|
|
MAKALELER
| |
FAHRİYE
HAMZAÇEBİ |
|
| |
MECUZ
GÖLGE
Bir
akşam
üstüydü
martıların
gölgesi
denize
düştüğü
andı.
Usul
usul
çekiliyorken
el
ayak
boşalan
yollarda
özgürce
yürüyordum.
Çimenleri
yeni
filizlenmiş,
ortasında
çocuk
parkının
olduğu
bir
alan
üzerinde,
ellerinde
çikolatalarıyla
annelerinin
peşinde
güle
oynaya
dolaşan
çocuklar
vardı.
Serinde
olsa
bahara
gebe
bir
havanın
bahar
esintisi,
içimde
coşku,
ilerideki
cafede
çay
içerim
umuduyla
elimde
telefonum
dilimde
şarkılar
hüznü
katık
yapıp
yürüdüm.
Dinlenmek
için
etrafı
zincirlerle
çevrili
bankların
çoğu
boştu.
İlerideki
bankın
birine
bir
kadın
oturmuştu.
Belliki
yorulmuştu,
yanıbaşındaki
bir
banka
da
ben
oturup
soluklanmak
istedim,
selamlaştık,
anlatmaya
başladı
dertliydi,
saçlarının
aklaşan
tellerinde
zamanı
eğirmişti.
Aslında
yaşı
gençti
vurgun
yemişti.
Bu
gece
ne
kadar
sessiz!
Rüzgarın
kımıldattığı
birkaç
dalga
Mehtap
ve
ben!
Başka
kimse
yok
onu
seyreden.
Bir
gölge
belirdi
o
anda,
Önce
semaya
baktı
,sonra
enginlere
Birden
irkildi,korkmuş
olacaktı.
Ona
yaklaşarak
sordum
kimsiniz?
Galiba
derdini
açıyordum
Bilmem
ki
dedi.
Daha
iyi
olur
öğrenmeseniz
Ruhu
bir
hatırayla
doldu
taştı,
Sonra
yavaş
yavaş
Gözleinde
birkaç
damla
yaş,
Yıldızların
yıkandığı
sahilden
uzaklaştı.
Bilinmeyene
gitti
kadın,
içinde
acılar
elinde
yarım
kalmış
günlük
hatıralarla.
Kimbilir
belki
anlatsa
çare
olurdum.
Yıldızları
çalınmış
bir
gecede
karanlıklara
kurdum
salıncakları,
yalnızlığı
denizin
ninnisinde
uyuttum.
Şimdi
ne
yapsam
da
soluyor
vazomdaki
çiçekler.
Öptüğüm
çiçeklerin
kokusu
dudaklarımda
kalıyor.
Gün
bana
kederi
getirip,
seni
alıp
gidiyor.
F.HAMZAÇEBİ
|
|
|
|
|
|
|
| |
Ana Sayfa |
|
|
|
|