| |
Kompozisyon
dersinin işlenişinde bir öğrencinin öğretmenine
yazmış olduğu duygu yüklü satırları sizlere
sunarken; lise çağında ne cevher öğrencilerimizin
olduğunu yorumsuz olarak sunmak istiyorum.
KARÇİÇEĞİ
Dün gece seni gördüm yine
Bembeyaz bir yağmur içinde
Bir rüya değil sanki, gülüyordun gözlerime
Her damla bir keder
Gözlerimde yaş oldun
Yetti bundan fazlası ölüm
”Gelme artık gecelerime”
O günlerden bir rüzgar eser
Ümitlerin seni terk eder
Senden o bakışları bekler
Kapkaranlık bir keder...
Hayatta paylaşmaya değer
Bildiğin bir sır varsa eğer
Haykırıp dağlara taşlara
Anlatmalıymışım meğer!...
Evet, ben de anlatıyorum işte Karçiçeği.
Anlatıyorum, haykırıyorum işte bak söylüyorum “ Seni
çoook ama çoook seviyorum” Hatta öyle seviyorum ki;
bazen çocuklarından, çevrenden, dostlarından,
arkadaşlarından, kendi arkadaşlarımdan bile
kıskanıyorum. Ne yapayım işte. Bir şey var seni bana
bağlayan. Bazen sana yazmak istiyorum ama olmuyor.
Bir türlü nasıl hitap edeceğim bilmiyorum. Kırçiçeği
mi desem, aşkım, canım mı desem ne desem sana, nasıl
hitap etsem. Hem başladım diyelim, sana ne
söylemeliyim. Hangi süslü kelimelerle anlatsam
demiyorum, çünkü artık o süslü kelimelerden bıktım
ben. Sade, masum, tertemiz, dostane, bir aşkım olsun
istiyorum. Bu aşk sınırlı olmasın ama maddiyatın
aşkı olmasın bu. Leylâ’dan geçsin Leylâ’ya varsın
mecnun. Ferhat Şirin’in yüreğinden yükselsin
semalara ve Sümeyra; o aciz, o günahkar, o gafil, o
sadık Sümeyra Sevgi Hoca’nın bağrından, Karçiçeğinin
karından ulaşsın nevruzlara. Buldum Karçiçeği,
buldum. Ben sana Vedud demeliyim. Vedud; dostluğa
layık olan, sevgili, saf sevgi sahibi olan, sevgisi
herkese yetecek olan. Ama Karçiçeği sen sadece benim
Vedud’um ol, olur mu? Sadece ikimiz bilelim bunu.
Bana ait olsun bu, bir de senin yüreğine ait olsun.
Özüne, benliğine...
Bismihi Vedud,
Bismihi Sevgili, bismihi gönül eri, bismihi...
Bana gülleri anlat Vedud. Kainatın gülünü
anlat bana. Hatırlat baharın havasını. Nasıl olur
yaz mevsimi? Topraklar yeşillenir mi ben ağladığımda
ya da insanlar anlar mı derdimi, gözüm ıslandığında?
Benim derdim ne Vedud, hastalığım ne benim? Kendimi
nerelere hapsetmeliyim ben? Hep Karçiçeği gelecek
diye karları, kışı mı sevmeliyim yoksa aynalara
bakıp barışmalı mıyım kendimle. Ah Vedud! Yüreğimin
olgunlaşmasıyla yön değiştiren hasretim! Ah Vedud!
Bak ne diyor şair hiç duydun mu? : “ Bir söz söyle
ki bana, kalbim sonsuza dek seninle olsun. Bir söz
söyle bana ki aşkın barınağı gözyaşlarım kurusun.
Bir söz, bir söz söyle bana ne olur, konuş
benimle...” Anlat bana, anlat ben sabahlara kadar
dinerlim seni yeter ki şu gece bitsin. Uyanalım
fecirle. Anlat sen, bana beni anlat. Seni anlatma
çünkü ben zaten seni anlarken anlıyorum varlığın
sebebini... Sen yine de konuş, haykır bana, beni
sevdiğini!... Biliyor musun; bazen annem seni bu
denli sevmeme çok içerliyor. Tasavvufi bir
yöneliştir diyor.,. haktandır diyor ama bazen de bir
üzülüyor ki sorma! Ben ona, hep Karçiçeği’ni
anlatıyorum gönlümün. O da diyor ki; bir de bana
yazsan şiirlerini, hiç beni özlemiyor musun diyor.
