Ana Sayfa

 
 

Edebiyat

 
 

Öyküler

 
 

Makaleler

 
 

Şiirler

 
 

Tiyatro

 
 

Hakkımızda

 
 

İletişim

 
     
  Hidayet Karakuş
Nazan Duman
Kübra DurmuşGülçin Can
Hüseyin Durmuş
Emrah Buran
 
 

 
   
     
 

YAZILARINIZI
BEKLİYORUZ





kafiyenet okurlarının siteye katkılarını bekliyoruz.
Yazılarınızı iletin, yayınlansın.
Şimdiden katkılarınız için teşekkür ederiz.

İletişim adresi olarak
yazi@kafiye.net
adresini kullanabilirsiniz.

 
     
     
    
    MAKALELER  
    Dr. SAİT GÜNGÖR ELGİN  
 
        
          HİZMET-İÇİ EĞİTİM 

"İşçi çalıştıran her kuruluş,  işverenliğin yanı sıra bir de
öğretmenlik yapmak durumunda kalacaktır."
(Peter F. Drucker, Gelecek İçin Yönetim,1992, s. 358)

      Hizmet Öncesi ve Hizmet-İçi Eğitim
    Genel eğitim, daha çok genel kültür ve temel bilgilerin kazanılmasına yardımcı olurken; mesleki eğitim, bireylerin meslek edinmelerine yardımcı olacak temel mesleki bilgilerin kazandırıldığı bir eğitim alanıdır. Genel ve temel eğitim ne kadar güçlü ve kapsamlı olursa bireyin mesleki eğitimi o kadar kolay ve çabuk sağlanır. Bu bakımdan gelişmiş ülkelerde mecburi öğrenim süresi uzundur.
      Eğitime meslek edindirme açısından baktığımızda; mesleğin, hizmet öncesi ve mesleğe girdikten sonra olmak üzere iki aşamada kazandırıldığı görülür.
      Meslek öncesi yapılan eğitim, HİZMET ÖNCESİ EĞİTİM; mesleğin yapılması sırasında alınan eğitim HİZMET İÇİ EĞİTİM olarak adlandırılır.

          Niçin Hizmet-İçi Eğitim ?
       
        Bugün dünyanın elinde bulunan en önemli kaynak bilgidir. Bilgi güçtür. Bilgi kuvvettir. Bilgi hayattır. Bilgi servettir.

 
            İlk çağlarda güç, tamamen fizyolojinin bir sonucu idi. En kuvvetli, en hızlı olan; kendinin olduğu kadar, çevresindekilerin de hayatını yönlendirme gücünü elinde bulundururdu. Medeniyet ilerledikçe, güç mirasla geçer oldu. Gücünü oluşturan simgelerin içinde yaşayan kral; kusursuz otoritesiyle ülkeler yönetir, diğerleri de güçlerini ona olan yakınlıklarıyla kazanırdı. Endüstri çağının başında güç, sermaye idi. Onu elde eden endüstriyel ürünlere hükmederdi. Tüm bunlar şimdi de hayatta rol oynamaya devam ediyor. Parası olmak, olmamaktan; fiziksel yönden kuvvetli olmak, olmamaktan daha iyidir. Her şeye karşın günümüzde gücün gerçek kaynağı, YİNE DE UZMANLAŞMIŞ BİLGİDEN GELİYOR. (Robbins, Sınırsız Güç, 1992, ss:5-6).

       
  Bilim ve teknolojide üretilen bilgi, alanın uzmanlarının bile izlemekte zorlandığı bir hıza ulaşmıştır. Bu durum BİLGİ PATLAMASI terimi ile ifade edilmektedir. Bunun bir sonucu olarak:

1. Meslekler daha küçük dallara ayrılmıştır.
2. Mesleklerde ihtisaslaşmanın önemi artmıştır.
3. Uluslararası rekabet çok artmıştır.
4.Yeni teknolojiler daha bilgili ve becerili işgücüne ihtiyaç duymaktadır.
5. Yeni meslek alanları ortaya çıkmıştır.
6. Okulların program kapsamları hızla genişlemektedir.
7. Bilgiye ulaşmak ve yaymak için yeni teknolojiler geliştirilmiştir.V.b.
        Bu listeye daha birçok madde yazılabilir. Ancak, bizim burada amacımız bilgi patlaması ve teknolojideki gelişmeler karşısında ne yapmamız gerektiğini ortaya koymaktır.

       İşletmeler ihtiyaç duyduğu bilgili ve becerili elemanlara sahip olabilmek için hizmet-içi eğitime önem vermelidir. Çünkü; yeni bilgilerin okul programlarına girmesi  çok uzun zamanı gerektirmektedir (10-15 yıl).

