Ana Sayfa

 
 

Edebiyat

 
 

Öyküler

 
 

Makaleler

 
 

Şiirler

 
 

Tiyatro

 
 

Hakkımızda

 
 

İletişim

 
     
  Hidayet Karakuş
Nazan Duman
Kübra DurmuşGülçin Can
Hüseyin Durmuş
Emrah Buran
 
 

 
   
     
 

YAZILARINIZI
BEKLİYORUZ





kafiyenet okurlarının siteye katkılarını bekliyoruz.
Yazılarınızı iletin, yayınlansın.
Şimdiden katkılarınız için teşekkür ederiz.

İletişim adresi olarak
yazi@kafiye.net
adresini kullanabilirsiniz.

 
     
     
    
  MAKALELER  
  Dr. SAİT ELGİN GÖRGÜN  
 

Dr. ELGİN
Eğitim Bilim Uzmanı
SMS:0532-516 09 28

 ÇOCUKLARIMIZI MESLEKLERE NASIL YÖNLENDİREBİLİRİZ ?

 

Bu gün Türkiye’de ana sorunların başında işsizlik sorunu gelmektedir.. Aileleri, gençleri ve  hükümetleri yıllardan beri uğraştıran bu sorunun sebebi aslında nedir? Gerçekten işsizlik sorunu var mıdır?

Bir yanda nitelikli insangücü ihtiyacı içinde olduğu bilinen sanayi ve iş çevreleri diğer yanda iş bekleyen ve çoğu yüksek öğrenim görmüş gençler. Bunları buluşturmakla görevli eski adıyla İş ve İşçi Bulma Kurumu yeni adıyla İş Kurumu.

Birisi iş isteyen, diğeri işgücü arayan bu iki potansiyeli birbiriyle tanıştıracak, İş Kurumu; aldığı kredilerle yurtdışından getirttiği uzmanlar yardımı ile bir takım çalışmalar yaptı. Bu çalışmalar sonunda 250 mesleğe ait MESLEK STANDARTLARI BELİRLENDİ , ancak medyamız daha önemli gündemlerle meşgul olduğu için, bu tür bilimsel çalışmalara zaman ayıramadığından ne kendisinin ne de halkımızın yapılan çalışmalardan haberi olmadı.

Bence işsizlik sorunu değil, işlerin ihtiyaç duyduğu insan gücünü yetiştirme ve yerleştirme sorunu yaşıyoruz. Avrupa yaşlanırken biz gençlerimizle ne yapacağımızı bilemiyoruz.

Çok Programlı Liseler işsizlik sorunun bölgesel ihtiyaçları dikkate alarak çözecek okullar olarak açıldı. Ama gelin görün ki bu okullar programlarını, bölge halkının işgücü ihtiyaçlarını  karşılayacak  duruma getiremedi. Çünkü okulların Milli Eğitim Bakanlığı’na program önerebilmesi için bu alanda yetişmiş Eğitim Uzmanları yok, bir zamanlar bu uzmanları yetiştirmek için kurulmuş ve yıllarca uzman yardımcısı ünvanı ile okullarda görev yapmış olan elemanlar , tam da kendilerinden iş beklendiği zaman, emekli oldular bile. Yıllarca bu elemanları hangi işlerde çalıştıracağını bilemeyen Okul Müdürleri, Milli Eğitim Müdürleri, şimdi çaresiz. Çünkü evvelce bu tür uzmanları yetiştiren fakülteler artık sınıf öğretmeni yetiştiriyor. Program Geliştirme Uzmanı, Ölçme ve Değerlendirme Uzmanı gibi yöneticilerin bu gün ihtiyaç duymaya başladıkları uzmanlar artık yetişmiyor.

Diğer yandan, toprağı olmayan birçok ailenin çocukları Tarım Mühendisi oldular, öğrenim gördükleri alanla ilgili iş bulamadıkları için sınıf öğretmeni oldular. Diğer yandan, sınıf öğretmeni olarak yetiştirilmiş olan gençler tayin için sıra bekliyor.

Bu örnekleri çoğaltmak mümkün. Önemli olan birbirimizi kınamak değil, derde çare aramak. İngiltere ve Almanya gibi ülkelerde çocuğun hangi mesleki alana yönlendirileceği 11-12 yaşlarında belirlenebiliyor. Üniversite eğitimi alması gerekenler Gramer Okullarına veya Jimnazyumlara, diğerleri de meslek okullarına yönlendiriliyor. Amerika Birleşik Devletleri, Fransa gibi ülkeler de, ki bizim eğitim sistemimiz oralardan alınmıştır; bizim gibi çocuğun üniversite eğitimine uygun olup olmadığını anlamak için üniversite sınavlarına kadar beklenmek zorunda. Üniversite akademik eğitim verir. Uygulamadan çok teorik bilgiler edindirir. Üst düzey planlamacılar, araştırmacılar, öğretim elemanları yetiştirir. Bu da belli potansiyel gerektirir. Bu potansiyele sahip olmayan çocukları zorlamanın anlamı var mı? Üniversite eğitimi alamayacağı belli olduktan sonra bu çocuk hangi meslek için nasıl hazırlanabilir? O yaştan sonra da  kolaylıkla meslek öğrenilmez ki. Ne demişler “Ağaç yaşken eğilir.” Ama devletimiz bütün imkanlarını seferber ederek illa da çocuklarının yüksek öğrenim görmesini isteyen vatandaşların bu arzularını karşılamak için Meslek Yüksek Okulları açtı. Ara insangücü yetiştirmek için açılan bu okullar, bilgi ve pratiğe sahip gençler yetiştirmek için açıldı.

Burada henüz çocukları küçük olan velilere  önemli bir görev bekliyor. Veli çocuğunun okul başarılarını yakından  izlemeli, yetenekleri hangi alanda ise o alana; öğretmenleriyle, eğitim danışmanlarıyla ve okul yöneticileriyle konuşarak çocuğunu uygun olan mesleklere yönlendirmelidir.

Çok Programlı Okul yönetimleri de çevrenin ihtiyaç duyduğu insangücünü yetiştirecek programları belirleyip, gençleri Genel Lise havasından kurtarmalı.

Atölyeleri, laboratuarları, tarım alanları olmayan okullardan ne bilim adamı ne de iş adamı yetişmez.

 

 
 
  ANA  SAYFA  
     
   
 

    

 
     
 

 
     
     
 

 
   Günlük Özgürlük  
 

 
     
  Dr Tuncay Filiz
Milli Eğitim Baka.Çanakkale
Kültür ve Turizm
İzmir Belediyesi
Konak Belediyesi