Ana Sayfa

 
 

Edebiyat

 
 

Öyküler

 
 

Makaleler

 
 

Şiirler

 
 

Tiyatro

 
 

Hakkımızda

 
 

İletişim

 
     
  Hidayet Karakuş
Nazan Duman
Kübra Durmuş
Gülçin Can
Hüseyin Durmuş
Emrah Buran
 
 

 
   
     
 

YAZILARINIZI
BEKLİYORUZ





kafiyenet okurlarının siteye katkılarını bekliyoruz.
Yazılarınızı iletin, yayınlansın.
Şimdiden katkılarınız için teşekkür ederiz.

İletişim adresi olarak
yazi@kafiye.net
adresini kullanabilirsiniz.

 
     
     
  
   ARŞİV    
   GÖNÜL  KAVAK  
 

   
  
 
 HAYATIN  İÇİNDEN
 
      
İnsanlardı aslında hayatı acımasız yaptıran... Hayatın kendisi değildi..
 Hep bir koşuşturuş, hep bir uğraştı bizimkisi... Kendimiz için miydi yoksa bir başkası için miydi? Benimkisi hep bir başkası veya başkaları için yapılmış şeylerdi... Yaptığım şeylerin sonunda ben değil hep bir başkası vardı. Kendim için bir şey yapmadım ben. Çünkü, nedense bende kaybetme korkusu vardı. Aman onu kaybetmeyeyim de ne olursa olsun, aman her şey onun dediği gibi olsun, aman onun için ne gerekiyorsa ne istiyorsa yapayım... Bunun gibi nice korkular... Nedeni sadece kaybetmemek için. Bunları yaparken de benliğimden bir ben daha gittiğini daha sonraları anlıyordum tabi... Gün geçtikçe, yaralarım çoğaldıkça, acı çektikçe, gerçeklerle yüz yüze geldikçe...
      Zaman geçtikçe büyüyor, olayların içinde daha çok yer alıyor ve hayatın içinde daha çok buluyordum kendimi. Hayat sanki bir vakum gibi içine çekiyordu beni. Bir kapanın içine doğru sürükleniyormuşum gibi, ne çıkışı ne geri dönüşü ne de sonu varmış gibi içinde sıkışıp kalakalmışım öylece. Sonu nereye varır orasını bende bilmiyorum henüz. Her ne kadar bunları yaşamak acı da verse yaşıyorum hiç kaçmadan. Çünkü dedim ya kaybetmek istemiyorum.. Ne olursa olsun uğrunda ne yaşanması gerekiyorsa yaşıyorum işte acı da olsa. Bunu bile bile zorluğuna ve imkansızlığına aldırış etmeden sürükleniyorum hayatın sularında... Belki zor olan şeylerden veya bana acı veren şeylerden kaçmam gerekiyor. Ama ben bunu istesem de bu olmuyor. Yapsam bile bu sadece kendimi kandırmak ve avutmak oluyor, kaçmak değil. Belki kaçarak uzaklaştığını düşünürsünüz ama halbuki yaptığınız sadece bir avuntudur. Siz eğer onu beyninizden çıkaramadıysanız nereye kaçarsanız kaçın, ne kadar uzaklaşmaya çalışırsanız çalışın bunun bir anlamı yoktur artık. Çünkü, aklınızdan çıkaramadığınız şeyleri kaçarak yapmaya çalışırsanız bunu istediğiniz kadar yapın kaçışlarınız anlamsızlaşır... Böyle bir durumda yapabileceğiniz bir şey kalmamıştır ve siz hayatın esiri olmuşsunuzdur artık. Hayat sizi nereye sürüklerse oraya doğru yol almaya başlarsınız. Çünkü, herşey sizin kontrolünüz dışında gelişmeye başlar ve sizin istediğiniz gibi değil istem dışında devam eder. Bu durumda da yapabileceğiniz tek şey olanlara sadece seyirci gözüyle bakarak hayatı olduğu gibi kabul etmek... Değiştirmeye çalışmak değil, sadece olduğu gibi kabullenmek ve seyreylemek... İnsanları da, hayatı da, olan her şeyi de...Sadece olduğu gibi kabul etmek...
      Yaşamak buysa eğer yaşıyoruz işte... Acısıyla, tatlısıyla geride bırakıp deviriyoruz bütün yılları... Peki geriye nemi kalıyor? Kocaman bir hiç... Ardımızda bıraktığımız yalnızca anılar kalıyor başka da hiç bir şey kalmıyor... Her şey orada olduğu yerde kalıyor şüphesiz... Biz sadece yaşamın birer mahkumlarıyız... Hepsi bu... Ama yinede tüm olumsuzluklara rağmen hayat devam ediyor... İşte hepsi bu...

                                                                      İzmir / 17.07.2005
                                                                      Gönül  KAVAK

 
     Ana Sayfa                                                                 
     
   
 

        

 
     
 

 
     
     
 

 
   Günlük Özgürlük  
 

 
     
  Dr Tuncay Filiz
Milli Eğitim Baka.Çanakkale
Kültür ve Turizm
İzmir Belediyesi
Konak Belediyesi