| |
OKULLAR
TATİLE GİRİYOR
Okullar tatile mi giriyor dersiniz?
10.06.2005 tarihinden itibaren bir yıllık eğitim
öğretim yılının sonuna geliyoruz. Bazı gözlerde
başarmanın parıltıları sevinç yumağı halinde
çevresini sevindirirken bazı öğrencilerimizin
ellerinde olmaya nedenlerle ve ya dikkatsizlikleri
sonucunda kendisinde olduğu gibi çevresini de
hüzünlendirecektir. Bazı evlerde mutluluk rüzgarları
eserken, bazı evlerde de kara bulutlar esecek.
Başarılı öğrencilerimizin bu başarılarından dolayı
kutlar, başarılarının devamını dilerken; ömür boyu
başarılarının sürmesini isterim. Başarısız olan
öğrencilerimizi de kutlamak istiyorum. Belki bana
kızacak veliler. Bu da ne demek? Başarısız olan
öğrencinin başarısızlığı mı kutlanır? Bundan sonraki
öğrencilere kötü örnek olmaz mı diyebilirler! Ben bu
öğrencilerimi başarısızlıkları için değil; bu kadar
imkanları varken hala nasıl başarısız oluyorlar ve
başarısızlıklarının devamını nasıl getiriyorlar diye
düşünüyorum. İnsanlar daima başarıya susayan
kişilerdir. Başarısızlığa susamak söz konusu olamaz.
Bu nedenle başarısız olan öğrencilerimizi bu seneye
özel hatalar zinciri sonunda ellerinde olmayan bu
başarısızlıklarına üzüldüklerini gördükten sonra da
onları kutlamamak onlara haksızlık olur.
Sevgili veliler! Okullar bu hafta tatile
giriyor. Bazılarınız sevinecek, bazılarınız olumsuz
karneler yüzünden üzüleceksiniz. Bu doğaldır,
doğaldır çünkü sizlerde çocuğunuzla beraber bir
eğitim öğretim yılı boyunca sıkıntılara katlandınız.
Bu nedenle sizleri üzülmeniz doğaldır. Ancak bu
üzülmenin bir işkence; telafi zor öfkelere
dönmeyecektir sanırım. Çoğunuzun başarısızlığı
sizleri öfkelendirmesin, hatta sizleri çılgınlıklara
götürmesin. Sonra yapacağınız hataların geri
dönüşümü söz konusu olamaz. Ne kadar üzülseniz bile
o üzüntünüzün verdiği yıkıcı durumlar hem sizi, hem
de çocuğunuzu büyük bir üzüntüye boğa bilir. Olaya
hep olumsuz olarak değil, bir de ters taraftan
bakınız. Bu başarısızlığının ona ileride daha iyi
olanaklar sunan bir hatası olmuş olur. Olamaz mı?
Kendi öğrenciliklerimizi göz
önüne getirelim. Hemen bazı velilerin isyanını duyar
gibi oluyorum. Ben okul birinciliğine oynadım, ben
okulumu her sene doğrudan geçtim. Hiç sınıfta kaybım
olmadı, karnemde zayıf nedir onu bile bilmem
diyeceksiniz. Sakın ola ki böyle bir kıyaslamayı
yapmayınız asla. Bu sizler için en büyük yanlış bir
yaklaşım olur.
Benim öğrenciliğim çok parlak
diyemeyeceğim. Mutlaka birinci dönem zayıfım
gelirdi, ama ikinci dönem telafisini yapardım. Ben
çoğu zaman “Zayıfsız karne, bülbülsüz gül bahçesine
benzermiş.”der, kendimde teselli bulur ve sene
sonunda başarılı olmak için olanca gücümü harcardım.
Ama bu çabamı sadece bilinçsizce yapardım. Babamın
bu konuda fazla olumlu bir katkısı olmaz, başarılı
olmam için benim yanımda olmazdı. Hoş zayıflarım
nedeniyle bağırdığı da söz konusu olmamıştır. Sen
nasıl olsa başarırsın deyip bana gülüp geçerken; “
Karnendeki demir çubuklarla, lastikleri taşımak için
(Bir ve sıfır notları kastederek) bir tutalım mı,
yoksa kamyonet yetecek mi?”derdi. Bende gülüp
geçerdim. Sizler de çocuğunuzun bu yanlışını zor
bile olmuş olsa da gülümseyerek karşılayamaz
mısınız? Bu kadar bir inceliği kaldıracak gücünüz
yok mu acaba? Haydi gelin bu gülümsemeyi çocuğunuza
yapınız ve çocuğunuzun bozuk olan moralinin birazcık
olsun hafiflemesine yardımcı olunuz. Biliyorum
sizler için zor birim durum. Çünkü bir yıl boyunca
maddi yönden çektiğiniz sıkıntılar vardı. Ona kağıt,
kalem, kitap, defter parası vermek için çoğu zaman
işe yürüyerek gittiniz. Çalışacak iş bulamayanlar;
aç kaldı ve yine de çocuğunuza bir şeyler almaya
çalıştınız. Şimdi bu durumların hesabını ben sormam
mı diye sakın ama sakın hesap sormaya kalkmayın.
Hesabı sorarken kafa göz yarılmasın, çatlayan kemik
seslerinin yerine :” Bu duruma çok üzüldüm, keşke
sene içerisinde okuluna gelerek senin ders durumunu,
başarı durumunu öğretmenlerinle, rehberlik
servisinle görüşmüş olsaydım da başarısızlıklarını
başarılı hale getirseydim. Bizde de hata var. Yalnız
senden ricam bundan sonraki yıllarda bu yanlışı
yapmayalım. Bak önümüzde bir imkan daha var.
Açılacak olan sınavlarda bunlar telafi etmek için ne
yapılması gerekiyorsa beraber yapalım.” Demek zor mu
olur? Haydi hep beraber bir de bunu deneyelim
sevgili velilerimiz!
Sonuç olarak sizlere şunu söyleyebilirim.
Bir yıl geçti. Acısıyla, tatlısıyla akıp gitti. Hem
de göz açıp kapatıncaya. Ben daha dün lise
sıralarında otururken, şimdi bir yıllık emekli bir
öğretmen olarak boş zamanlarımı masamın başında
yazım çalışmaları ile geçiriyorum. Zaman yine aynı
zaman, saat dilimi yine 24 saat, yıl 12 ay, dört
mevsim, 365 günlük bir sene devri devam etmekte.
Yağmurlar, karlar, depremler, seller, üzüntü, sevinç
yumakları bu zaman grafiği içerisinde geçip gitmiş.
Değişen bu zaman içerisinde bizleriz sadece.
Kesinlikle zamanın bir suçu ve günahı yoktur.
Buyurun kendimizde bir değişime gidelim ve bu sene
çocuğumuzun başarısız olmasını sinirli bir biçimde
değil; kızalım ama kırıcı ve yıkıcı olmayalım.
Onların canları sağ olsun. Bunda da bir hayır
vardır. Gelin onları karşımıza alalım,
başarısızlıklarını başarılı duruma nasıl
dönüştürürüz onu konuşalım çocuklarımızla. Haydi hep
beraber bir büyüklük yapalım. Ben hazırım, sizler de
hazır mısınız. ? Bu konuda yardım isterseniz,
danışmak isterseniz, iletişim adreslerini kullanarak
bana ulaşabilir ve yardım alabilirsiniz.
Mutlu günlerin sizlerin olmasını dilerim.
05.06.2005
www.kafiye.net
Hüseyin DURMUŞ
|
|