| |
HEP
BELALAR BİZİ BULUR
Dünyada
yaşanan hızlı gelişmeler teknolojik açıdan baş
döndürürken bir de baş döndürücü şekilde giden ise
dünya devletlerinin sınırları ve bazı bölgelerde
huzurun olmamamsı için yapılan gizli çalışmalar da
çok hızlı bir şekilde devam etmektedir. Hem öyle
hızla devam etmektedir ki, sabah kalktığınızda
sınırlar konusunda ve devlet yönetiminin en çok
zorlandığı bölgelerin; Orta Doğu ülkeleri, Asya'nın
bazı bölgeleri ile Afrika kıtasındaki bazı bölgeler
olarak karşınıza çıkıyor. Eh biz de ortadoğuda
olduğumuza göre biz de bu olaylardan uzak bir devlet
olarak ortaya çıkmıyoruz. En sorunlu bölge olan
balkanlar duruldu. Orta doğu ise hala en sorunlu ve
en sıcak bölge. Yani belanın kol gezdiği, benim adım
bele denilen devletlerin yaşadığı bir bölge. Bir
bakmışsınız petrol, bir bakmışsınız su, bir
bakmışsınız yönetim değişikliği bir bakmışsınız yeni
devlet kurma taktikleri hepside bir arada ve kol
kola geziyor.
Belalar hep bizi bulur dostlarım. Bulur çünkü biz
dünyanın en önemli ve en kilit noktasındayız. Hem
öyle bir kilit noktadayız ki; hani aşağı tükürseniz
sakal, yukarı tükürseniz bıyık misali hiç bir
ülkeye, hiç bir uluslar arası kuruluşa
yaranamıyorsunuz. Yaranamadığımız gibi de bütün
devletlerin gözü, bakışı, söylemi biz oluyoruz.
Rüzgar eser suçlusun, yağmur yağar suçlusun, kar
yağar suçlusun, hava günlük güneşlik olur yine de
siz suçlusunuz diğer devletlere ve ülkelere karşı.
Avrupa Ortak pazarına gireceğiz diye uyum yasaları
çıkarırız ama bu yapılanlardan dolayı kimseye
yaranamazsınız. Yaptıkça bunlar ne ki derler
dururlar size. Bazen de az buldukları için çok güzel
kurban seçer dış mihraklar ve o konuya ilişkin bunu
yapsaydınız bu olmazdı deyiverirler size. Bu arada
basında taraflı yayınlar büyük puntolarla duyurulur.
Devlet korusaydı, devlet koruma verseydi... Hiç
kimsede bu devletin, bu milletin, bu halkın yazılan
yazılardan, koparılan yaygaralardan yine bu devletin
ve halkın zarar göreceğini düşünmeden bağırırlar ve
hatta bunu bazen bildikleri halde yazmaya ve tv
lerde boy boy kendilerini göstermeye devam ederler
ve hemde uzman kişi olarak konuşurlar. Kısacası bir
bardak suda fırtına değil, gerçekten olmadığı halde
büyük fırtınalar koparmayı çok iyi becerirler. Çünkü
uzmanlık alanlarını iyi seçerler bu tür kişiler.
Kısacası şunu söylemek istiyorum. Ortadoğudaki
konumumuz gereği bize rahat yok. Bu bölgede bulunan
devletlerde ya iç huzur ya da çevre ülkeler
içerisinde komşuluk huzuru kalmasın isteniyor.
Yıllardır israil ile arap ülkeleri kanlı bıçaklı,
Türkiye ise çevresindeki komşuları ile gizli çatışma
halindedir. Suriye ile yıllardır su sorunu
yaşanırken Irak ile terör nedeniyle çatışmaktayız.
İran ile ise dinci gruplar olarak çatışma
halindeyiz. Ermeniler ile de soykırımı nedeniyle
çatışmalarımız devam etmektedir. Dışarısı seni,
içerisi beni yakar misali bu ülkede iç huzur dış
güçler tarafından asla olsun istenmez. Hele Türkiye
ekonomisinin kalkınması ise asla ilerlesin ve
Türkiye kalkınsın istenmiyor. Eğer ekonomide biraz
düzelme olursa bir bela, bir istenmedik olay olur ve
siz yine tökezlersiniz. Bu bilinci ilk önce halka
vermeliyiz. Ama ilk öncede basın ve yayın
kuruluşlarının kendi çıkarlarını değil, Türk
ulusunun çıkarlarını düşünmesi gerekir. Bu durum ise
bugünkü koşullarda çok zor. Allah sonumuzu hayırlı
eylesin. Sanırım bu nedenlerden dolayı hep belalar
bizim başımızı terk etmeyecek değerli okurlarım.
Saygılarımla.
A...... 25.01.2007
Hüseyin DURMUŞ
|
|