| |
ÖNEMSEMEDİKLERİMİZ
Susuz ,kurak çöl ikliminin etkilerini giderek
daha fazla bedenimde hissetmeye başladığım bu
günlerde ,bedenimle birlikte düşünce dünyamda
dar kalıplarına çekildi.
Bir ben miyim diye kafa
yorarken insanların da bana benzediklerini
gördüm… Sıcakların etkisiyle düşünme, algılama
ve iletişim yeteneklerimizin hareketsizliğini
gözlemliyorum... Giderek çevremize karşı
duyarsızlaşıyoruz. Belki de kültürel bir sorun
olarak değerlendireceksiniz ama, bu bir
duyarsızlık, iletişimsizlik ve bencillik bence.
Bana dokunmayan yılan bin yıl yaşasın anlayışı.
AB’ nin sınırına dayandığımız bu günlerde biraz
daha derli toplu olmalıyız diye düşünüyorum.
İnsanıma gereken değer verilmeli, ayrım
yapılmadan. İki haftadır, hastane kapılarında
dolanıyorum. Umutların yarınlara uzandığı,
duaların hiç eksik olmadığı bir sonraki günün
beklentisinin insan yüreğine getirdiği yükü ve
heyecanı hissederek derman denizinde kıyıya
vuruyorum. Her yerde gördüğüm güzelliklerden
uzaklaşarak yaşamın arka sokaklarındaki
çirkinliklerin derinliklerinde kayboldum.
”Neden bunca güzellik varken ?” sorusu aklıma
takılıyor oysa; güzellikler kolay elde
edilmiyor. Böylesi otlar kolay bitiyor,
ayıklanması zor.
Sabahın ilk ışıkları ile birlikte
yüreğime acısı düşüyor, gördüğüm manzaranın.
Özel bir hastanenin giriş kapısı. Yaşlı bir
kadın. Oldukça kilolu. Ayağında şalvarı, başında
yemenisi dağınık kıyafetleri ve yüzündeki donuk
ifadesiyle hastane kapısının önüne iki genç adam
tarafından bırakıldı. Önüne mendili serildi.
Para kasası konuldu. Adamlar hızla yanından
uzaklaştı. Kadın oturma pozisyonunu öyle güzel
ayarladı ki sanki objektiflere poz veriyordu,
Sinema sahnelerinden biri çekiliyordu. Bedeni
iki büklüm oldu. Baş yana düştü eller açıldı.
Dudaklardan dualar dökülmeye başladı.
Çok geçmeden günün
hasılatını toplamaya başladı. Yanından
geçenlerden kimi şöyle bir bakıyor, kimi oralı
olmuyordu. Gönül gözüyle görenlerde yüreğini
bırakıyordu sanırım. Çoğunun aklında da
sorunlarla baş etme senaryoları yazılıp
çiziliyordu. Yollarının önündekiler onları
ilgilendirmiyordu.
Hastanelerin
dışındaki olaylar kadar içindeki olaylarda daha
ilgi odaklı. Yine bir kent hastanesi, Avrupa
şehri olmakla övünç duyulan kentimizden ikinci
kesit.
Yine yaşlı bir adam. Daha önce seri
ameliyatlar geçirmiş. Duymakta, yürümekte,
anlatmakta zorlanıyor. Yaşı tahminen seksen ama,
yaşam mücadelesinden hiç bir şey kaybetmemiş
!...
Tek başına kendi işini yapmaya çalışıyor. Gıpta
ile seyrediyorum. Bilgisayar sırasında kimsede
sıra vereyim diye düşünmüyor. Görevli sırası
geleni kaydediyor. Sıra amcaya gelir gelmez daha
adam ağzını açmadan kaydı yapan kız “- Sevkle
geleceksin ? Sevkin nerede amca? böyle olmaz “
diye sert çıkışıyor. Adamcağız ne olduğunu bile
anlamadan azarlandı.”-Beni doktor gönderdi
bunları verdi kızım” diyerek boyun büktü. Oradan
uzaklaşır gibi oldu. Kadın daha sert bir dille..
- Amca nereye gidiyorsun gel buraya! diyerek
ikinci bir azarını gönderdi. Adamcağız zor
duyuyor zaten. Yaşını almış hürmet ve ilgi
gösterilmesi gerekirken çocuk gibi
azarlanıyordu.
-Kadın bir daha böyle
gelirsen seni almam, bir defaya mahsus yapıyorum
işlemlerini” diyerek söylenmeye devam ediyordu.
“-Bu amca hep böyle yapıyor, hepsini biliyor ama
inat olsun diye yapmadan geliyor “ açıklamasını
oradakilere yapıyordu.
Mazereti de hazırdı.
”mazeret bulmayı iyi başaran kişinin başka bir
şeyi iyi başardığı pek görülmez “sözü aklıma
düştü.Nerden bilecekti ki yaşı neydi ?Bir amaç
uğruna yaşamak hayatın en doyumsuz keyiflerinden
biridir. O keyfide yavaş yavaş yok ediyordu
böyleleri.
Bizlerde etkisiz ve
tepkisiz olanları dizi seyreder gibi seyrettik.
Oradan uzaklaşırken yanımdan geçen iki yaşlı
insanın tartışmalarına ister istemez kulak
misafiri oldum. Kadın bastonuna dayanarak zor
yürüyor. Adam daha seri dinç. Seside oldukça
gür. Belli ki çok kızmış. Koridorda sesi
yankılanıyordu..
-Şimdi
yırtacağım bu kağıtları!..
-Kadın:-yırtarsan yırt. Çok umurumdaydı sanki!
-Yahu kadın sen nasıl
insansın ne biçim dinliyorsun anlatılanları?
-Ne var bunda
bu kadar kızacak.Haftaya bugün Salı günü gel
dediler bizde geldik.
Bu tartışma
anneannemle dedemin sessini çağrıştırdı geçmişe
yolculuğum başlamıştı. Düşle gerçek birbirine
kısa bir süre de olsa harmanlanmıştı.
Karşıma eski
tadımlık bir dost çıkıyor. Önce insan olmamız
gerekiyor diyorum. Anlam veremiyor. Tıpkı benim
anlam veremediğim gibi..
Samiye SEZEN SAYIN
31.07.2005-BURSA |
|