Ana Sayfa

 
 

Edebiyat

 
 

Öyküler

 
 

Makaleler

 
 

Şiirler

 
 

Tiyatro

 
 

Hakkımızda

 
 

İletişim

 
     
  Hidayet Karakuş
Nazan Duman
Kübra DurmuşGülçin Can
Hüseyin Durmuş
Emrah Buran
 
 

 
   
     
 

YAZILARINIZI
BEKLİYORUZ





kafiyenet okurlarının siteye katkılarını bekliyoruz.
Yazılarınızı iletin, yayınlansın.
Şimdiden katkılarınız için teşekkür ederiz.

İletişim adresi olarak
yazi@kafiye.net
adresini kullanabilirsiniz.

 
     
  Yunus Emre
Pir Sultan Abdal
Köroğlu
Erzurumlu Emrah
Dadaloğlu
Aşık Veysel
 
     MAKALELER                                          
   Dr SAİT GÜNGÖR ELGİN  
 


EĞİTİMCİ GÖZÜYLE 

Dr. Sait Güngör ELGİN
Eğitim Bilim Uzmanı
SMS:0532-516 09 28

OSS KALDIRILABİLİR Mİ? 

Bazı Partiler seçim bildirgelerinde, özellikle genç oylara yönelik olarak, iktidara geldikleri takdirde  OSS’yi kaldıracaklarını vaad ediyorlar. Peki gerçekten OSS kaldırılabilir mi? 

Önce, bu sınav sisteminin niçin ortaya çıktığına bir bakalım. Bu sistemden önce üniversitelere girişle ilgili neler yapılıyordu? Çok partili hayata girdiğimiz yıllardan önce üniversiteye girebilmek için, yalnızca liseyi bitirmek yetmiyordu. Bir de sorularının Ankara’dan gönderildiği OLGUNLUK İMTİHANI vardı. Yani bir genç, liseyi bitirse bile, Olgunluk İmtihanında başarılı olmadığı takdirde üniversiteye giremezdi. O yıllarda lise mezunu olmak da, olgunluk imtihanını verip üniversiteye girmek de çok zordu. 1950’de Demokrat Parti tek başına iktidara gelince eğitim sisteminde kaldırdığı imtihanların başında Olgunluk İmtihanı geldi. Lise mezunları, üniversite önünde kendileri için önemli bir engel olarak gördükleri Olgunluk İmtihanının kaldırılmasından pek mutlu oldular. Üniversite önünde yığılmayı önleyen bu imtihanın kaldırılması ile tüm lise mezunlarına üniversite kapısı açılınca, üniversite önündeki yığılmalar artmaya başladı. Aynı fakültede okumak isteyen öğrenciler, fakültenin kontenjanından fazla olduğu zamanlar, üniversiteler giriş sınavları yapmaya başladılar. Bu durum o kadar karışıklıklara sebep oluyordu ki; üniversitelerin bulunduğu Ankara, İstanbul ve İzmir’de taşradan gelen gençler, günlerce sınavdan sınava koşarak istedikleri üniversitenin, istedikleri fakültesine girebilmek için uğraşır dururlardı. Bazı sınav gün ve saatleri çakıştığı için tercih yapmak zorunda kalabiliyor, günlerini otel köşelerinde sınav sonuçlarını bekleyerek geçiriyorlardı. Çünkü sonuçlar üniversitenin ilan tahtalarında duyuruluyor, kontenjan dolmadığı takdirde, yeniden sınavlar açılıyordu. İşte OSS bu sıkıntıları ortadan kaldırmak için, o yıllar yeni kurulmaya başlamış olan Hacettepe Üniversitesi’nin genç ve dinamik öğretim üyelerinden Sayın Prof. Dr. Altan beyin gayretleri ve Sayın Prof. Dr. Doğramacı’nın yardımları ile bir sistem olarak kuruldu, denendi, geliştirildi bugünkü halini aldı. 

O halde şimdi niçin bu sistem kaldırılmağa çalışılıyor? Üniversite önündeki yığılmanın sebebi bu sınav mı?  Bu  sınav kaldırıldığı takdirde, yukarıda belirttiğim, aynı fakülteye kontenjanın üstünde başvuru olduğu zaman, ki olacaktır. O zaman gene her üniversite kendi sınavını kendi yapmak zorunda kalacak, öğrencilerin bu sınavlara girip çıkması, üniversite sayısının elliye çıktığı ülkemizde yeni karışıklıkların olması kaçınılmazdır.  

