Ana Sayfa

 
 

Edebiyat

 
 

Öyküler

 
 

Makaleler

 
 

Şiirler

 
 

Tiyatro

 
 

Hakkımızda

 
 

İletişim

 
     
  Hidayet Karakuş
Nazan Duman
Kübra DurmuşGülçin Can
Hüseyin Durmuş
Emrah Buran
 
 

 
   
     
 

YAZILARINIZI
BEKLİYORUZ





kafiyenet okurlarının siteye katkılarını bekliyoruz.
Yazılarınızı iletin, yayınlansın.
Şimdiden katkılarınız için teşekkür ederiz.

İletişim adresi olarak
yazi@kafiye.net
adresini kullanabilirsiniz.

 
     
     
    
    DENEME  
    MELİKE AŞKIN  
 
 
                           
 ÖRÜMCEKLER

       Zamanın silebildiklerinden yoksunum aslında. Kabullenmem gerekenleri tam olarak ayırd edemiyorum. İçimde acıyan o şey; bir kanser mi, yoksa hayal kırıklığımı bir insana karşı? İçimde neden kuşkular var? Sakinim aslında. Kızamıyorum zaten bugünlerde çoğu şeye. Bay/bayan mükemmellik değil aradığım ama yapılabilecek şeyleri yapamıyor izlenimi veren insanlardan nefret ediyorum!! İşte insanların bu tutarsızlığı beni aradan oraya savuran, yoran….. Çoğu zaman hissedebildiğime lanet ediyorum. Sahip olduklarım bana neden sahip çıkmıyorlar diye ağlayıp duruyorum. Doğruyla yanlış arasında mırıldanılan bir şarkı; anlamsız bir şarkı olmaktan o kadar çok sıkıldım ki… Kalabalığın içinde savrulmaktan şikayet ederken neden hep kalabalığı ya da insanı seçiyorum?... Anlamsız…. Ben değil miydim; güvenmek acıdan başka bir şey getirmez, zaman sadece geçiştirir acıyı ve ağlamak zayıflıktır diyen? O zaman bu aptallığı niye seçiyorum?!!? Off!!... Zayıfım işte!! Yenildikçe oynamaya meraklı aptal insan profili…Umutlarına düşkün ergen genç kız… Hayırr!! Bu bana göre değil… Düğümleri çözmek yerine neden bir düğüm atıcı seçiyorum ki… Güneş özgürlük değil, denizse hiçbir zaman eğlenceli olmadı, olamaz da…. Ben öyle bakmak istediğim zamanlar hariç tabii….
          İnsan bir örümcek ağı… Anladım… Güneş tarafından baksanız göremezsiniz. Yönünüzü çevirirsiniz deniz tarafına; yine görünmez… Sonra uğraşırken uğraşırken anlaşılır ki arada bir yerdedir ağ… Müthiş bir düzen!!! Ulaşılmaz ve saydam!!! Gizli ve heyecan verici!!! İnce bir sanat. Beyni olmayan bir varlığın gizli matematiği… Üçgenler, dörtgenler ve diğerleri… Öyle bir düzen ki; biri bozulsa hepsi bozulur; öyle bağlılardır ki birbirlerine…  Keşke insanlar da böyle bağlanabilse birbirlerine… Keşke sözler hep o iki et parçasının arasında kalmasa…. Neyse… Sonra o insana özgü dokunma isteği doğar… Keşke insan da o kadar masum ve  içten dokunsa  diğerine… Bozmak amaç olmasa bile; dokunduğunuz andan itibaren o büyülü güzelliği bozmuşsunuzdur zaten…. Örümcekse asılı kalır bu mahvedilmiş ağ karşısında… Bıkmaz örümcek; tekrar yapar, daha güzelini yapar…. Sonra diğer insan gelir ve bozar… Bu kadar basittir işte… Örümcek vazgeçmez yine yapar… Ama ben vazgeçtim… Ağımı yükseltmesi, yüceltmesi gerekenler, onu yeriyorsa ben bu işte yokum…. İşte tek isyanım, tek gerçeğim bu!!! Burada!!...
              Ben bu akşam içimdeki fırtınayı boşaltmak istiyorum ıssız ve sessiz bir yere…… Sonsuzluğun kudretiyle, sonsuzluğa bağırmak istiyorum sesim çıkmayana kadar… O ağır cismi atmak istiyorum sırtımdan. Denizin dibindeki her kum tanesini saymaya çalışmayı bırakmak istiyorum. Ağır, sonsuz ve sessiz olmayı seçmeliyim aslında. Sil baştan başlamak istiyorum. Hayatı sıfırlamak ve hep sıfırda bırakmak. Sil baştan sevmek hep anılarda kalsın, unutmaksa hiç bana göre değil… Aya sesleniyorum; o garip ışığından bana bir parça ver de, ben de senin gibi uzak ve yalnız olayım; hesap sormasınlar bana da senin gibi…..

                                                                        Melike AŞKIN






 

 
     
     
   
 

    

 
     
 

 
     
     
 

 
   Günlük Özgürlük  
 

 
     
  Dr Tuncay Filiz
Milli Eğitim Baka.Çanakkale
Kültür ve Turizm
İzmir Belediyesi
Konak Belediyesi