Ana Sayfa

 
 

Edebiyat

 
 

Öyküler

 
 

Makaleler

 
 

Şiirler

 
 

Tiyatro

 
 

Hakkımızda

 
 

İletişim

 
     
  Hidayet Karakuş
Nazan Duman
Kübra Durmuş
Gülçin Can
Hüseyin Durmuş
Emrah Buran
 
 

 
   
     
 

YAZILARINIZI
BEKLİYORUZ





kafiyenet okurlarının siteye katkılarını bekliyoruz.
Yazılarınızı iletin, yayınlansın.
Şimdiden katkılarınız için teşekkür ederiz.

İletişim adresi olarak
yazi@kafiye.net
adresini kullanabilirsiniz.

 
     
     
  
    MAKALELER   
    HÜSEYİN  DURMUŞ  
 

             İMECE

           Merhabalar sevgili dostlarım. Geçmiş ramazan bayramınızı kutlamakta biraz geç kaldım. Ama yinede bayramdan kalma bal kaymak ağız tadınızın devam ettiğine inanıyorum. Bu ağız tadınızın da bozulmamasını dilerim. Aile boyu mutlulukların ve başarının bu ağız tadıyla ballanmasını umut ederim.
            Bugün sizlere Kuşadası ilçesine bağlı Davutlar Beldesinde gördüğüm ve beni etkileyen bir imeceden söz etmek istiyorum. Biliyorsunuz eski geleneklerimizdendir imece. En çok köy ve kasabalarda görülür. Bilir misiniz imecenin hangi anlama geldiğini? Şimdi çok kişi bu sözü bile ilk defa duyduğunu söyleye bilir. Ne yazık ki eski geleneklerimiz gittikçe kayıplara karışıyor. Hani eski bayramlarda ki köy ve kasabada çocukların gruplar halinde ev ev dolaşarak şeker ve para toplamaları olur, akşam olunca çocuklar yorgunluktan gözleri kapanır ama ağızlarından: “ Bugün amma da şeker toplamışım. Yarın olsun tekrar çıkacağım arkadaşlarımla.” Cümlesi çıkar. Şeker toplamayı da imece usulüyle yapar çocuklar.
           Bugün öğle üzeri burnuma mis gibi mangalda kızaran köfte kokuları gelmeye başlayınca balkona çıktım dostlarım. Hani kışa girmeye hazırladığımız şu günlerde ne göreyim. Karşımda Davutlar Kazım Dirik İlköğretim Okulu’nun yola yakın kısmında büyük mangallar kurulmuş. Bir mangal kaldırımda, bir mangalda duvarın iç kısmına. Bir mangalın başında üç kişi var. Ama mangalın çevresinde bayanlar kollarını sıvamışlar hem konuşuyorlar, hem de kıymadan köfte yoğuruyorlar. Bazı kadınlar da mangal başında duranlara tepsilerle köfteyi veriyorlar. Bu arada hazır olan köfteleri ise genç bayanlar ekmek arası yapıyorlar. Halka ve öğrencilere veriyorlar. Eeee bende balkonda duracak değilim ya! Zaten öğle tatili gelmiş, karnım da hani zil çalıyor, okulun zilinin çaldığı gibi. Nasıl çalmasın ki? O kokudan sonra, albenisi olan ziyafetten mahrum kalmayı kesinlikle düşünmedim ve bende okulun bahçesine gittim.
            Yarım ekmek içerisine köftesi bol, yeşilliği bol bir paketi aldım ve yanında birde ayran. O da ne? Paketi aldım almasına ama verdiğim ücret beni hayrete düşürdü. İnanın verdiğim ücreti siz tahmin edin. Ama bu ücret karşısında hemen konuşabileceğim birini aradım. Çünkü iyice meraklanmıştım. Nevale bol, ücret ise sembolik. Araştırdım, soruşturdum ve çok ilginç bir şey öğrendim. Karşıma unutulduğunu sandığım İMECE  çıktı sevgili dostlarım. Hani Nasrettin Hoca, Beyşehir gölüne yoğurt mayası çalarken : “ Koskocaman göl, hiç maya tutar mı ey Hoca?” demişler ve Nasrettin: “ Ya tutarsa” demiş. İnanın bana bunu andırdı. Yapılmak istenen ve bu imece işinin göle yapılan maya gibi ya tutarsa, ne toplanırsa olduğunu öğrendim. Karşıma çıkan imecenin neler getirdiğini, daha doğrusu hangi amaçla oluştuğunu öğrenince inanın biraz da duygulandım. Nasıl duygulanmam ki? Ben bir öğretmen olarak bir kasabada halkın imece usulüyle kendi okuluna nasıl sahip çıktığını öğrendim dostlarım! Çocukları için yapılan çalışmaları öğrendim bu küçücük kasabada. Ben sözü fazla uzatmadan göle maya misali, imece işini düşünenlerle sizleri baş başa bırakmayı düşünüyorum.
            Davutlar Kazım Dirik İlköğretim Okulu, Okul Aile Birliği Başkanı Adnan AZAR’ın : “ Biz bu kadar sembolik bir satışla okulumuzda bazı işleri yapmayı düşünüyoruz. Karınca kararınca yapalım istedik. Okulumuzun elektrik saatinin değişmesi gerekiyor. Ayrıca elektrik gücünün de artması gerekiyor. Bunun yanı sıra okula bir bilgisayar laboratuarı ve diğer ihtiyaçları karşılayalım istedik. Birde okulumuzun kantinin daha iyi görünümlü olmasını düşünüyoruz. Bu imeceyi de böylece bugün başlattık. Amacımız kar etmek değil, hem ailelerin bu bahçede kaynaşmasını sağlamak, hem de unutulan bazı geleneklerimizi tekrar canlandırmak, yardımlaşma duygusunun insanların içinde hissetmesini sağlamak. Evet, buradan alacağımız para belki az olacak. Biz bugün gücümüzle bir imeceyi başlattık, gerekirse bu tür faaliyetleri tekrar edebiliriz. Yeter ki çocuklarımızın eğitimine, yetişmesine bir nebze de olsa katkıda bulunalım.” Sözleri beni daha da duygulandırdı. Eğitim için bir imecenin olması ve bu geleneklerin de devam etmesi doğrusu daha başka nasıl anlatılır, bilemem!
            Evet sevgili dostlarım. Aslında o kadar söylenecek sözler var ki! Hala bazı geleneklerimizin ölmemesi, yaşatılmak istenmesi, bunun yanı sıra bu geleneklerimizin, geleceğimiz olan çocuklarımızın eğitimi düşünülerek yapılıyorsa, sanırım bunu anlatacak söz değil davranış oluyor. Ne dersiniz? Aklıma bir gecede eğlencelerde harcanan o fazla sanılan paralardan; eğitim için imece yapan başta Kazım Dirik İlköğretim okulunun kapısından girmez mi acaba? Tabiî ki bu girişin bunun gibi diğer belde okullarının da kapısından içeri girmesini dilerim. Neden olmasın sevgili dostlarım. Haydi imeceye, eğitim için!     
            Kalın sağlıcakla sevgili dostlarım.

 

                                                               Davutlar/ 07.11.2005
                                                                    Hüseyin  DURMUŞ

 
     Ana Sayfa                                                                 
     
   
 

        

 
     
 

 
     
     
 

 
   Günlük Özgürlük  
 

 
     
  Dr Tuncay Filiz
Milli Eğitim Baka.Çanakkale
Kültür ve Turizm
İzmir Belediyesi
Konak Belediyesi