| |
HAYATIN
İÇİNDEN
İnsanlardı
aslında hayatı acımasız yaptıran... Hayatın
kendisi değildi..
Hep bir koşuşturuş, hep bir uğraştı
bizimkisi... Kendimiz için miydi yoksa bir
başkası için miydi? Benimkisi hep bir başkası
veya başkaları için yapılmış şeylerdi...
Yaptığım şeylerin sonunda ben değil hep bir
başkası vardı. Kendim için bir şey yapmadım ben.
Çünkü, nedense bende kaybetme korkusu vardı.
Aman onu kaybetmeyeyim de ne olursa olsun, aman
her şey onun dediği gibi olsun, aman onun için
ne gerekiyorsa ne istiyorsa yapayım... Bunun
gibi nice korkular... Nedeni sadece kaybetmemek
için. Bunları yaparken de benliğimden bir ben
daha gittiğini daha sonraları anlıyordum tabi...
Gün geçtikçe, yaralarım çoğaldıkça, acı
çektikçe, gerçeklerle yüz yüze geldikçe...
Zaman geçtikçe
büyüyor, olayların içinde daha çok yer alıyor ve
hayatın içinde daha çok buluyordum kendimi.
Hayat sanki bir vakum gibi içine çekiyordu beni.
Bir kapanın içine doğru sürükleniyormuşum gibi,
ne çıkışı ne geri dönüşü ne de sonu varmış gibi
içinde sıkışıp kalakalmışım öylece. Sonu nereye
varır orasını bende bilmiyorum henüz. Her ne
kadar bunları yaşamak acı da verse yaşıyorum hiç
kaçmadan. Çünkü dedim ya kaybetmek istemiyorum..
Ne olursa olsun uğrunda ne yaşanması gerekiyorsa
yaşıyorum işte acı da olsa. Bunu bile bile
zorluğuna ve imkansızlığına aldırış etmeden
sürükleniyorum hayatın sularında... Belki zor
olan şeylerden veya bana acı veren şeylerden
kaçmam gerekiyor. Ama ben bunu istesem de bu
olmuyor. Yapsam bile bu sadece kendimi kandırmak
ve avutmak oluyor, kaçmak değil. Belki kaçarak
uzaklaştığını düşünürsünüz ama halbuki
yaptığınız sadece bir avuntudur. Siz eğer onu
beyninizden çıkaramadıysanız nereye kaçarsanız
kaçın, ne kadar uzaklaşmaya çalışırsanız çalışın
bunun bir anlamı yoktur artık. Çünkü, aklınızdan
çıkaramadığınız şeyleri kaçarak yapmaya
çalışırsanız bunu istediğiniz kadar yapın
kaçışlarınız anlamsızlaşır... Böyle bir durumda
yapabileceğiniz bir şey kalmamıştır ve siz
hayatın esiri olmuşsunuzdur artık. Hayat sizi
nereye sürüklerse oraya doğru yol almaya
başlarsınız. Çünkü, herşey sizin kontrolünüz
dışında gelişmeye başlar ve sizin istediğiniz
gibi değil istem dışında devam eder. Bu durumda
da yapabileceğiniz tek şey olanlara sadece
seyirci gözüyle bakarak hayatı olduğu gibi kabul
etmek... Değiştirmeye çalışmak değil, sadece
olduğu gibi kabullenmek ve seyreylemek...
İnsanları da, hayatı da, olan her şeyi
de...Sadece olduğu gibi kabul etmek...
Yaşamak buysa eğer
yaşıyoruz işte... Acısıyla, tatlısıyla geride
bırakıp deviriyoruz bütün yılları... Peki geriye
nemi kalıyor? Kocaman bir hiç... Ardımızda
bıraktığımız yalnızca anılar kalıyor başka da
hiç bir şey kalmıyor... Her şey orada olduğu
yerde kalıyor şüphesiz... Biz sadece yaşamın
birer mahkumlarıyız... Hepsi bu... Ama yinede
tüm olumsuzluklara rağmen hayat devam ediyor...
İşte hepsi bu...
İzmir / 17.07.2005
Gönül KAVAK |
|