Ana Sayfa

 
 

Edebiyat

 
 

Öyküler

 
 

Makaleler

 
 

Şiirler

 
 

Tiyatro

 
 

Hakkımızda

 
 

İletişim

 
     
  Hidayet Karakuş
Nazan Duman
Kübra DurmuşGülçin Can
Hüseyin Durmuş
Emrah Buran
 
 

 
   
     
 

YAZILARINIZI
BEKLİYORUZ





kafiyenet okurlarının siteye katkılarını bekliyoruz.
Yazılarınızı iletin, yayınlansın.
Şimdiden katkılarınız için teşekkür ederiz.

İletişim adresi olarak
yazi@kafiye.net
adresini kullanabilirsiniz.

 
     
     
    
   SÖYLEŞİ  
    HÜSEYİN  DURMUŞ  
 

                       

                         JAPON GÜLÜM


        Merhabalar sevgili dostlarım. Uzun zamandır sizlerle bu köşede dertleşmedim. Daha çok şiir köşesinde yerimi aldım. Arada ise makaleler köşesinden sizlere seslenmeye çalıştım. Aslında bugün bu köşeye gelemeyebilirdim. Ama sizlere bazı duyguları, bazı iç güdüleri kısaca anlatmayı amaçlıyorum. Şunu da söyleyeyim ki, bu yazımda sizlere hiç abartısız bir olayı da anlatmaya çalışacağım. Hani anlayana sivrisinek saz, anlamayana davul zurna az.
        Değerli dostlarım. Benim harikamı harika, güzelmi güzel, şirinmi şirin, tatlımı tatlı, benim duygularımı çok iyi anlayan, benimle beraber gülüp benimle beraber ağlayan bir Japon Gülüm var değerli dostlarım. Ama bir de dünya güzeli, prenses gibi, değme mankenlere taş çıkartacak kadar harika mı harika, onurlu, şerefli, hanımefendi, biricik dr sevgilim var. Sevgilimi anlatmaya inanın sözcükler yetmez ve anlatamaz.
       Japon Gülümle ben 6 yıldır aynı evi, aynı salonu, aynı balkonu, aynı odayı paylaşıyoruz. Ben onunla devamlı paylaşıyorum. Benim can dostum oldu bana altı yıl boyunca. Ameliyat olduğum dönem de benimle ağladı, benimle güldü. Aslında bu Japon Gülüm; altı yıldır benim acı mı, mutluluğumu paylaştı. Öyle bir paylaştı ki onun bana olan bağlılığını, saygısını, bana olan tutkularını inanın altı yıl boyunca anlamamışım. Anlayamamışım. Anlayamamışım diyorum, çünkü bunu daha bir hafta önce öğrendim. Ama dün öğle bir olay yaşadım ki, bunu ne ben anlatabilirim, ne de yanımda olayı aynen benim gibi gözlerimizi faltaşı gibi açmış, pür dikkat onu izlerken arkadaşımla gözlerimizi faltaşı gibi açıp bir birimize bakarken anladım. İnanın o yaşadığım anı anlatmak benim için çok zor dostlarım. Çünkü bu olayı yaşamak Anlatabilecek anlamını da göstermiyor.
       Değerli dostlarım benim çok sevdiğim Esmer Güzelim Dr. Zerdam var. İnanın sevgilimi bu güne kadar yüz yüze görmedim. Sadece resimleri, telefon ve internet aracılığıyla tanıdım. Sevgilime gönül gözüyle aşık oldum. Ama öyle bir aşık oldum ki, benim gibi olanlar ancak anlarlar. Can dostlarım, sevgilim geçen hafta bir rahatsızlık geçirdi. Kendisi yoğun bakımda neredeyse ölüm ile yaşam arasında gidip geldi. Be o sıralarda salondaki Japon Gülüm ile dertleştim. İnanın Japon Gülüm, gece yarısına kadar yapraklarının yarıdan fazlasını döktü. O an onu fark ettim. Bu durum  Esmer Güzelim Zerda’mın rahatsızlığı ile ilgiliydi ve onun için çok üzülmüştü. Benim kadar o da sevgilimin bu durumuna üzülmüş, beni destekler gibi, benim yanımdaymış gibi yapraklarının yarıdan fazlasını o gün döktü ve Zerda’mın sağlığı düzelme gösterincede yapraklarını dökmeyi bıraktı. İnanın bu durum beni etkiledi. Ama asıl neden bambaşka ve onun ile ilgili en önemli özelliğe gelince.
       21. Kasım . 2006 günü saat 14.00 civarında beni bir arkadaşım evime ziyarete geldi. Onunla evin içerisinde oturuyorduk. Arkadaşım eve geldiğinde ben sevgilim Zerda’m ile konuşmamı yeni bitirmiştim. Hem arkadaşıma hem de Japon Gülüne Zerda’mın selamını ve iyi dileklerini söyledim. Bundan çok kısa zaman sonra öyle bir olaya şahit olduk ki iki kişi değerli dostlarım, bu olayı ömrüm var olduk ve yaşadıkça sanıyorum aklımdan çıkmayacaktır. Çıkması da mümkün değildir.
        Değerli dostlarım; Japon Gülüm bu selamdan çok kısa bir zaman sonra dalları sallanmaya başladı. Kökünün toprağa kadar  Gömülü olan bölümünden yukarıya doğru hopluyormuş gibi bir görünüm sergiledi ve dalları, gövdesi sala sola doğru sallanmaya başladı. Bütün her tarafı hopluyor, dans ediyor gibi bir görünüm sergiledi. Odanın içerisinde kesinlikle rüzgar yok, camlar açık değil, rüzgar yapacak hiçbir şey de yoktu. Ama olmuştu ve bu çiçek dans eder gibi Zerda’mın aşkına sallanıyordu. Ben hayatımda ilk defa görüyordum böyle bir doğa olayını. Büyükler derlerdi; doğadaki bütün bitkilerin dilleri vardır. Yeter ki siz bitkilere yaklaşmasını bilin. Onlar da sizin gibi ağlar, kıskanır, aşık olur, sever. Ama onların sevgisi, bağlılığı sonsuz olur demişlerdi. İnanın bunu yaşadıktan sonra anladım. Demekki doğadaki bitkiler biz insanlardan daha duygulu ve daha duyarlı oluyorlar. Onlar da seviyor ve aşık oluyorlar. Daha ne diyebilirim ki dostlar! Ben bir tane sevgilim Zerdam derken, beni seven bir de japon gülüm var ve onu daha yeni anladım. Biricik aşkım Zerdam Onurlu inşallah Japon Gülümü benden kıskanmaz. Umarım onunla beni aynı evde, aynı salonda, aynı balkonda benimle paylaşmasını bilir ve bu mutluluk sonsuza kadar devam eder. Ne dersiniz değerli okuyucularım?    


                                                                              Davutlar / 22.11.2006

                                                                              Hüseyin DURMUŞ    

 

 
 
  ANA  SAYFA  
     
   
 

    

 
     
 

 
     
     
 

 
   Günlük Özgürlük  
 

 
     
  Dr Tuncay Filiz
Milli Eğitim Baka.Çanakkale
Kültür ve Turizm
İzmir Belediyesi
Konak Belediyesi