|
|
| |
MAKALELER |
|
| |
EBRU KAYA |
|
| |
SABAH ERKEN
Bir gün sabah çok erken bi saatte kalktım.
Bir şeyler uyumamı engelliyor gibiydi. Elimi
yüzümü yıkayıp kafamı kaldırdım, aynada bana
bakan bi çift göz gördüm buruşuk, bi surat,
altında torbalar oluşmuş bi çift göz. Sanki
bunlar bana ait değilmiş ve geçen gençliğim
hala duruyormuş gibi şaşırdım ve dışarı
çıkıp oturdum. Aslında üşüyordum ama düşen
kar tanelerine bakıp ısınıyordum sanki.
Geçen gençliğim üstümü örtüyordu ısınayım
diye. O sıcacık yorgana sarıldıkça
ısındığımı hissediyordum. İçeri gidip
uyumaya karar verdim. İçerisi soğuktu.
Yatağıma yattım, üşüdüğüm halde alnımdan
terler boşanıyordu; sanırım hasta
oluyordum.. Biraz uyumaya çalıştım.
Kalktığımda başımın ağrıdığını ve vücudumun
bana isyan ettiğini hissettim. Artık sıcak
sıcak terliyordum ve hafif hafif titremeye
başladım. O anda anladım ölüm beni de almaya
geldi, işte sıra bendeydi.. O zaman anladım
ki yaşamak çok güzel bir şey birden boş yere
geçirdiğim gençliğim geldi aklıma. Hani
derler ya insanın hayatı bi film şeridi gibi
geçer ölürken gözünden işte öyle..
Gözlerimin pınarından yaşlar boşanmaya
başladı hayır ölüyorum diye ağlamıyordum...
Sadece yaşamın manasını anlayamadığım ve onu
çok geç bi zamanda anladığım için
ağlıyordum. Ruhum hafif hafif beni
bırakıyordu ama ben o anın bile tadını
çıkarıyordum; çünkü yaşıyordum.. Ama neden
bilmem bunu çok geç anlamıştım. Her şey
bitmişti benim için.. Ama yaşadığını ne
zaman anlarsan anla bi an bile hayatındaki
boşa geçirilmiş bi kaç yıla bedeldir..
Ebru
KAYA
|
|
|
| |
ANA SAYFA |
|
|
|
|