudu annemle birlikte. Ve ben uyanmadan çoktan kalkıp kahvaltısını etmiş olacak. Ve yine erkenden ekmek kapısını açacak rızkını kazanmak için.  

Yine bu satırları onlar hayattayken yazmanın verdiği huzur bir yana, içimde dönüp dolaşan duygu ve düşüncelerimin karmaşasını atmaya çalışıyorum. Yine bir umudu yakalayıp, yine ayaklarımın üstünde durup, yine eski günlere kavuşmayı gerçekleştirmek için güç bulmalıyım.Kız kardeşim gibi aileme destek olmalıyım. Hayat devam ediyor.

Affet beni babam. Keşke değiştirebilsem bazı şeyleri. Gücüm buna yetmiyor. Ama gücüm şu an gecenin bir yarısı seni yazmama yetiyor. Ve sen bu satırlardan haberdar olmasanda ben yazıyorum işte.Son kelimelerimi de yine içimden geldiği gibi yazacağım.

"seni çok seviyorum babacığım." Ama sen zaten bunu biliyorsun eminim. Allah sana sağlık, huzur ve hayırlı kazançlar nasip etsin.Rızkın bol olsun canım benim.

Ortanca kızın

Not. Siz bu satırları okurken ben yeniden çalışmaya başladım.Ve babam sağlıklı çok şükür.Ama ben hala köpeğimin yokluğuna alışamadım.

 

Şule Akar

10.01.2007 Saat.01.20- 11.02.2007 saat.24.00

 
  ANA  SAYFA  
     
   
 

    

 
     
 

 
     
         
 

 
   Günlük Özgürlük  
 

 

 
     
  Dr Tuncay Filiz
Milli Eğitim Baka.Çanakkale
Kültür ve Turizm
İzmir Belediyesi
Konak Belediyesi