Ana Sayfa

 
 

Edebiyat

 
 

Öyküler

 
 

Makaleler

 
 

Şiirler

 
 

Tiyatro

 
 

Hakkımızda

 
 

İletişim

 
     
  Hidayet Karakuş
Nazan Duman
Kübra Durmuş
Gülçin Can
Hüseyin Durmuş
Emrah Buran
 
 

 
   
     
 

YAZILARINIZI
BEKLİYORUZ





kafiyenet okurlarının siteye katkılarını bekliyoruz.
Yazılarınızı iletin, yayınlansın.
Şimdiden katkılarınız için teşekkür ederiz.

İletişim adresi olarak
yazi@kafiye.net
adresini kullanabilirsiniz.

 
     
  Yunus Emre
Pir Sultan Abdal
Köroğlu
Erzurumlu Emrah
Dadaloğlu
Aşık Veysel
 
   ÖYKÜLER
  EZGİ  KÖSTEKLİ  
 


KONU: Silgi

          40 dakikalık bir süre içerisinde hazırlanmış olan bir yazıdır.


           MÜMKÜN MÜ? 

           Sadece yazıları silmeye yarayan ufak bir gereç olarak kalsaydı keşke sadece küçük bi araç... İnsan hayatını silmek mümkün mü ki? İstediğin anı, unutmak istediğin o yılı silmek... Keşke Efsa’da eline aldığı bir silgiyle o anları silebilseydi hayatından, her şeyi öğrendiği o anları...
           Küçük, sevimli bir kızdı Efsa. Kömür gibi uzun saçları beline kadar uzanırdı. Yemyeşil yosun gözleri yoktu başka bi çocukta herhalde. Ama hayatı kendi kadar huzur dolu ve mutlu değildi.
           Daha sekiz yaşındaydı Efsa. Yaşıtları okula giderken o evde annesine yardım ediyordu. Mutluydu ama Efsa. Kıyamıyordu ki annesine, onun ağlamasına, üzülmesine dayanamıyordu.  Evde onunla beraber temizlik yapmak, çamaşıra bulaşığa yardım etmek bile mutlu ediyordu onu.    
           Günün en acımasız saatleri babası işten eve gelince başlıyordu. Huzursuzluk, kavga, gürültü, şiddet o saatte eve giriyordu hep. Efsa’yı en çok üzense annesinin yediği tokatları hiç olmamış gibi Efsa’ya fark ettirmemeye çalışmasıydı. Efsa çok üzülüyordu ama elinden ağlamaktan başka bir şey gelmiyordu. Babasının eve getirdiği üç kuruş parayla annesinin yaptığı yemeklere yardım etmekten başka...  
           Efsa serpilmişti artık, on altı yaşında gelinlik çağa gelmiş bir genç kız. Onun da bir kalbi, duyguları, kalbini hızla çarptıran bir genç vardı. Oturdukları o küçük, samimi mahallede oturan bir genç, Ümit. Efsa’nın  ümidi... Birbirlerine bakmaktan başka bir şey yoktu aralarında. Ümit artık açılmak, duygularını anlatmak istiyordu Efsa’ya. Efsa’nın bakkala gittiğini gördüğü an, yeter artık o gün bugün  dedi ve yanına gitti konuşmaya... Kısık bir  sesle :
           -“ Merhaba” dedi. 
           Sesi titriyordu. 
           - “ Ben Ümit, seninle bir gün çıkıp çay içsek.Sana söylemek istediklerim var.”

           Efsa
heyecanlıydı:

           -
  “ Çıkamam dışarı, dışarı çıkmam mümkün değil. Belki bir ara olabilir. O da çok
kısa olmak kaydıyla..” diyebildi.
          Dışarıya çıkamazdı, babası onu döverdi çünkü. Efsa hızla uzaklaştı. Ümit’in bir kelime daha etmesine izin vermeden uzaklaştı. Annesine söyledi, annesi de heyecanlanmıştı. Kızının yüzünün güldüğünü görünce o da mutlu olmuştu.
           Şimdi ne olacaktı? Böylemi kalacaktı?  Efsa hayatındaki bu mutluluğu unutmak zorunda mıydı?  Hayır değildi. Hemen komşular devreye girdi. Efsa’nın annesine Ümit’in ailesinin hayırlı bir iş için gelmek istediklerini çıtlattılar. Kadının “ Buyursunlar”  demekten başka çaresi yoktu. Ama biliyordu ki her şey bu kadar güzel gitmeyecekti ve kolay olmayacaktı. Kocası mutlaka bir sorun çıkaracaktı. Öylede oldu. İstemeye geldiklerinde vermedi  Efsa’yı babası. Çünkü çalıştığı yerdeki ustabaşının oğluna söz vermişti. Efsa’yı ona verecekti, Efsa’ya sormaya ihtiyaç bile duymadan.  
          Efsa artık bu kadarına katlanmak istemiyordu. Yakaladığı mutluluğu kaybetmeye dayanamazdı. Annesini bırakmak zor geliyordu sadece. Ama her şeyi göze aldı. Kaçtılar Ümit’le. Yeni bir başlangıç, yeni bir sayfa açmak istiyordu. Ama her şey hayal ettiği gibi gitmiyor  işte insanın.
           İki yıl olmuştu evleneli. Efsa mutluydu eskiden ama şimdi kabusa dönüşmüştü. Annesinin ölümünü yaşamıştı,  hayatında  en değer verdiği varlığının ölümünü. İntihar etmişti annesi, babasının  işkencelerine, zulümlerine dayanamayıp intihar etmişti. Bu acı olay yetmezmiş gibi Ümit’te eskisi gibi değildi Efsa’ya karşı. O sevecen, aşk dolu Ümit’ten eser yoktu. Babası annesine neler yaptıysa, Ümit’te ona aynısını yapıyordu. Şiddet, huzursuzluk eksik olmuyordu evlerinden.
          Niye böyle olmuştu ki? Hani yeni bir sayfa açılmıştı hayatında, hani her şey çok güzel olacaktı. Olmadı hiç bir şey hayal ettiği gibi olmadı. Şimdi ne olacaktı? Kömür gibi uzun saçları beline kadar uzanan, yemyeşil yosun gözlü kızın sonu da annesi gibi mi olacaktı? Bütün bu yılları silmek mümkün müydü?  Hani şöyle her şeyi bir anda silip ortadan atacak bir silgi?...

 

                                                                İzmir / 28.04.2005

                                                                   Ezgi KÖSTEKLİ

                                                                     11 /  YB  367         

 
 
 

   

 
     Ana Sayfa                                                                 
     
   
 

        

 
     
 

 
     
     
 

 
   Günlük Özgürlük  
 

 
     
  Dr Tuncay Filiz
Milli Eğitim Baka.Çanakkale
Kültür ve Turizm
İzmir Belediyesi
Konak Belediyesi