|
|
| |
MAKALELER |
|
| |
FAHRİYE HAMZAÇEBİ |
|
| |
KAYBETTİKLERİM Mİ
KAZANDIKLARIM MI?
Erit
beni
kaybolanları
olmamış say,
kırık bir saz
için kopardığın
yaygarayı beni
kaybettiğinde de
tekrarla,
böylece ederim
ortaya çıksın.
Hasbel kader
bulduklarını
sana armağan
sayma, bu gün
seni bulanlar
yarın beni de
görmezden
gelmezler elbet.
Yitik zamanlar
sensiz
gecelerden biri
daha yalnızlığı
yaşıyorum.
Kıştayım
penceremden
görünen manzara
bahara gebe olsa
da.
Zaman sessiz,
kimsesiz bensiz
zaman. Dolunay
var karşımda,
gül kurusu bir
akşam ve ben
dolunayda
ağlayamıyorum.
Ayışığım
olacaktı sevgim
ama o gücü ve
sevgiyi
bulamıyorum.
Neden herkes
gibi bende
sevemiyorum,
hayal bile
edemiyorum. Gül
kurusu
akşamlar denizin
üzerinde
karanlıklara
bırakıyor
kendini, olan
ümitlerimde
onunla birlikte
iniyor dibe.
Buzdan yangınlar
körüklüyor
sessizliğimi,
mevsimler
gittiğin
zamanlarda
kalmış, rüzgar
eteklerine
fırtınaları
doldurup,
inadına esiyor
sırtıma. Kışa
inat, ayaza inat
sende
üşümemeliyim.
Yalnızlığa
demirlenmiş
gemiler gibi
sensizliğin,
sessizliğin
limanında gönül
teknem. Ben
özlemleri
yüreğimle
denerim. Bir
sabah uykusuz
gözlerime güneş
sıcaklığınla
gel. Sen kuru
ayazla
savrulmadan
kahve gözlerimle
düşeceğim
baharının
avuçlarına. Sana
birgün aşkın
keskin bıçak
gibi yüreğini
acıtabileceğini,
kırık
kanatlarını ve
yamalı kalbini
yalnızlığın
taşlarıyla
örebileceğini
anlatmıştım.
Hasretin ipi
kopmuş bir inci
kolyenin
incileri gibi
dağılıyor şimdi.
Seni çok aradım
güneşin sıcak
alnında,
ellerini aradım
yağmurun ıslak
dudaklarında
sensizlikte
esrarkeş
yangınları
boynuma alıp,
yüreğimde
közledim
yalnızlığın
mahrem
çığlıklarını...
|
|
|
|
|
| |
ANA SAYFA |
|
|
|
|