ÖRÜMCEKLER
Zamanın
silebildiklerinden yoksunum aslında.
Kabullenmem gerekenleri tam olarak ayırd
edemiyorum. İçimde acıyan o şey; bir kanser
mi, yoksa hayal kırıklığımı bir insana
karşı? İçimde neden kuşkular var? Sakinim
aslında. Kızamıyorum zaten bugünlerde çoğu
şeye. Bay/bayan mükemmellik değil aradığım
ama yapılabilecek şeyleri yapamıyor izlenimi
veren insanlardan nefret ediyorum!! İşte
insanların bu tutarsızlığı beni aradan oraya
savuran, yoran….. Çoğu zaman
hissedebildiğime lanet ediyorum. Sahip
olduklarım bana neden sahip çıkmıyorlar diye
ağlayıp duruyorum. Doğruyla yanlış arasında
mırıldanılan bir şarkı; anlamsız bir şarkı
olmaktan o kadar çok sıkıldım ki…
Kalabalığın içinde savrulmaktan şikayet
ederken neden hep kalabalığı ya da insanı
seçiyorum?... Anlamsız…. Ben değil miydim;
güvenmek acıdan başka bir şey getirmez,
zaman sadece geçiştirir acıyı ve ağlamak
zayıflıktır diyen? O zaman bu aptallığı niye
seçiyorum?!!? Off!!... Zayıfım işte!!
Yenildikçe oynamaya meraklı aptal insan
profili…Umutlarına düşkün ergen genç kız…
Hayırr!! Bu bana göre değil… Düğümleri
çözmek yerine neden bir düğüm atıcı
seçiyorum ki… Güneş özgürlük değil, denizse
hiçbir zaman eğlenceli olmadı, olamaz da….
Ben öyle bakmak istediğim zamanlar hariç
tabii….
İnsan bir örümcek ağı… Anladım…
Güneş tarafından baksanız göremezsiniz.
Yönünüzü çevirirsiniz deniz tarafına; yine
görünmez… Sonra uğraşırken uğraşırken
anlaşılır ki arada bir yerdedir ağ… Müthiş
bir düzen!!! Ulaşılmaz ve saydam!!! Gizli ve
heyecan verici!!! İnce bir sanat. Beyni
olmayan bir varlığın gizli matematiği…
Üçgenler, dörtgenler ve diğerleri… Öyle bir
düzen ki; biri bozulsa hepsi bozulur; öyle
bağlılardır ki birbirlerine… Keşke insanlar
da böyle bağlanabilse birbirlerine… Keşke
sözler hep o iki et parçasının arasında
kalmasa…. Neyse… Sonra o insana özgü dokunma
isteği doğar… Keşke insan da o kadar masum
ve içten dokunsa diğerine… Bozmak amaç
olmasa bile; dokunduğunuz andan itibaren o
büyülü güzelliği bozmuşsunuzdur zaten….
Örümcekse asılı kalır bu mahvedilmiş ağ
karşısında… Bıkmaz örümcek; tekrar yapar,
daha güzelini yapar…. Sonra diğer insan
gelir ve bozar… Bu kadar basittir işte…
Örümcek vazgeçmez yine yapar… Ama ben
vazgeçtim… Ağımı yükseltmesi, yüceltmesi
gerekenler, onu yeriyorsa ben bu işte
yokum…. İşte tek isyanım, tek gerçeğim bu!!!
Burada!!...
Ben bu akşam içimdeki
fırtınayı boşaltmak istiyorum ıssız ve
sessiz bir yere…… Sonsuzluğun kudretiyle,
sonsuzluğa bağırmak istiyorum sesim
çıkmayana kadar… O ağır cismi atmak
istiyorum sırtımdan. Denizin dibindeki her
kum tanesini saymaya çalışmayı bırakmak
istiyorum. Ağır, sonsuz ve sessiz olmayı
seçmeliyim aslında. Sil baştan başlamak
istiyorum. Hayatı sıfırlamak ve hep sıfırda
bırakmak. Sil baştan sevmek hep anılarda
kalsın, unutmaksa hiç bana göre değil… Aya
sesleniyorum; o garip ışığından bana bir
parça ver de, ben de senin gibi uzak ve
yalnız olayım; hesap sormasınlar bana da
senin gibi…..
Melike AŞKIN
|