Bir bilse ah bir bilse, ne kadar çok sevdiğimi bir
bilse!...
Karçiçeği! Vedud;
Ben senden bir şey istiyorum. Hani diyorum
şu kısacık hayatımızda kendimize özel anlar
yaratsak. Seninle beraber olsak o zaman. Anne kız
gibi, dostlar gibi. Ne olursa, ne gibi olursa olsun.
Ama yeter ki olsun. Sakın vaktim yok deme. Ben
vaktini ayarladım bile. Hem öyle bir vakit ki, ne
senin işin oluyor, ne benim okulum. O vakitlerde
hiçbir ruh dolaşmıyor sokaklarda.
Evet, o vakit. O vakitte benimle buluşur
musun, gelir misin rüyalarıma. Gerçekten bunu senden
isteyebiliyorum. Sıkıntından, hasretinden ağladım.
Alnımı secdeye dayayıp sızlandığım ve öylece uykuya
daldığım gecelerde beni ziyarete gelir misin
sevgili? Duyar mısın gözyaşlarımın sesini, içimdeki
fırtınadan üşür müsün sende? Eğer ben üşürsem, buz
kalıplarına sığınırsam yalnızlıktan, sen usulca
gelip yanıma, secdeden kaldırıp, sıcacık yatağıma
yatırır mısın beni... Sonra ninniler söyler misin
bana? Bir de ölümsüz sevdaları, Yusuf ile Züleyha’yı
anlatır mısın Karçiçeği? Gelirsin değil mi? Gelirsin
evet, gelirsin. Ama ben her gece ağlıyorum
Karçiçeği. Bekliyorum, bekliyorum yoksun,
gelmiyorsun. Ben de dua ediyorum Rabbime; “ Rabbim”
diyorum. “ Onu çok sev, Rabbim; çünkü o buna, hatta
daha fazlasına lâyık”... Sonra bir umut, kaşıyorum
gözlerimi. Belki gelirsin diye ışıklarımı
söndürmedim, şarkısı çınlıyor kulaklarımda. Ama sen
rüyam da olmuyorsun Vedud. Yine de olsun. Geleceksin
değil mi? Gelirken Şeyh Galib’i de getir ne olur!
Yanına Mevlana’yı da al ne olur. Unutma bak, onları
çok özledim, unutma! Beni aramanıza gerek yok. Ben
de karanlığındayım gökyüzünün ya da dolunayın
umutlarında takılıyımdır. Sen yüreğine sorsan beni
bir Karçiçeği. Onun götürdüğü yere git, anlat
gölgelere aşkı sevmeyi...
Biliyor musun, en çok neyden korkuyorum?
En çok ölmekten ve seni kaybetmekten korkuyorum
Karçiçeği. Yarın bir gün üniversiteye gideceğim ve
gün geçtikçe uzaklaşacağım senden... Sonra belki
de... Neyse boş ver unutmazsın herhalde beni. Bir de
Karçiçeği ölümden çok korkuyorum ben. Ölmek, yok
olmak, bitmek ve senden ve sevgiden ayrılmak.
Aslında biliyorum, ölüm perdesini aralamalıyım ben.
Ondan sonrası selamet, ferahlık, aşkların aslı ondan
sonrası... Ama ne bileyim işte! Korkuyorum,
korkuyorum, korkuyorum, korkuyoruuuuuuuuuuum....
Amaaan unut gitsin Karçiçeği. Unut gitsin.
Sen şimdi güzel şeyler anlat bana, bembeyaz
karçiçekleriyle tanıştır beni olur mu? Bak ben şimdi
gidiyorum. Gelmeyi unutma olur mu Karçiçeği! Bu
tatilde, evde rüyalarıma hep bekleyeceğim seni. Bir
şiir okuyacağım yatarken, sen duyarsın zaten. Şiire
aşınadır kulakların. Tüm beyazları kat çantana
gelirken unutma. Ben seni hep bekliyorum. Her gece,
her güzel rüyada, bekliyorum sakın unutma!...
İzmir / 01.03.2001
Sümeyra DEMİRDÖVEN
BİLMİYORUM
KARÇİÇEĞİ
HİÇBİR
ŞEY
BİLMİYORUM
BİLMEM
GEREKENLERİ
DE GETİR
OLUR
MU?
Ana Sayfa |
|