| |
ÖNCE
İNSANLIK
Uzay çağının
insanların ruhsal yapısına ve görüşlerine
olumsuzluğu bu kadar çok olur mu? Oluyor maalesef.
Uzay çağının olması, teknolojinin baş döndürücü
hızla ilerlemesi insanların düşünce yapısını,
insanın insana bakışını asla değiştirmiyor. Ne de
olsa teknolojiyi baş döndürücü hızla bu hale getiren
de insanoğlu ve ne yazık ki insanlar bu teknolojiyi
bile kendi çıkarları için kullanıyorlar. Ne yazık
ki, hiç kimse karşısındaki kişileri bir insan olarak
görmek istemiyorlar. Daima kendisini insan olarak
gördüğünden başkalarının insanlıklarını, onların
onurlarına ve kişiliklerine ne değer veriyor ne de
saygı gösteriyorlar.
Ben yaşama öyle bakmıyorum. Benim yaşamımda insan
faktörü önemlidir. Belki mesleğim gereği
diyeceksiniz. Hayır, asla mesleğim gereği değil.
Hipokrat yemininden dolayı insana bakış açın değişik
olmuştur diyeceksiniz. Buna da hayır diyorum.
İnsanlar belirli yaşlarda dünyaya bakışını ve ya
dünya ile ilişkilerini tekrar mercek altına alırlar
ve yeniden kendisine çeki düzen verir. Ben ise asla
öyle bir değerlendirmeye gitmedim. Çevremin bana
yaklaşımını ve benim çevreme, insanlara olan
yaklaşımım da ortadadır. Herkese aynı saygı ve
değeri gösteririm. Göstermek zorundayım. Benim gibi
diğer insanların da göstermesini beklemek sanırım en
doğal hakkımdır. Ne yazık ki bunu da göremiyorum.
İnsanlar göründükleri gibi olamıyorlar. Mevlana'nın
da dediği gibi; " Ya göründüğün gibi ol, ya da
olduğun gibi görün." sözü inanın o kadar harika bir
insan yapısını çiziyor ki, ne yazık ki bu insanlık
felsefesine yakın bireyleri bulmak ne yazık ki çok
zor ve hatta yok denecek kadar da az bulunuyor.
Günümüzde gerçek insanı bulmak çok zor. İnsana
insanca yaklaşan, insana insan olarak değer veren
kişiler kalmadı. Bütün işler, bütün çalışmalar,
bütün davranışlar ne yazık ki kişisel çıkarlar
uğruna kurulmuş. İnsanlar çoğu zaman kendi
kimliklerini saklamayı düşünüyor ve gerçek yüzünü
ortaya çıkarmıyor. Dünya çıkar ilişkileri üzerine
kurulmuş bir dünya ve insanlarla dolmuş oluyor
böylece. Halbuki eskiden öylemiydi? Asla böyle bir
yaklaşım yoktu. Bunun nedeni de kısacası artık
insanlık değil, kişisel çıkarların ön plana çıkması.
İnsanların değer yargılarının değişmesi.
Sonuç olarak şunu söylemek isterim. Ben; kişinin
malına, mülküne, şatafatına, verdiği çok pahalı
hediyelere değer vermem. Ben; kişinin insan
olmasına, sadakatine, doğru söylemesine,
karşısındaki kişiye insanca değer vermesine inanırım
ve ben de ona göre değerlendiririm.
Karşımda gerçek olarak insan
kimliğini, doğru insan kimliğini gösteren insanları
görmek istiyorum. Ne dersiniz, kelaynak cinsi diye
kabul ettiğimiz bu tür insanlardan yer yüzünde kaç
kişi var acaba?
Saygılarımla.
30.01.2007
Dr. Zerda ONURLU
|
|