Ana Sayfa

 
 

Edebiyat

 
 

Öyküler

 
 

Makaleler

 
 

Şiirler

 
 

Tiyatro

 
 

Hakkımızda

 
 

İletişim

 
     
  Hidayet Karakuş
Nazan Duman
Kübra DurmuşGülçin Can
Hüseyin Durmuş
Emrah Buran
 
 

 
   
     
 

YAZILARINIZI
BEKLİYORUZ





kafiyenet okurlarının siteye katkılarını bekliyoruz.
Yazılarınızı iletin, yayınlansın.
Şimdiden katkılarınız için teşekkür ederiz.

İletişim adresi olarak
yazi@kafiye.net
adresini kullanabilirsiniz.

 
     
     
    
  MAKALELER  
  SAİT GÜNGÖR ELGİN  
 


Dr. Sait Güngör Elgin
Tel:0256-646 11 49
Cep:0532-516 09 28
e-mail-1:
elginorama@gmail.com
e-mail-2:
gungor.elgin@hotmail.com


MİLLÎ ŞAİRİMİZ MEHMET AKİF ERSOY’U ANLAMAK !
 

Mehmet Akif Ersoy, “İstiklâl Marşı”mız ve “Çanakkale Şehitleri” şiirleri ile yurdumuzda, yediden yetmişe herkesin yakından tanıdığı ve sevdiği bir şairimizdir. M.Akif Ersoy 1893 yılında Fatih Medresesi ( O zamanın üniversitesi) Müderrisi (Profesör) Temiz Tahir Efendi ile Emine Şerife Hanımın  biricik oğullarıdır. Mehmet Akif Ersoy’un annesi “Emine Şerife Hanım, tam mânasiyle, İslâm Türk kadını idi. Sağlam bünyeli, sağlam seciyeli, anlayışlı, tecrübeli ve derin görüşlü bir kadındı.” “Tahir Efendi’nin arkadaşları arasında şöhreti, onun seciyesi hakkında bize mühim bir ip ucu veriyor. Çünkü aynı adı taşıyan Tahir’lerden ayırt edilmek için ‘Temiz Tahir Efendi’ diye anılıyordu. Demek ki tahsil için medresede geçirdiği seneler sırasında ‘temizlik’ ile temayüz etmişti. (Ömer Rıza Doğrul, Safahat, 18. baskı, İstanbul, 1984, Anka Ofset Basımevi, sayfa: XII-XIII) 

Şüphesiz büyük adamlar tesadüfen yetişmiyor. Tarımda, nasıl iyi toprak, iyi ürün verirse, önemli değerlere sahip olan ana ve babaların yetiştirdiği evlatlar da onların eseri oluyor. 

Mehmet Akif Ersoy’un kendisinin değer verdiği bütün şiirlerinin içinde bulunduğu kitabın adı SAFAHAT’tır. Safahat içinde yedi kitap vardır. Bu kitaplardan birincisinin adı Safahat olduğu için tümüne birden Safahat adı verilmiştir. Bu yedi kitabın isimleri şöyledir: 1. Kitap Safahat’tır. Bu kitapta üç bin mısra ve 43 parça şiir vardır. Eski harflerle üç defa basılmıştır,   2.Kitap, Süleymaniye Kürsüsünde’dir. Bu kitap bin mısradan ibaret olup eski harflerle dört kere basılmıştır. 3. Kitap, Hakkın Sesleri’dir. Bu kitapta 500 mısra vardır. 10 parça şiirden oluşmuştur. Eski harflerle üç defa basılmıştır.  4.Kitap,  Fatih Kürsüsünde’dir. Bu kitapta 1800 mısra vardır. Eski harflerle dört kere basılmıştır.  5.Kitap, Hâtıralar’dır  Bu kitapta 10 parça şiir vardır, 1800 mısradır. Eski harflerle üç kere basılmıştır. 6. Kitap,  Âsım’dır. Bu kitap karşılıklı konuşma şeklinde yazılmış olup 2500 mısradır.  7. Kitap, Gölgeler’dir. 1933’te Mısır’da eski harflerle basılmıştır. 41 parça şiirde 1500 mısra vardır. 1936’da ölümünden az önce Safahat’ın yeni harflerle basılmasını arzu eden  Akif, tüm şiirlerini gözden geçirerek baskıya hazırlatmış ancak, Gölgeler kitabının basıldığını göremeden vefat etmiştir. Şu anda elimdeki nüsha Mehmet Akif Ersoy’un damadı Ömer Rıza Doğrul tarafından düzenlenmiş 18. baskısıdır. Bundan sonra da başka baskılar yapılmıştır.

Mehmet Akif Ersoy, konuşma diliyle şiir dilini birleştiren yeni tip bir şiir üslubunda yazmış ve şiirlerinde aruzu çok ustalıkla kullanmıştır.

Milletleri millet yapan her türlü sanattır; dildir, edebiyattır, müziktir, halk danslarıdır, adet ve ananelerdir.

Yeni Türk Milletinin doğuşunu öğrenmek isteyen Mehmet Akif’in Safahatı’nı okumalıdır. Akif “Asım” isimli yapıtında bu olayı anlatmaktadır.  

Mehmet Akif, “Cahilâne tahassubun müthiş düşmanıydı. Eskiye kayıtsız şartsız bağlı değildi. Yeniye de körükörüne taraftar değildi. Düsturu şu idi:’ Eski, eski olduğu için atılmaz, fena olursa atılır. Yeni, yeni olduğu için alınmaz, iyi olursa alınır.’

O, hem şair, hem alimdi. Ahlâkî meziyetleri, insanî vasıfları şiirinden de, malumatından da yüksekti. Asrın icabatına, gençliğe, istikbale ehemmiyet verirdi. Milletleri sapık yollara götüren şair, edip ve muharrirlere müthiş düşmandı. Bunları millet için bir musibet addederdi. Tenkit ve muahazeyi sevmezdi. Ona göre, başkalarını değil, insan kendi nefsini muahaze etmeliydi.

Çok hür fikirli ve müsamahakârdı. Geniş düşünürdü.

Muzikiyi çok severdi. Nısfiye üflerdi. Birçok ağır şarkılar, besteler, ilâhiler hafızasında idi. Mevlidî çok severdi. Güzel sesle okunan Kur’anı dinlemekten büyük haz duyardı.

Erken kalkardı. Yatakta uyanık yatmak adeti değildi.

Kimsenin hususiyetine karışmazdı. Yalnız heyet-i ictimaiyeyi çekiştirirdi. Kendi olmayana kızardı, iki yüzlülere garazdı.

Hasılı yüksek şair olduğu kadar tam mânasiyle bir insan-ı kâmildi.” (Aynı eser, XXXIII)
 

 
  ANA  SAYFA  
     
   
 

    

 
     
 

 
     
         
 

 
   Günlük Özgürlük  
 

 

 
     
  Dr Tuncay Filiz
Milli Eğitim Baka.Çanakkale
Kültür ve Turizm
İzmir Belediyesi
Konak Belediyesi