| |
KONU:
Silgi
40 dakikalık bir süre içerisinde
hazırlanmış olan bir yazıdır.
MÜMKÜN MÜ?
Sadece yazıları silmeye yarayan ufak bir
gereç olarak kalsaydı keşke sadece küçük bi araç...
İnsan hayatını silmek mümkün mü ki? İstediğin anı,
unutmak istediğin o yılı silmek... Keşke Efsa’da
eline aldığı bir silgiyle o anları silebilseydi
hayatından, her şeyi öğrendiği o anları...
Küçük, sevimli bir kızdı Efsa. Kömür gibi
uzun saçları beline kadar uzanırdı. Yemyeşil yosun
gözleri yoktu başka bi çocukta herhalde. Ama hayatı
kendi kadar huzur dolu ve mutlu değildi.
Daha sekiz yaşındaydı Efsa. Yaşıtları
okula giderken o evde annesine yardım ediyordu.
Mutluydu ama Efsa. Kıyamıyordu ki annesine, onun
ağlamasına, üzülmesine dayanamıyordu. Evde onunla
beraber temizlik yapmak, çamaşıra bulaşığa yardım
etmek bile mutlu ediyordu onu.
Günün en acımasız saatleri babası işten
eve gelince başlıyordu. Huzursuzluk, kavga, gürültü,
şiddet o saatte eve giriyordu hep. Efsa’yı en çok
üzense annesinin yediği tokatları hiç olmamış gibi
Efsa’ya fark ettirmemeye çalışmasıydı. Efsa çok
üzülüyordu ama elinden ağlamaktan başka bir şey
gelmiyordu. Babasının eve getirdiği üç kuruş parayla
annesinin yaptığı yemeklere yardım etmekten başka...
Efsa serpilmişti artık, on altı yaşında
gelinlik çağa gelmiş bir genç kız. Onun da bir
kalbi, duyguları, kalbini hızla çarptıran bir genç
vardı. Oturdukları o küçük, samimi mahallede oturan
bir genç, Ümit. Efsa’nın ümidi... Birbirlerine
bakmaktan başka bir şey yoktu aralarında. Ümit artık
açılmak, duygularını anlatmak istiyordu Efsa’ya.
Efsa’nın bakkala gittiğini gördüğü an, yeter artık o
gün bugün dedi ve yanına gitti konuşmaya... Kısık
bir sesle :
-“ Merhaba” dedi.
Sesi titriyordu.
- “ Ben Ümit,
seninle bir gün çıkıp çay içsek.Sana söylemek
istediklerim var.”
Efsa
heyecanlıydı:
-
“ Çıkamam dışarı,
dışarı çıkmam mümkün değil. Belki bir ara olabilir.
O da çok
kısa olmak kaydıyla..” diyebildi.
Dışarıya çıkamazdı,
babası onu döverdi çünkü. Efsa hızla uzaklaştı.
Ümit’in bir kelime daha etmesine izin vermeden
uzaklaştı. Annesine söyledi, annesi de
heyecanlanmıştı. Kızının yüzünün güldüğünü görünce o
da mutlu olmuştu.
Şimdi ne olacaktı? Böylemi kalacaktı?
Efsa hayatındaki bu mutluluğu unutmak zorunda
mıydı? Hayır değildi. Hemen komşular devreye girdi.
Efsa’nın annesine Ümit’in ailesinin hayırlı bir iş
için gelmek istediklerini çıtlattılar. Kadının “
Buyursunlar” demekten başka çaresi yoktu. Ama
biliyordu ki her şey bu kadar güzel gitmeyecekti ve
kolay olmayacaktı. Kocası mutlaka bir sorun
çıkaracaktı. Öylede oldu. İstemeye geldiklerinde
vermedi Efsa’yı babası. Çünkü çalıştığı yerdeki
ustabaşının oğluna söz vermişti. Efsa’yı ona
verecekti, Efsa’ya sormaya ihtiyaç bile duymadan.
Efsa artık bu kadarına katlanmak
istemiyordu. Yakaladığı mutluluğu kaybetmeye
dayanamazdı. Annesini bırakmak zor geliyordu sadece.
Ama her şeyi göze aldı. Kaçtılar Ümit’le. Yeni bir
başlangıç, yeni bir sayfa açmak istiyordu. Ama her
şey hayal ettiği gibi gitmiyor işte insanın.
İki yıl olmuştu evleneli. Efsa mutluydu
eskiden ama şimdi kabusa dönüşmüştü. Annesinin
ölümünü yaşamıştı, hayatında en değer verdiği
varlığının ölümünü. İntihar etmişti annesi,
babasının işkencelerine, zulümlerine dayanamayıp
intihar etmişti. Bu acı olay yetmezmiş gibi Ümit’te
eskisi gibi değildi Efsa’ya karşı. O sevecen, aşk
dolu Ümit’ten eser yoktu. Babası annesine neler
yaptıysa, Ümit’te ona aynısını yapıyordu. Şiddet,
huzursuzluk eksik olmuyordu evlerinden.
Niye böyle olmuştu ki? Hani yeni bir sayfa
açılmıştı hayatında, hani her şey çok güzel
olacaktı. Olmadı hiç bir şey hayal ettiği gibi
olmadı. Şimdi ne olacaktı? Kömür gibi uzun saçları
beline kadar uzanan, yemyeşil yosun gözlü kızın sonu
da annesi gibi mi olacaktı? Bütün bu yılları silmek
mümkün müydü? Hani şöyle her şeyi bir anda silip
ortadan atacak bir silgi?...
İzmir
/ 28.04.2005
Ezgi KÖSTEKLİ
11
/ YB 367
|
|