        Başarılı bir Hizmet-İçi Eğitim Sisteminin kurulabilmesi için öncelikle yapılması gereken hazırlıklar:

1. Eğiticilerin yetiştirilmesi,
2. Personelin "Eğitim İhtiyacı"nın belirlenmesi,
3. "Eğitim İhtiyaçlarını" giderecek eğitim programlarının hazırlanması,
4. Uzun vadeli Eğitim Planının hazırlanması,
5. Yıllık Eğitim Planının hazırlanması,
6. Eğitim Uygulama Programlarının hazırlanması,
7. Eğitim merkezi, dershane, laboratuvar, atölye hazırlanması,
8. Bütün bu işleri yapacak bir birimin kurulması.
      
        Eğiticilik formasyonu bulunmayan bireylerle eğitim üzerinde konuştuğumuzda; eğitimin, herkes tarafından çok bilinen ve benimsenen bir konu olduğu izlenimini ediniriz. Ancak, eğitimin tanımı veya nasıl bir şey olduğu sorusu ele alındığında, genel olarak verilen cevaplardan, onun bir bilgi aktarma süreci olarak algılandığı görülür. Halbuki, eğitim, sadece bir bilgi aktarma süreci değildir. Bilgi aktarma bir öğretme yöntemidir. Hem de en iyi bir öğretme yöntemi değildir. Çağdaş anlamda öğretme, öğrenme ihtiyacı olan bireylere, bu ihtiyacı ortadan kaldırmak amacı ile bir öğrenme ortamı düzenleme işidir. Öğrenme, çoğunlukla insana mahsus bir yetenektir. Çünkü yapabildiklerimizin % 85'i öğrenerek elde ettiğimiz becerilerdir. Diğer % 15 ise, doğuştan getirdiğimiz içgüdüsel davranışlardır. Sevme, gülme, ağlama, acıkma, annemizi emme v.b. Bu oran hayvanlarda hemen hemen tamamen terstir. Öğrenme becerisi sayesindedir ki bugün insan dünyaya ve bütün yaratıklara hakim olmuştur. Ayrıca dünyanın bazı bölgelerinde bazı bitki ve hayvanların yaşayamamasına rağmen, insan,  zekasının ve onun bir fonksiyonu olan öğrenme yeteneğinin verdiği uyum kabiliyeti sayesinde ekvatordan kutuplara kadar her yerde; hatta uzayda bile bir süre yaşayabilmektedir. Öğrenme, insan için her ne kadar doğal bir eylemse de, insan istemediği şeyleri öğrenmez. Öğrenmek istemeyen birini de kimse bir şey öğretemez. İngilizlerin ünlü bir atasözü şöyle der: Atı suyun başına götürebilirsiniz, ancak istemiyorsa su içiremezsiniz.
         Eğitimde, bilgi bir araçtır. Onunla bireyin yanlış olan davranışlarını değiştirir veya eksik davranışlarını yeniden kazandırırız.
         "Bir kurumda çalışan insanlarda görüş ve davranış değişikliği kısa sürede ve çabuk olmaz." (Prof. Dr. Haydar TAYMAZ, 1981, s.32).
          Doğuştan itibaren kendi kendimize ve deneme-yanılma yoluyla öğrendiğimiz bilgilerin, kazandığımız becerilerin ve tutumların, yeniden gözden geçirilerek, yanlışlarının düzeltilmesi, eksikliklerinin tamamlanması suretiyle bireylerde, istenilen davranışlar oluşturulur ki buna eğitim diyoruz.
       Akademik eğitim kaynaklarında, eğitim şöyle tanımlanmaktadır:
          "Eğitim, bireylerin kendi yaşantıları (tecrübeleri) yoluyla kasıtlı olarak ve planlı bir şekilde istendik davranış değiştirme sürecidir."
           Düzenli bir eğitim olmaksızın bazı bilgi ve becerileri elde etmek mümkün olmakla birlikte; yetişme uzun zamanı gerektirir, malzeme israfına yol açar, ıskartayı artırır, kalite standartlarına ulaşmayı önler.
          Eğitim tanımında yer alan, "kasıtlı olarak" ifadesi, eğitimin çok önemli bir öğesini ifade etmektedir. Bilerek ve isteyerek yapılan bir faaliyet anlamına gelmektedir. "Planlı bir şekilde" ifadesi de eğitimin planlı bir faaliyet olduğunu, her planlı faaliyet gibi amaçlarının bulunduğunu ve bu amaçları gerçekleştirmek için uygun yöntemler, teknikler ve araçlar kullanmak gerektiğini göstermektedir.
 

Dr. Sait Güngör ELGİN
Eğitim Bilim Uzmanı
SMS: 0532 516 0928

 

 
     
     
   
 

    

 
     
 

 
     
     
 

 
   Günlük Özgürlük  
 

 
     
  Dr Tuncay Filiz
Milli Eğitim Baka.Çanakkale
Kültür ve Turizm
İzmir Belediyesi
Konak Belediyesi