|
|
| |
MAKALELER |
|
| |
FAHRİYE HAMZAÇEBİ |
|
| |
HİSSETMELİ MİYİM?
Çığlık acı
çekiyor,
arzularım yanıp
tutuşuyor,
yangın ışığa
bürünüyor, günün
gülüşünden
güzeldi yüzün.
Başka zamanlara
ertelendik
zamansızlıkta
kayboluyorum. Ne
olur tut beni,
ellerim kayboldu
zamanın esmer
teninde. Ben çok
üşüyorum,
üşüyorken
düşünemem, senin
için yazamam,
artık gri
yalnızlık bitsin
istiyorum. Kuru
dalların
gittikçe kızıla
ve yeşile çalan
sıcaklığı
çocukların
parlayan
gülüşlerine
sarılsın.
Dağlarımı
istiyorum
yalnızlığımla
sarmaş dolaş,
ayaklarımı
basarken ıslak
çimenlere kendi
sesimle
irkilmeliyim.
Dağbaşından
denize vuran gün
ışığı ile
süzülmeliyim.
İsyan mı bunlar
bilmiyorum ?
Bildiğim tekşey
çaresizlikler
içinde çare
arıyorum.
Ellerim ve
düşlerimin
özlediği
isimlere takılı
kalsa yüreğim.
Bıçak sırtında
dans eden zarif
bir balerin olsa
düşlerim. Düşsüz
olur mu? yoksa
koca dünyada
anlamsız kalır
kimliğim.
Özgürlüğe
kelebek kanadın
da değil, yere
basan bir kısrak
edasıyla
yürümeliyim.
Doğsun
artık kararan
güneş ve ısıtsın
karalar bağlayan
mor dağları,
gülmeyen
denizleri
güldürsün,
rüzgarlar sert
esmesin, ılık
meltem olsun buz
gibi tenimizde.
Tükenmişliğin
her zerresini
yaşayıp, tenimin
her hücresinde
çaresizlik
yaşamak
istemiyorum.
Hayatı anlamak
uğruna onca
anlamsız acıyı
çekmek, onca
bitimsiz sızıyı
duymak
hissetmemeliyim.
Acaba kışın
hırçınlığının
son demlerini
yaşayan
Karadenizin
azgın sularına
mı? salsam hüznü
ve
çaresizliği...
Oysa ben
kan kırmızı
sardunyaları, iç
bayıltan
hanımellerini,
anı defterimi,
sandık lekeli
geçmiş zaman
hikayelerimi,
düş eksiği
gülüşlerimi,
elimde ince
belli bir
bardaktan çay
içerek unutmak
istiyorum.
|
|
|
|
|
| |
ANA SAYFA |
|
|
|
|