Deniyor ki, yeni üniversiteler açalım, öğrenciler açıkta kalmasın. Tamam açabilirsiniz. Üniversite yalnız binadan ibaret değildir. Donanımı, Öğretim elemanı ihtiyacı binayı yapmaktan çok daha zordur ve zaman gerektirir. Hadi diyelim ki bunlar da sağlandı. Peki bu üniversitelerden mezun olan gençlere iş imkanı nasıl sağlanacak? Bu defa işsiz ve  nitelikli insanlardan oluşan bir toplum. Bu günkü işsizlere bakıldığı zaman bu durum çok net olarak görülür. Üniversite eğitimi çok pahalıdır. Biz de hiçbir işe yaramayacak, sırf üniversite mezunu olmak için üniversitede eğitim yaptırtmak lüksüne sahip değiliz.  

Sistem üzerinde yapılacak değişiklikler, sistemin diğer ögeleri üzerinde etki yapar. Politikacıların oy almak için attıkları her adım, verdikleri her sözü, her vadi iyice incelemeden vermemeleri gerekir. Cumhuriyetimizin kuruluş yıllarında bile bu günkü kadar uzman kişiler bulunmamasına rağmen böyle hatalar yapılmamıştır. 

Bir zamanlar Milletvekili bir arkadaşım, üniversite kontenjanlarını nasıl artırabiliriz diye kafa yordu, gece öğretimini önerdi ve maalesef anarşik döneme rastladığı için o uygulama da başarılı olamadı. Bu tür sorunları çözmek için, işi sorun çözmek olan özel kuruluşlar, üniversitelerin ilgili alanlarında çalışan onca uzman dururken, bu işlere yeni başlamış birkaç siyasinin veya bürokratın sistemler üzerinde yapacağı değişiklikler sonuç vermez, bir sorun çözülmüş gibi görünür ama daha büyük sorunlar yaratabilir.  

İngiltere ve Almanya’da bu sorunlar yoktur. Çünkü üniversiteye gelmeden çok önce çocuk daha 11 yaşında iken, üniversitede eğitim alabilecek yeterliliklerinin bulunup bulunmadığına bakılıyor, ona göre bizdeki genel liselerdeki eğitime benzer Gramer Okulları’na veya Almanya‘da olduğu gibi Jimnazyumlara yönlendiriliyor, bu yeterlilikte olmayan diğerleri ise kısa yoldan hayata hazırlayıcı okullara yani mesleki okullara yöneltiliyor. Öğrencilerin % 55-60 bu okullarda okumakta ve ehil birer meslek adamı olarak hayata atılmaktadırlar. Bu kararlar verilirken, çocuğun ana sınıfından başlayarak 11 yaşına gelinceye kadar her sınıfta öğretmenleri tarafından verilen raporlar, velinin istekleri, çocuğun eğilimleri, 11 yaşındaki çocuklara uygulanan sınav sonuçları dikkate alınıyor. Verilen karar kesindir. Ayrıca üniversiteler paralıdır. Çok pahalıdır. Bu paraları ödemeye gücü yetmeyen nitelikli öğrencilere devlet, kurumlar burslar vermektedir.  

Hem üniversite önünde yığılmadan söz edeceksiniz, sınavı kaldıracak, hatta harçları bile almayacaksınız. Peki bu önlemlerle neyi çözeceksiniz? 

Biz makine mühendisine petrol istasyonunda hortumcu, kimya yüksek mühendisine dondurma sattıracak kadar Amerikalı olamayız.  

Siyasilerimizi bekleyen en önemli sorunlardan biri, hiç de dikkate almadıkları bir sorun var ki; bu fakir halk dişinden tırnağından artırdığı paralarla yetiştirdiği evlatlarını yurt dışına kaçıran, beyin göçünü önlesinler. Yetişkin elemanlarımızın sayımını yapıp, şunun bunun kaprisleri yüzünden işe alınmayışlarının sebeplerini araştırsınlar. Bu sebepleri ortadan kaldıracak önlemler alsınlar. Rahmetli Özal zamanında yurt dışından bu beyinleri yurda çağırdığını, değerlendirdiğini ve başarılarına başarılar kattığını biliyoruz. Politika adam harcama mesleği olmamalı.               

 
 

 
 
                                                                                                 Ana Sayfa  
     
   
 

    

 
     
 

 
     
     
 

 
   Günlük Özgürlük  
 

 

 
     
  Dr Tuncay Filiz
Milli Eğitim Baka.Çanakkale
Kültür ve Turizm
İzmir Belediyesi
Konak Belediyesi