MERHABA
İşe girdiğim ilk günden beri bana çok normal
gelen bir şey yapıyorum.Yıllardır yaptığım
bir şey bu aslında. Yalnız ben değil
herkesin yapması gerektiğini düşündüğüm bir
şey. Çok basit ama çok anlamlı bir şey.
Hayatın anlamı, başlangıcı, günün adımı… Ya
da siz ne düşünür nasıl kabul ederseniz öyle
bir şey işte.
….” Merhaba”….
Tek yaptığım şey bu aslında.. Evden çıktığım
ilk andan itibaren insanlara merhaba
diyorum.. Otobüs durağına geldiğimde benimle
birlikte orda otobüs bekleyen insanlarla göz
göze geldiğimizde mesela. Çoğu kez aynı
saatlerde birbirini tanımayan nice insan
orada buluşuyor, sabahın ilk saatlerinde
güne birlikte başlıyor. Bunun farkında bile
değiller belki..Onların tek beklentisi
durağa gelecek olan otobüs..
Sonra otobüs geliyor. Kapı açıldığında bizi
karşılayan bilet görevlisi arkadaşa günaydın
diyerek içeri giriyorum. Alt katta oturacak
koltuk bakıyor boş bulursam cam kenarına
oturuyorum. Yok eğer koltuk dolu ise yanına
oturduğum insana “merhaba” diyorum.
Kimisi yüzüme boş ve anlamsız gözlerle
bakıyor. Cevap bile vermiyor. .Kimbilir
içinden ne düşünüyor, ama belli ki benim
merhaba demem onun için bir anlam ifade
etmiyor
Kimisi şaşırıyor, acaba bir yerden mi
tanıyorum der gibi bakıyor.. Öyle ya
tanımasam neden selam vereyim.. İlla ki
tanımam gerek
Kimisi yol boyunca onunla konuşmak
isteyeceğim endişesi yüzünden oralı bile
olmuyor..
Selam verdikten sonra tek yaptığım şey
çantam ile birlikte içinde şarj cihazım,
ajandam, şapkam ve eldivenimin bulunduğu
poşetimden kitabımı çıkarmak ve ineceğim
durağa gelene kadar okumak.. Hepsi bu..
Daha yanına oturduğum bir kişiden bile
selamıma karşılık alamadım.
Daha bir kişi bile selam vermemi normal
karşılayıp bana tebessüm etmedi..
Daha bir kişi bile bunu normal karşılayıp
inerken bana iyi günler demeyi düşünmedi..
Bu kadar mı unuttuk tebessümü, bu kadar mı
birbirimize düşman gibi başlıyoruz güne..
Bir selam vermekten insanı alıkoyan nedir?
Ya da selam verenin selamını almak çok mu
zor bir şey?
Ama ben karşılığını almasamda selam vermeye
devam edeceğim..Güne hep merhaba ile
başlayacağım..Yüzümde tebessümle..
Karşılığını göremediğim nice güzellikler
gibi bunu kendim için yapacağım..
Günaydın…..
Merhaba…..
İyi günler….
Şule Akar 31.01.2006 Saat 10:30
YORUMLAR:
önder zorlu
08.02.2006 13:56:42
BENİMDE DÜŞÜNDÜĞÜMÜ DÜŞÜNENLER VAR ÇOK
MUTLUYUM
ya eline, kalbine, fikrine sağlık çok güzel
bir yazı sen geçmiş yıllardan gelen biri
olabilir misin zira 40-50 li yıllardaki
yaşam tarzıydı insanın insana saygısıydı.
yinede ümidi yaşatmalı insan kim bilir bir
gün oda olur. çok yaşa
Gazi GÜDER
08.02.2006 16:10:00
SEN ÇOK YAŞA ŞULE
yazmak ve bunları paylaşmak ne güzel şeydir.
Ben senin kalemin güçlü, sen hep yaz derken
ne kadar doğru söylemişim. Sen hep yaz,
çünkü güzel ve insancıl şeyler yazıyorsun.
Kalemin hep kılıçtan güçlü olsun.
Şule Akar
09.02.2006 08:55:07
İKİNİZE DE TEŞEKKÜRLER
Çok genç sayılmam aslında, yine de 40-50 li
yıllarda yaşamadım. Ama yüreğim hep sinekli
bakkal döneminde yaşıyor.. Kimbilir bir gün
insanlar menfaatsiz, çıkarsız, sadece yürek
zenginliği ile bütünleşir. Bütünleşenlerle
burda buluşmak çok keyifli, teşekkürler..
Ahmet Turanoğlu
26.02.2006 21:18:05
SİZE BİNLERCE MERHABAAAAAAA!....
İnsan insanın aynası, merhaba taşan yüreğin
şakıması. İnsanlar o kadar devaynalarına
bakıyorlar ki insan aynasına bakacak vakit
ve enerji bulamıyorlar. Yüreğimiz
taşıdığımız değerin ana kaynağıdır. Kaynağı
kurumuş ya da bir şekilde kirletilmiş
yüreklerden çevreye muhabbet damlasının
akması nafiledir. Bazı insanlar kendilerini
zorlayıp etrafa sahte gülücük attıklarında
içlerindeki kirlenmeyi bariz bir şekilde
görebilirsin. Sizin çevrenizdeki insanlardan
bir farkınız var. Onlar hesapla, siz kitapla
yaşıyorsunuz. Sizinle asırlardır tanışıyor
gibi bir samimiyetimiz oluştu. Hiç
düşündünüz mü, neyin nesi diye? Aramızdaki
kağıttan köprü kitaptan başkası değil. Sizin
bir günde birkaç mesajla beni bilgilendirme
ve yönlendirme telaşınızın yegane amacı
kitap dostluğundan başkası olabilir mi?
Okuyan insanlar harabedeki hazine gibi sit
alanı muamelesi görürler. İnsanlar çok değer
vermelerine rağmen yasaklı bir alana girerim
de başıma bir iş mi gelir tedirginliğiyle
okuyanlara mesafelidir. Kitap yerine makyaj
malzemesi, magazin dergisi, loto-toto kuponu
taşısanız basitliğinizden faydalanarak
çevrenizde piknik yapmaya kalkacaklardır.
Sizin gayret oklarınızın hedefe isabet
ettiğini görebilmeniz için hafta sonunda bu
mekana-sayenizde- nakil oldum. şiirlerim ve
yazılarım yayınlandı.. İki de yorum yazdım.
Yazmaya devam edeceğim. Sizin de
yazılarınızı okumak ve yorumlamak bana büyük
bir zevk verecektir. Edebiyatçı olarak,
siyasette olduğu gibi yazı-çizi âleminde de
kadınlarımızın azlığından muzdaribim. Okuma
ve yazmaya ait kadınlarımızın her
faaliyetini hem alkışlıyor hem de
yorumlarımla destekliyorum.. Siz okulda
öğretmenlik yapmıyorsunuz; fakat benim için
hayat okulunun mümtaz bir eğitmenisiniz. Bu
sıfatınızla size saygı, sevgi ve hürmetle
selamlar, binlerce merhaba dilerim.
|