Ana Sayfa

 
 

Edebiyat

 
 

Öyküler

 
 

Makaleler

 
 

Şiirler

 
 

Tiyatro

 
 

Hakkımızda

 
 

İletişim

 
     
  Hidayet Karakuş
Nazan Duman
Kübra DurmuşGülçin Can
Hüseyin Durmuş
Emrah Buran
 
 

 
   
     
 

YAZILARINIZI
BEKLİYORUZ





kafiyenet okurlarının siteye katkılarını bekliyoruz.
Yazılarınızı iletin, yayınlansın.
Şimdiden katkılarınız için teşekkür ederiz.

İletişim adresi olarak
yazi@kafiye.net
adresini kullanabilirsiniz.

 
     
     
    
  MAKALELER  
  Dr. ZERDA  ONURLU  
 

                     

                KADININ ADI VAR MI?

 “KADIN

Kimi derki kadın uzun kış gecelerinde yatmak içindir.
Kimi derki kadın yeşil bir harman yerinde /
dokuz zilli köçek gibi oynatmak içindir.
Kimi derki ayalimdir boynumda taşıdığım vebalimdir.
Kimi derki hamur yoğuran.
Ne o, ne bu, ne döşekle, ne köçek,ne ayal, ne vebal.
O benim kollarım, bacaklarım. Yavrum, annem, karım,
kız kardeşim, hayat arkadaşımdır.    Nazım Hikmet”

Değerli okurlar. Yazıma Nazım HİKMET’in  “Kadın” isimli dizeleri ile başladım. Kadınlar gününde kadının önemi ve değeri üzerinde durulacak. Erkekler bir gün içinde kadınları o kadar yüceltecek ve o kadar yükseltecek ki, kadınları koyacak yer bulamayacaklar. Peki kadınlar, kadınlarımız, biz kadınlar  364 gün onların akılları dışında olup sadece bir günlük kadın olarak değerlenme ve hatırlanma ile mi gerçek değerimizi kazanacağız.? Diğer 364 günde biz yok muyuz?  Biz neredeyiz acaba, inanın çok merak ediyorum.

Dünya üzerinde ilk önce kadının adının var olup olmadığına bakmalıyız. Gerçekten dünya üzerinde erkeklerden kadınlara ve onun adına sıra geliyor mu? Ne dersiniz, erkeklerden önce mi geliyor kadının adı, yoksa sonra mı? Kadın nedir?  Kadın kimdir? Kadının bir kimliği var mıdır? Türk kadını kendi istediğini elde etmiş midir? Dünya kadınlarının da aynı durumda olduğunu söylemek isterim. Doğudan batıya, kuzeyden güneye bütün devletlerde kadınlar ne yazık ki hak ettikleri değerleri görememektedir. Bu değer görmeme sadece Türk toplumu içerisinde olmamaktadır. Bütün dünyada kadınlar ne yazık ki hak ettikleri yerde değildir.  Türk kadını kendine erkeklerin içerisinde istediği yeri kendine hala alma mücadelesi mi vermektedir.? Aynı mücadele sadece Türk kadını için söylenemez. Çükü dünya kadınları da hala hak elde etme savaşı vermektedir. İnanın bir bayan olarak bu soruların cevabını arıyorum dersem sakın bana şaşırmayın olur mu?

Dünya kadınlar gününü kutlayacağız 8 mart’ta. Her sene aynı şeyleri tekrar edip duruyoruz. Erkekler dünya kadınlar gününe çok önem verdiklerini belirtirler. Büyük şehirlerde, büyük kentlerde, yurt dışında kadın hakları değerlendirmeye alınır. Türkiye’den dışarıya bakıldığında Avrupa’da kadın hakları ile Türkiye’deki kadınları arasında inanın hiç fark yok. Kadın sadece Avrupa’da değil, tüm dünyada ikinci sınıf vatandaş muamelesi görmektedir. Dünyada olduğu gibi Türk kadını yine evinde ikinci kişidir. Çalışacak, çocuk doğuracak, geleneklere bağlı kalacak. Evet, çocuğu doğurmak, onu büyütmek, onu eğitmek, onun gerçek bir insan olarak yetişmesi için kadının, annenin görevi çok büyük ve bu onun yapacağı bir durum. Bu onun en kutsal görevidir. Avrupa’da Türk kadınının bazı hakları elde ettiğini görmek mümkün. Ama bu haklarını kullanabiliyor mu?  Haklarının ne kadarını kendi istediği biçimde değerlendirebiliyor? Bunların da incelenmesi gerekir bence. Ne yazık ki, Türk kadını ne Türkiye’de ne de yurt dışında hak ettiği yeri ve konumunu elde edememiştir. Aynı şekilde dünya kadınları da hak ettikleri yere gelememiş ve hala ezilmektedirler.

“Cennet anaların ayakları altındadır.” Derler her zaman. Kadını onurlandırmak, onu yüceltmek ve bazen kadının ruhunu okşamak için bunu söylerler. Bütün kadınlar da hemen inanıverirler ne dersiniz? Hangi anaların ayakları altında acaba? Henüz özgürce seçimi, özgürce evlenmeyi, özgürce istediği yere gidip gelemeyen bir kadının kullandığı hangi hakları var acaba? Çocuk büyütmek onun, çocuk doğurmak onun, evleneceği kişiyi seçmek ona ait değil. O istediği kişi ile evlenemez. Hemen aile büyükleri devreye girer ve kadınının evleneceği kişiyi onlar seçerler. Hani kadın hakları vardı? Hani kadın istediği hakları elde etmişti? Bunların hepsi birer yalan ve yine 8 Mart Kadınlar gününde kadınlarımıza yönelik bir sürü palavra ve bir sürü yalanlar duyacağız.

Söyleyenlerin bile söylediklerine inanmadıkları bir dünya kadınlar günü kutlanacak yine. Aslında kadın hakları ve kadınımızın değeri hakkında o kadar çok söylenecek şeyler var ki…Ben kadının sadece yatak odasında görüntülenmesini, sadece yatak odasında ki kişi olarak değil; ilk önce gerektiğinde yurt savunmasında, yurdun yönetiminde, eğitimde, fabrikada, kısacası her yerde erkeklerle eşit şartlarda ve eşitlik ilkesinde hizmet etmesini istiyorum. Kadının her yerde izi olmalı. Kadının sadece kendi evinde değil, onun evi dışında da topluma, insanlığa hizmeti olmalı. Artık kadın hakları günü nağmelerini de bırakalım. Sadece kadına insan olduğu için, onun da yaşama hakkının olduğunu, onun da erkekler gibi özgürce davranması gerektiğini kabul edelim ve kadınlarımıza buna göre değer verelim. Böyle olmayacaksa bırakın kadın haklarını savunmayı, inanın ele bile almaya değmez. Satırlarıma
Geleceğin genç neslinin yetişmesinde temel taş olan, cennet bile onların izni olmaksızın girilmeyen, çok değerli annelerimizin, bacılarımızın, eşlerimizin, kızlarımızın  8 Mart Kadınlar gününü kutlar; sağlık, mutluluk, esenlikler dilerim."

Saygılarımla. 
                                                                                           Zerda
 


 

 
  ANA  SAYFA  
     
   
 

    

 
     
 

 
     
         
 

 
   Günlük Özgürlük  
 

 

 
     
  Dr Tuncay Filiz
Milli Eğitim Baka.Çanakkale
Kültür ve Turizm
İzmir Belediyesi
Konak Belediyesi