Adam bağırıyordu .
– Kadıııın ! Kadıııın ! Köpek !
Kolundan tutmuş,kadını
çekiştiriyor.Kadın direniyor, gücü yettiğince…
İki gözü iki çeşme !...
Erkeğin eli havada ,kadının yüzüne indi
inecek.
Çaresizlik mi ,cahillik mi, erkeklik
mi,güç gösterisi mi ? Bilemiyorum…
Sokak ortasında alışık olmadığım bir
manzara , ama dört duvar arasında çok yaşanan
gerçekler.
Kadınlar, kadın olmanın gerçeğini
kavrayıncaya kadar yaşanacak, acılar. Onlar
hiçbir zaman kimliklerini bulamayacaklar çünkü ;
başkaları onlara kimlik biçmiş.
Gördüklerim,duygularımı,düşüncelerimi savurdu
dört bir yana. Türkiye’de kadın olmanın
,kadınca yaşamanın belli bir azınlığın hiç mi
hiç kapısını çalmadığı kapıdan biraz olsun içim
burkularak girdim.
Suçu neydi bu kadının ? Kendince
yargılamayı nereden alıyordu, adam? Yasalar
kadını erkeğe veriyor. Güç elinden
alınmıştı,zavallı kadının .kendi içinde ne
çıkışları vardır, ama erkeği yolunu
kapatıyordu.Kadın olmak ,kendi için yaşamak
,havayı doyasıya solumak nefes almak ,ona çok
uzaktı.
Yollar nedense kadınlara hep
kapanıyor. Bir türlü aralanamıyor.
Geçenlerde yürürlüğe giren ,
Devlet Bakanı Güldal AKŞİT imzalı genelge
kuşkularımı daha da derinleştirdi. ”Sığınma
Evlerinde Gizlilik” Sözüm ona korumacı
oluyoruz. Mağdurların yanında yer alıyoruz.
Bir bakanın; kadın olmanın zor
şartlarını çok iyi bilen, aydın ,kültürlü biri
olarak bu karara imza atması fazlasıyla
düşündürücü….Aç bir insana balık verirseniz
karnını doyurursunuz o gün için, ama balık
tutmayı öğretirseniz her gün karnı
doyacaktır.Sokaktaki insanı eğitemiyorsunuz,
hükmedemiyorsunuz içeridekini sarıp sarmalamanın
anlamı ne ?
En büyük kötülük
her şeyi kabul etmeyle başlar ama, sizler onlara
sadece kabul etmeyi buyuruyorsunuz .Kolunu
kanadını kırıp,savunmalarını elinden
alıyorsunuz. Bilirsiniz,bir amaç uğruna yaşamak
hayatın zevklerinden biridir..Siz bu amacı yok
ediyorsunuz.
Yıllardır kadını dört duvar arasında
sakladık.Aynı anlayış ve zihniyet bilgi çağında
da devam ediyor ne yazık ki. Yıllarca erkeğine
boyun eğmiş , kül köle olmuş ,şiddete karşılık
verememiş ,bilgisini ve zekasını
kullana-mayan kadınımı, toplumdan kaçırarak,
mücadele etmesini engelliyoruz, kanımca…Kadın
olmanın gizlilik olduğunu beyinlere
kazıyoruz.Düşünmeden yaşamak gibi !…
Kadın
benliğinin ,bilincine vardırılmalı; dört duvar
arasına sokularak değil. Evde , sokakta
erkeğinin yanında ,onunla birlikte .
Bence, onu yaralayan
,inciten , hor gören kişileri , dört duvar
arasına alın Sayın Bakanım
Dünyanın merkezinde ,kürsüde,makamda, sokaklarda,
kahvelerde, barlarda maçlarda hep sizler
, varsınız. Kuşatmışsınız dört bir yanımızı.Bir
de derler ki “Dünyayı kadınlar yönetir,erkekler
yönettiğini sanırlar.Nasılda yanıltmaca.
İster Anadolu kadını ,ister köylü
kadını, ister kentli kadını olun, hepimiz
başkaları tarafından biçilmiş elbiseyi
giyiyoruz.Aynı sahnede aynı oyunu oynuyoruz
defalarca…İtiraz etmeye,gücümüz yok,değiştirmeye
ise hiç niyetimiz yok…
Kadın önce, kendinle mücadele etmeyi
öğrenmeli.Kendi ayakları üzerinde durabilmeli.
Erkeğine, çocuğuna, komşusuna, sokaktakine
,kısacası karşısındaki herkese karşı kendini
koruyabilmeli, savunabilmeli, onlardan biri
olduğunu kabul ettirebilmelidir.
Karanlık düşüncelerden ,aydınlık düşünce bekleyemezsiniz. Kadının
önündeki sis perdesi kaldırılmalı. Aklı ve
yüreği ile hareket etmeyi öğren-meli. Başarı bir
biri ardına verilen kararlarla gelir,engellerle
değil. Onlara öyle bir dünya sunmalıyız ki,
kalplerini tüm insanların görmesini sağlama-lıyız.
İki binli yılların
kadını olarak, daha yürekli,daha
girişken,eşitlikten sevgiden saygıdan yana olan
art niyetlerin köreldiği,şiddetin hiç uğrama-dığı
,aynada kendi gerçeğini gören insanların
arasında kadınımı görmek istiyorum.
Samiye SEZEN SAYIN
Bursa-mayıs -2005