SENİ SANA YAZDIM
Zamanın
gözbebeklerinden
yuvarlanıp seni sana
yazdım sessizce. Ne
müthişti birlikte
geçen zaman,
şehvetti içimizde
uyanan. Göğsünde
dikenleri taşıyan
saçlarını
yıkayacaktım
karadenizin azgın
dalgalarında. Sütten
kesilmiş ceylanları
indirecektim
ezanlarla kapına.
Uykusuzluğunu taş
dibeklerde dövüp
,seni sana yazdım
dün gece. Kalemimin
ucundan mürekkep
değil beyaz
yüreğinin mavi
denizlerine " ben"
akıyordum. Gözlerini
ilk gördüğüm de
nadasa bırakılmış
toprağa ekiliyordu
simsiyah. Yıldızlar
gecelere gelin
edasıyla seriliyordu
birer birer. Mavi
denizler,
karakışlara gelin
gitmiş baharların
tozlu dudaklarını
yıkıyordu
gözlerinde, utangaç
şehvetli sevgili.
Sen seviyordun ama
ben iki aşk arasında
sıkışan mengene
misali kavruldum,
karadenizin hoyrat
sularında savruldum.
Savruldum da çıkar
yol bulamadım
etrafım buruk acıyla
çerçeveli. Seni her
anışımda, içime
düştüğün de titredim
sebepsizce. Görmek
istedim ama cesaret
edemedim kopamam
diye... Ahhh. muzo
yüreğinin acılarını,
soğuk kaldırımlarda
dövmekte usta
ellerim, yüreğinin
resmini gökyüzü
tuvallerine
çizemeyecek kadar
acemiydi. Sesin
hoyrat meltemlerin
sarıldığı deniz
kadar ılıktı,
dokunmaya kıyamadım.
Sana baktığımda buz
dağının güneşin
karşısında erimesi
gibi gözlerindeki
umudun erimesinden
korktum.
Sabah olacak
arsız karanlığın
esaretinden kurtulup
özgürlüğe kavuşma
çığlıklarına gebe
kaldığında ellerinin
sıcaklığı hala
avuçlarımda. Güneş
perdelerine eğilmiş
yazın umutlarını
fısıldayacak,
saçların karanfiller
gibi güzel kokacak.
Ben senin tarafından
sevilmenin verdiği
güçle, filizlenmiş
güllerin dallarını
kıran rüzgara kafa
tutacağım. Öyle
duruydu ki gözlerin,
öyle ılık ki nefesin
seni bende
hissettim. İçim
ürperdi, çoştu
suskun akan ırmaklar
benliğimde dalga
dalga, iklimler
değişti gözlerinde.
Güneş toprağa, gece
karanlığa,
kelebekler bahara ve
sen bana
sevdalıydın. Pembe
yanaklarına uzanıp
gözlerimi pamuksu
düşlere kapattım.
Uyuduğunda senin
yüreğine geleceğim
ve kaldığım yerden
sana yazmaya devam
edeceğim.
F.HAMZAÇEBİ